Etiketler

Ermeni Diasporasından Gürcistan’a Sözde Soykırımı Tanıma Çağrısı

TurkishNY.com - Gürcistan’daki Ermeni organizasyonlar, Gürcü Parlamentosu’na sözde Ermeni soykırımını tanıması yönünde çağrıda bulundu. Public Radio of Armenia’nın haberine göre Gürcistan’da bulunan bazı Ermeni dini ve laik organizasyonlar, Gürcü Parlamentosu’na “diğer uygar dünya ülkelerine” katılma ve Osmanlı İmparatorluğu tarafından yapıldığını iddia ettikleri sözde Ermeni soykırımının tanınması üzerine müzakereler yapma çağrısında bulundular.

'Türk değilim, Ermeniyim'


 Türkiye doğumlu futbolcu Aras Özbiliz, Ermenistan'da katıldığı bir programda kendisini Türk değil Ermeni olarak tanımladı... "Ben Türk değilim. Ermeniyim. Sadece Türkiye'de doğdum. Onun dışında da Hollanda'da büyüdüm ve orada yaşadım." İstanbul'da yaşayan ve Ermeni asıllı olan Özbiliz ailesinin oğlu Aras, Hollanda'ya ailesi ile birlikte yerleşti. Futbola Ajax altyapısında başlayan ve kırmızı-beyazlı ekibin formasını profesyonel olarak da giyen Aras, milli takım tercihini ise oldukça tartışmalı bir sürecin ardından Ermenistan'dan yana seçti.

"Ermeni Soykırımı" Konferansı


Altın Koza Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kemal Çiçek, Ermenilerin soykırım iddialarını Türkiye'ye kabul ettirmek istediğini bildirdi... Ermenilerin ciddi bir propaganda çalışması yaptığını dile getiren Çiçek, "Ermenilerin tek gayesi Ermeni soykırımı iddialarını dünyaya duyurmak ve dünya ülkelerine kabul ettirmek değil. Onların şimdi en önemli gayesi bunu Türkiye'ye kabul ettirmek. Çünkü amaçları Türkiye'den tazminat almak. Ermeni meselesiyle ilgili neredeyse kitapların tamamı Türkçe'ye çevrilirken, biz doğru düzgün 20 kitap ortaya koyamadık" diye konuştu.

Murat Belge Bu haberi okuyunca Bilseydim Güneydoğu değil Paris'te akil olurdum diyecek


Le Monde gazetesinin Türkiye muhabiri Guillaume Perrier ile Le Figaro gazetesinin Türkiye muhabiri Laure Marchand birlikte "Türkiye ve Ermeni hayaleti" isimli kitap yazdı... Collectif Van, UGAB dernekleri gibi aşırı milliyetçi ve ırkçı Ermeni kuruluşları ve Fransız televizyonlarında Türkleri soykırım yapmak ve bunu inkar etmekle suçlayan iki Fransız muhabir en son olarak France 24 kanalında Türkiye'nin sözde Ermeni soykırımını kabul ederek Ermeni mallarını geri vermeye çağırdı. "Çankaya köşkü bile Ermenilerin malıdır" diyen Guillaume Perrier ve Laure Marchand, durumun böyle olduğunu gösteren belgeleri Kanada'da yaşayan Ermenilerin elinde gördüklerini iddia ettiler. Türk halkının tarihi bilmediğini söyleyen Laure Marchand artık "Türkiye'de resmi tarihin yıkılma zamanı gelmiştir" dedi.

Franz Werfel’in «Musa Dağında 40 Gün» romanının 80. yılına yönelik anma etkinliği

Ermeni Soykırımı Müze-Enstitüsü ve Ermenistan Ulusal Kütüphanesi Franz Werfel’in «Musa Dağında 40 Gün» ünlü romanının 80. yılı çerçevesinde bir sergi düzenliyor. Sergi 17 Nisan’da Ulusal Kütüphane ana binasındaki salonda geçekleştirilecek. «Musa Dağında 40 Gün» romanı Soykırım yıllarında Kilikya Ermenilerinin kahramanlık mücadelesini anlatmakta. Bu mücadele sonucu 4 bini aşkın kişi imha olmaktan kurtuldu ve Fransız savaş gemisi tarafından kurtarıldılar.

Soykırımı tanımak başımızı daha dik yapar

Doğan Tarkan
Türkiye’de Cumhuriyet bir dizi büyük tarihi olay üzerine kuruldu. Kürt kimliğinin ortadan kaldırılmaya çalışılması, Kürtlere dönük asimilasyon politikası bunlardan bir tanesi. Bir de bir dizi azınlığın varlığının silinmesi icraatı var. 1915’de Ermeni soykırımı bu toprakların en eski halklarından birisinin adeta yok edilmesini getirdi. 1915-24 arasında bu toprakların bir başka en eski halkı ve nüfusun Ermenilerle birlikte çok önemli bir kısmını oluşturan Rumlar bir yandan kırıldılar, diğer yandan da ülkeden kovuldular…  Bu süreç yakın zamana kadar sürdü. Ermeniler ve Rumlarla birlikte Müslüman olmayan birçok halk da aynı akıbete uğradı. Cumhuriyet Türkiye'sinin yeni egemen sınıfları Ermeni ve Rum zenginliklerine el konması ile oluştu. Yani Türk egemen sınıfı ve Kürt toprak ağaları katliamların, sürgünlerin üzerinde şekillendiler. İki yıl sonra 1915 Ermeni soykırımının yüzüncü yıldönümü. Dünyanın birçok ülkesi bu soykırımı kabul etmiş durumda. Sadece Türkiye soykırımı reddetmekte ve bin bir dereden su getirmekte. Kürt sorununda önemli adımların atıldığı bugünlerde Ermeni Soykırımı’nın tanınması için de adımlar atmak gerekir. 24 Nisan 2013 böyle bir kampanyanın başlangıcı olacak. Türkiye halkları Ermeni kardeşlerinden özür dileyecek, soykırımı tanıyacak ve başı daha dik olarak, dünya halklarının arasına katılacak…

Gevorg Danielyan: Soykırım gerçeğinin hukuki platforma getirilmesinin zamanıdır

Anayasa Mahkemesi danışmanı, «Anayasal Haklar Merkezi» Kurul Başkanı Gevorg Danielyan, ″Görüldüğü kadarıyla bizim eksikliğimiz, siyasetteki hassas noktamız hukuki akitleri tartışma gündemine getirememiş olmamızdan kaynaklanmaktadır. İnsanlığa yönelik bu tip mahkemelerde vakalar ulusal mahkeme ve uluslararası mahkeme mercileri olmak üzere iki şekilde incelenmektedir. Nüremberg yargılamalarını paralel örnek olarak verebilirim″ dedi.

Ayasofya: Kutsal Bilgelik


Trabzon Ayasofya yeniden cami oluyor... Kilise olsun, Hrıstiyanlar ibadet etsin orada demiyorum. Çünkü her iki dine de vermesi gereken hizmeti vermiştir Kutsal Bilgelik, şimdi sıra tarihin bir aynası olarak hizmet etmesindedir... Trabzon Ayasofya yeniden cami oluyordu. İmam ve hatibi atanmıştı bile. Zaten kendisiyle görüşülen ve bilgi alınan kişi de Trabzon Müftüsüydü... Haberi gördüğümde kapıldığım öfke patlaması yavaş yavaş sönerken, kendi kendime etraflıca düşünüyorum. Anlıyorum ki, bütün bunların bir mantığı var. Basit ama, var: Oranın Müslüman olmayan, eski, zengin, geçmiş kültürünü tamamen silmek.

Raffi A. Hermonn: Ermeni asıllı biri neden CHP üyesi olur

Şerafettin Elçi’nin “Türkiye’de Kürtler vardır, ben de bir Kürdüm” ifadesi milat olmuştur. Hakan Şükür’ün de, kökeninin Arnavut olduğunu söylemesi yine bir milattı... Benzeri miladi beyanların CHP’den gelmesini çok isterdim ama maalesef daha çok uzaktayızBugün CHP üyesiyim; 29 Mart 2009 seçimlerinde, Adalar Belediyesi’ne Farsakoğlu ekibinden seçilmiş olmam, (Ermeni) Cemaat’imin bir kısmı tarafından tepkiyle karşılanmıştı...

Salon Konserleri

Sevgili Klasik Müziksever Dostlarımız, Hekimbaşı Salih Efendi yalısı iç mekanda düzenlediği "Salon Konser"lerine devam ediyor. Sıradaki konserimiz 18 Nisan 2013 tarihinde saat 19.30'da. Konserde yorumcu olarak Esra Berkman (kanun) ve Nazlı Işıldak (piyano) ikilisi yer alacaktır.Esra Berkman’ın 2008 yılında kurduğu Kanun Piyano İkilisi’nin öncelikli amacı, Ermeni kanun repertuarının performansa yönelik olarak edinilmesi ve Türk kanun repertuarına ilişkin sahip olunan repertuar çerçevesinde geleneksel bir çalgı olan kanunun, piyanoyla birlikte, solo bir enstrüman olarak niteliklerinin vurgulanması yönünde çaba sarf etmektir.

St. Thomas Church Celebrates 48th Anniversary With Palm Sunday Banquet


By Madlen E. Setian
On Palm Sunday, March 24, the St. Thomas Armenian Church of Tenafly, N.J., celebrated the 48th anniversary of its consecration, honored by the presence of Archbishop Khajag Barsamian, Primate of the Diocese of the Armenian Church (Eastern), who delivered the homily and presided over the Divine Liturgy and celebratory dinner.

Appeal to all Armenians in the world

Since 2005, a website solely dedicated to the memory of Armenian Genocide victims is visible on www.inhomage.com  This memorial brings victims' names by region. The designer, journalist Jean Eckian called descendants of genocide victims to register the names of their relatives in place of birth in order to demonstrate extent of the disaster in front of the international community.

Deacon Ordained in Cleveland

St. Gregory of Narek Church of Cleveland, Ohio, welcomed Archbishop Khajag Barsamian, Primate of the Diocese of the Armenian Church of America (Eastern), for a weekend of fellowship and worship that culminated in the ordination of longtime parishioner Murad Demirjian to the diaconate, on Sunday, April 7.

Ermeni korosu 310 yaşında

Samatya Kilisesi Sahakyan Muganni Heyeti ve Korosu resmi kuruluşlarının 310. ve 75. yıldönümlerini çeşitli kültürel etkinliklerle kutluyor. Koro, bu kapsamda 20 Nisan ve 27 Nisan'da Şişli Kent Kültür Merkezi'ndeki 2 ayrı konserle müzikseverlerle buluşacak. Sahakyan Korosu, büyükler grubu şefi Sevan Agoşyan ve çocuk korosu şefleri (kendileri de çocuk korosundan yetişmişlerdir) Anita Kurtoğlu ve Alen Keçeci ile birlikte yaklaşık 70 yetişkin korist ve 80 çocuk koristle koral faaliyetlerini yürütüyor.

27 Nisan'da Ermeni Yalanlarına Son Mitingi Düzenlenecek

Turkishny.com
TADF’ye üye derneklerden Genç Türkler Derneği (Young Turks) tarafından "Ermeni Yalanlarına Son ve Şehit Diplomatlarımızı Anma " mitingi düzenlenecek. New York'ta bu yıl 9'uncusu düzenlenecek olan miting 27 Nisan 2013, Cumartesi günü 13:00 - 16:00 saatleri arasında New York şehrinin dünyaca ünlü meydanı Times Square'de, 42'nci sokak ve 7'nci cadde arasındaki alanda gerçekleştirilecek.

Derik'in son Ermenileri

Emrullah Karakaş / Derik (Mardin), (DHA)
MARDİN'in Derik İlçesi'nde son Ermeni ailesi olarak yaşayan Yürşalın- Naif Demirci çifti ilçe merkezinde bulunan Surp Kevork Ermeni Kilisesi'nde ibadetlerini yapıyor. Demircilik yaparak geçimlerini sağlayan Naif Demirci, ilçe halkından oldukça memnun olduğunu belirterek, "Ben ölürsem kiliseye kim bakacak?" diye merak ettiğini söyledi. 1915 yılına kadar 1900 Ermeni'nin yaşadığı Derik İlçesi'nde tek başlarına yaşayan Naif ve eşi Yürşalin Demirci çifti ilçeden göç etmeyi düşünmediklerini belirtti.

Fransa’daki Ermeni Diasporası Sözde Soykırım Yasası İçin Bastırıyor

TurkishNY.com – Sözde Ermeni soykırımını destekleyen bir imza kampanyası yürüten Fransa’daki Hayastan Kültürel Sendikası, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ye seçim vaadini tutması ve sözde Ermeni soykırımının inkar edilmesinin cezaya tabi tutulması yönündeki yasa tasarısını kabul etmesi çağrısında bulunuyor. PanArmenian’ın haberine göre imza kampanyası Fransa’nın Paris, Lyon ve Marseille şehirlerinde devam ederken, yüzlerce insan da girişime Valence’de katıldılar.

Ermeni Sorunu Ve Türkler

Erdem Akyüz
Değerli hukukçu Yekta Güngör Özden, yeni çıkan kitapları tanıttığı Sözcü Gazetesinde yayınlanan son yazısında “Av.A.Erdem Akyüz’ün ‘Ermeni Sorunu ve Türkler’ adlı kitabını, araştırma, tarihçilerin görüş ve değerlendirmelerini içeren Türkçe, İngilizce, Fransızca ve Almanca olarak dört dilde yazılmış olup, uzun seneler boyunca yararlanılacak bir yapıttır” şeklinde ifade kullanmıştır. Gerçekten ulusal sorunlarımızı anlatmakta yetersiz kalıyoruz. Alışılan tabiri ile –iç ve dış mihraklar- aslı olmayan uydurma şeyleri adeta “damardan enjekte” ediyorlar. Tarihimizi, milli benliğimizi saptırıp değişik yönlere çekiyorlar, bizler ise haklı olduğumuz konularda sesimizi duyurmakta aciz kalıyoruz. Bize yutturulan uyduruk ve sanal tarihi, gerçekmiş gibi kabul ediyoruz. (Bir o eksikti. HYETERT)

Gürcistan-Ermenistan Yakınlaşması Ve Rusya

ABD ile Rusya arasındaki sistemsel hegemonya-çok kutupluluk rekabetinin en önemli kırılma noktalarından biri olan Güney Kafkasya’da son dönemde ilginç bir müttefiklik ilişkisi gelişmeye başlamıştır. Gül Devrimi’nin ardından ABD ve Rusya arasında dengeyi gözeten dış politika anlayışını değiştiren ve Avro-Atlantik Dünyası’nın sistemsel hegemonyasına eklemlenmeyi ön plana alan Gürcistan, Rusya’nın Güney Kafkasya’daki müttefiki, hatta askeri üssü olarak bilinen Ermenistan ile ekonomik ve siyasal ilişkilerini geliştirme anlayışına yönelmiştir. Üstelik bunu yaparken, Gül Devrimi sonrası Güney Kafkasya özelinde bölgesel bir blok oluşumu içerisine girdiği ve karşılıklı ekonomik bağımlılık ilişkisi geliştirdiği Azerbaycan ve Türkiye’nin kendisine yöneltebileceği tepki dalgalarını da fazlaca önemsememiş ve gündeme getirmemiştir. Hâlbuki bu durum, Güney Kafkasya özelindeki sistemsel fay hattı üzerinde sismik hareketliliğin arttığını gösteren önemli bir dayanak noktası oluşturmaktadır.

Baskın Oran: İşçi Partisi'nin söylemini duydukça Solculuğumdan utanıyorum

Akil İnsanlar'dan Baskın Oran, İzmir Urla'da İP'liler tarafından atılan sloganların planlı yapıldığını belirterek, sert tepki gösterdi. Oran, "Eski Maoist, yeni İşçi Partisi söylemini duydukça solcu olduğumdan utanıyorum. Aynı sözleri duymaktan bıktık" dedi... Oran, "Devlet 12 Eylül'den önce de Kürtler üzerine terör uygulamıştır. Cumhuriyet yanlış kuruldu. Cumhuriyet 1924 Anayasası'ndan itibaren ulus devlet ilan etti. Kürtleri biz böyle isyan ettirdik. Şimdi biz Cumhuriyeti demokratik olarak yeniden kuruyoruz. Başımıza bela olan ulus devletten kurtuluyoruz" dedi. Heyet Üyesi Fuat Keyman ise "Son üç aydır şehit verilmemesi önemli değil mi?" dedi.

''İz'' Kalmasın Kiliseleri Cami Yapalım


Bir kiliseyi camiye dönüştürmek ne anlama gelir? Kilise oradan kalkmış olacaktır öncelikle... Geride ''İZ'' kalmayacaktır, birilerinden. Çünkü geride sadece ''İZ''ler kalmıştır ve bu izler dahi birilerince tehdit olarak algılanmaktadır. Bu ''İZ''ler, tarihi izlerdir, dini izler değil. Bu ''İZ''ler her gün tarihi gerçeklerle hesaplaşma riski taşımaktadırlar. Bu ''İZ''ler, tarihte suç işleyenlerin bir gün adaletle karşılaşma korkularını büyütmektedir ve bu yüzden bu ''İZ''leri yok etme peşindedirler... Öte yandan bir kiliseyi camiye dönüştürmek, egemenliğin işaretidir onlara göre. Egemen olmuşlar, galip gelmişler ve kendi inançlarını başkalarına kabul ettirmişlerdir. Osmanlı ve Cumhuriyet tarihi yine benzer örneklerle doludur.

Ferikoy Merametçiyan Okulundan Başarı Haberleri

42. Uluslararası Gençler İçin Mektup Yazma Yarışmasında, okulumuzun öğrencilerinde Larissa Ilgarlar birinci olarak dereceye girdi... Notre Dame De Sion öykü yarışmasında okulumuz öğrencilerinden Sarin Taşhan birincilik, Nadin Berberyan dördüncülük ödülünü aldı.  

Kilise göründü

Muğla'nın Bodrum İlçesi’nde 42 yıl halk eğitim merkezi olarak kullanılan binanın yıkım çalışmalarıyla, 280 yıllık Aya Nikola Kilisesi de ortaya çıkmaya başladı. Bodrum Belediye Başkanı DP'li Mehmet Kocadon "Kilisenin orijinal duvarlarına ulaşmayı başardık. Şimdi amacımız kiliseyi tamamen ortaya çıkartıp kültür turizmine kazandırmak" dedi.

Mısır’daki ‘dini’ çatışmalar

İlyas Coşkun
Mısır’da hafta sonu yaşanan Müslüman-Hıristiyan çatışması, uzun bir süredir rejime karşı sokağı tutan, demokrasi ve özgürlük isteyen muhalefetin önüne aşması gereken yeni sınavlar koyuyor. Bu son çatışma, Kahire’nin kuzeyindeki Kalyubiye kentinde bir grup Kıpti Hıristiyan gencin iddialara göre, İslami eğitim veren El-Ezher’in duvarına, Müslümanlara hakaret içeren ifadeler yazmasıyla başladı. Resmi raporda belirtilen bu olay sonrası kentteki Hıristiyanlara ait bazı dükkanlar yağmalandı. Farklı dinlere mensup kişilere ait bir kısım mülkler yakıldı. Pazar günü ise olaylar Kahire’ye sıçradı.

Hepimiz Ermeni köyü Vakıflılıyız! Hepimiz Ürgüplüyüz!

Selva Trak Ulupınar
Ülkemizdeki tek Ermeni köyü olan Vakıflı’da... Hatay Samandağ’da kısmen Akdeniz manzaralı, Suriye sınırına kuş uçuşu mesafede, yaklaşık 150 kişilik nüfusuyla şirin mi şirin bir köy burası...Azalan nüfusundan dolayı yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan, bu nedenle köy okulu bile kapatılan, tek geçim kaynağı turizm ve organik tarım olan köyü yaşatabilmek için köy kadınlarının verdiği mücadele herkesi hayranlık içinde bırakmış durumda... Öyle ki onlar bu mücadeleleri ve başarılarıyla Sabancı Vakfı’nın  ‘’Fark Yaratanlar’’ programına bile konu oldular. Vakıflı Köyü Kooperatifi Kadınlar Kolu kurulduktan ve kadınlar faal olarak çalışmaya başladıktan sonra köyde oluşan değişiklikler dikkat çekici nitelikte...

"Ulus devleti yıkmak istiyorum"


İzmir’de temaslarda bulunan akil insanlar heyeti üyesi Baskın Oran, ’Beyaz Türkler eşit olmak istemiyor. Ben tek ulusun üstünlüğüne inanan ulus devletini yıkmak istiyorum’ diye konuştu... Oran, Türkiye'nin Ermeni, Kürt ve İslam meselelerini halının altına süpürdüğü için sorunların patlak verdiğini söyleyerek, "Biz 1915 Ermeni kırımından bu yana hiçbir önemli sorunu halletmedik. Hepsini halının altına süpürdük. Ermeni Meselesi, Kürt meselesi, İslam meselesi, Ak Parti'nin iktidara gelmesiyle biraz sancılı, ama çözüm yoluna girmiştir. Ermeni Meselesi'ni halletmeye daha var. Kürt meselesi önümüze tabu olarak çıkıyor.

Gürcistan ve Ermenistan ortak pazarda anlaştı

İki ülke arasında ortak pazarın oluşturulması için çalışmaların başladığı açıklandı. Gürcistan Dışişleri Bakanı Maya Panjikidze Erivan'a resmi ziyaret gerçekleştirdi. Ermeni mevkidaşı Eduard Nalbandyan ve Başbakan Tigran Sarkisyan ile görüşen Panjikidze, Gürcistan hükümetinin yeni ortaklık önerileri sunacağını açıkladı. Gürcistan ve Ermenistan arasında sınır kapılarının yenilenmesi, ortak sınır kontrolü ile tarım ve ulaştırma alanlarında ortak çalışmaların ele alındığı görüşmede fikir birliğine varıldı. 

Conference on Prevention of Genocide at UN Headquarters

NEW YORK -- Scientific conference on the prevention of genocide was held at the UN headquarters in New York. The event sponsored by the Armenian Permanent Mission of Armenia to the UN and a number of NGOs featured representatives of UN member states, experts and foreign guests. Armenian Permanent Representative to the UN, Ambassador Karen Nazaryan noted in his opening remarks that the crime of genocide reoccurs in different parts of the world and emphasized the importance of international cooperation on the prevention of genocide and the punishment of the crime.
Speaking about the international recognition of the Armenian Genocide, the Ambassador said “Armenia continues the consistent steps in that direction and the Turkish authorities will have to recognize the Genocide sooner or later, despite their policy of denial.”

Armenian Genocide Exhibit Will be Included in Canadian Museum for Human Rights

\WINNIPEG -- Calling the killing of Armenians by Ottoman Turks a genocide may hurt lucrative trade between Canada and Turkey but the Canadian Museum for Human Rights is not about to call the slaughter of an estimated 1.5 million people anything other than genocide, the Winnipeg Free Press writes. When the museum opens in Winnipeg next year, information about the Armenian genocide will be included in its galleries, and it will be called “genocide,” the museum’s head of stakeholder relations said Sunday.

China's Armenian Community Observes Easter


The small Armenian community in China celebrated Easter with a festive gathering in the southern city of Shenzhen on Sunday, March 31. Some 90 people took part in the day’s activities, which included an Easter egg hunt for children, Armenian dancing, and a discussion of community-wide projects.

Եկեղեցին քննադատել

Գարեգին Արքեպս. Պեքճեան
Ոսկան Մխիթարեան անունով անձնաւորութիւն մը համակարգիչի էջերուն վրայ բաց նամակի ձեւով Պատրիարքական Փոխանորդ Տ. Արամ Արքեպս. Աթէշեանի հասցէին քննադատութիւն մը հրատարկած է: Սրբազանին ուղղեալ այս ՛՛քննադատութիւն՛՛ը իրականութեան մէջ եկեղեցւոյ ուղղեալ է: Անձնապէս շատ անարդար կը գտնեմ սոյն գրութիւնը, այդ պատճառաւ ալ ՛՛քննադատութիւն՛՛ բառը չակերտի մէջ դրի: Որովհետեւ քննադատել կը նշանակէ հարցը նախ քննել, ապա դատել, նախքան համապատասխան հարցի մասին գաղափար մը յայտնելէ, ինչպէս անգամ մը մեր վարդապետներէն մէկը արտայայտուեցաւ հարց մը քննադտելու միտող մէկուն:

Hedeflenen, Ermeni Özrü Mü?


Nisan, Mayıs aylarında Ermeni Soykırımı tartışmalarının yeniden gündeme geleceğini dile getiren CHP İl Başkanı Yalçın Görgöz, “ABD Başkanı Obama’nın dört yıllık ikinci görev döneminde bu konuda Türkiye üzerinde baskı kurma ve soykırım iddialarını yüzüncü yıldönümünde (1915) bunu da siyasi hanesine bir olumlu not olarak yazdırma planlarından söz ediliyor. Yeni oluşturulan kabine de bu yönde tavrı ve eğilimi olan başta Dışişleri Bakanı John Kerry olmak üzere, isimlerin görevlendirilmesi bu olasılığı güçlendiriyor” dedi.

ABD Montebello belediyesi yöneticileri tarafından Ermeni Soykırımının 98. yılına adanmış bir sergi açıldı

ABD Montebello belediyesi yöneticileri tarafından ilk kez olarak Ermeni Soykırımının 98. yılına adanmış bir sergi açıldı. Pasadena Star-News web sayfasından edinilen bilgiye göre, Montebello şehrinin bir salonunda “Devam Eden Ermeni Soykırımı: Ölüm, İnkar ve Kutsallıklara Hakaret” konulu bir daimi sergi açıldı. 

Ayşe Böhürler:'Cumhuriyet Müslümanlara Türk dedi'

Türklük ve etnisite üzerine sosyoloji profesörü Hüsamettin Arslan ile 2005 yılında yapılmış söyleşi oldu. Arslan özetle şunları söylüyordu:Türkiye'de 'etnisite'ye dayalı kimlik; ne Türk milliyetçiliği ne de Kürt milliyetçiliği tutmaz. Etnisite ırk, ulus kavramlarıyla düşünmek, halkın değil modernlerin bakış açısıdır. Halkta tarihsel olarak; Şafi olma, Sünni olma, Alevi olma bilinci vardır ama ırk bilinci yoktur. Bu nedenle Alevi Sünni evliliğine tepki gösterir ama Türk-Kürt evliliğine tepki göstermez./Güneydoğu sorunu halkın değil modern uygarlıklarla tanışmış Kürt entelektüel elitlerinin sorunudur./Türkiye'nin yöneticilerinin homojen toplum talebi olmaz. Bu toplumun egemen değerleri tapınma düzeyinde 'devlet-din-para'dır./ Türkiye'deki milliyetçilik devlete tapmaktır. Türklük bir ırk kategorisi değil kültürel kategoridir./Türkiye'de entisite sorunu konjonktürel ve geçicidir./ Yugoslavya örneği yanlıştır. Orada etnik gurupların kendi gettoları vardı. Bizim toplumumuzda herkes aynı apartmanda yaşar. /Türkiye'de yaşayan Çerkez, Abaza, Boşnaklar Türk olarak tanımlanmaktan rahatsızlık duymaz ama Kürtler duyar. Çünkü bir Kafkasyalı bir başka yerden göç etmiş birisidir ve devlete karşı toprak talebinde bulunmaz. O'nun toprağı Türkiye'nin dışındadır ve bize sığınmış halklardır. Kürtler ise biz yokken de buradaydı. /Kürtler ve Türkler birlikte yaşamaya mecburdurlar, bu nedenle etnisite tutmayacaktır. '

Osmanlı Devleti’nin Doğuşunun Özellikleri

Ruben Safrastyan / Ermenistan Bilimler Milli Akademisi Şarkiyat Enstitüsü yöneticisi, Türkolog, doktor, profesör
Osmanlı Devleti’nin doğuşu özelliklerini anlatan iki esas tez var. Bu tezler, geçen yüzyılda ortaya atılmış olmasına rağmen, günümüze kadar önemlerini yitirmemiş durumdadır. Bu tezlerden birincisinin yazarı Britanyalı Osmanlı tarihi uzmanı Paul Vitec olmaktadır. Vitec’e göre, Osmanlı Devleti, varlığının ilk aşamasında Gazi Devlet (GhaziState) olmaktaydı... Bu görüş, geçen yüzyılın 70’li-80’li yıllarında hem Türk, hem de Batılı Osmanlı tarih uzmanları tarafından sertçe eleştirildi. Eleştirenler, tarihi gerçeğe uymayan şu gerekçeyi vurgulamaktaydı: farklı dinlere karşı sözde “hoşgörülü” olan Osmanlı Devleti kurucuları, Hıristiyanlara karşı nasıl hoşgörüsüz, militarist Gaziler olabilirdi?... Paul Vitec’ın tezinin, günümüz Osmanlı tarih uzmanları arasında taraftarları bulmaktadır. Bu taraftarlardan Metin Heper’in görüşünü belirtmek gerekir. Heper’in kanısına göre, Osmanlı Devleti’nin “Gazi Devleti” olarak ortaya çıkması, ordunun sözde “anahtar” rolü oynadığına yol açmıştır... Türk tarihçi Fuad Köprülü tarafından oluşturulan diğer teze göre ise, Osmanlı Devleti’nin kurulması, her şeyden önce Türk etnik faktöründen kaynaklanmaktaydı. Bu tez, genelde Türk tarihçiler arasında taraftar bulmaktadır.

Diyarbakır/Ergani [Argana] Sancağında 1915 Soykırımı ve Ermeni mülklerinin paylaşımı

Sait Çetinoğlu
1915 Soykırımı  öncesinde Ergani Maden Sancağında 50 kadar yerleşim yerine dağılmış 38430 Ermeni yaşamaktadır. Tarıma elverişli alanları ve Bakır madeni ile zengin bu yörede Dicle’nin kıyısında 3300 Ermeni’nin yaşadığı merkez yer alıyordu. Ergani’nin rahatlıkla bir Ermeni şehri olduğunu söylemek mümkündür. Sancağın mutasarrıfının da Ermeni olması bir tesadüf değildir. Savaş döneminde ki ilk Mutasarrıfı Dikran Bey   28 Ekimde görevinden alınır. Yerine atanan Nazmi Bey  bölgedeki Ermeni tasfiyesini düzenler ve uygulatır.

Kaymakam Kıcıroğlu: "Gayrimüslim Vatandaşlarımızla Daha Sık Görüşmek Lazım"


Mersin'in Mezitli Kaymakamı Kamil Kıcıroğlu, "İlçemizde sayıları çok az olsa da gayrimüslimler var. Onlarla daha sık görüşmek lazım. Her davetlerine katılmaya çalışmak gerekiyor. Topluma örnek olmamız lazım. Onlarla bir diyalog kapısı açmamız gerekiyor. Bu işi de yapacak olan siz din görevlilerisiniz. Başka kültürlerin insanlarıyla aramızda köprüler kurmalıyız. Çünkü bugün yaşadığımız sorunların temelinde herkesin kendi kabuğuna çekilip orada yaşamaya çalışması mantığı yatmaktadır. Bu durumu aşmanın yolu bizden farklı olan herkese doğru yönelme anlayışını geliştirmektir."

Kızılderili reisi, Kürt ve Ermeni

Orhan Kemal Cengiz
Dün okudum, 38 baro Türk milleti kavramının, ırkçılık esasına değil vatandaşlık ve eşitlik esaslarına dayandığını söylemişler. Bu kavramın anayasadan çıkarılmasına şiddetle karşı çıkmışlar. Şimdi insan bu açıklamayı okuyunca zannediyor ki, bu barolar, Türk milleti kavramı kullanılarak yapılan ayrımcılık ve ırkçılığa hep karşı durmuşlar; mahkemeleri, devlet kurumlarını, bu ülkede yaşayan herkesi kapsayacak bir vatandaşlık anlayışı içinde davranmaya zorlamışlar. Kürtçe yoktur, o Türkçenin bir lehçesidir dendiğinde; Kürt yoktur, onlar dağda yürüyen Türklerdir buyurulduğunda; gayrimüslimleri ‘Türk olmayanlar’ olarak tanımlayan yargı kararları çıktığında; yine onlardan ‘yerli yabancılar’ olarak bahseden hukuk metinleri ortalığa saçıldığında, bu barolar ayağa kalkmış ve ortalığı yıkmışlar. Daha geçen gün Anayasa Mahkemesi, Süryani bir vatandaşımız kendi dini inanışına uygun olarak soyadını değiştirmek istediğinde Türk vatandaşlarının ‘yabancı ırk ve millet’ isimleri alamayacağını söylemedi mi? Bu 38 barodan bir tanesi de çıkıp itiraz etti mi bu karara, Türklüğü böyle kısıtlayıcı bir şekilde kullanmayın diye?

"Ermeni'den Akil İnsan olur mu?"

Hektor Vartanyan
Akil İnsanlar Komisyonunu “değerlendiren” MHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut şu sözleri sarf ediyor:“"Ermeniler var listede, akil adammış, aklını yerim onun. Ermeni'nin aklı bana lazım değil. Bir Ermeni, Türk milleti için ne düşünür' Türkiye'de Ermeni vatandaşlarımız da var, onları sayıyorum ve seviyorum. Düne kadar devlete karşı olan, Türk milletinden intikam alma peşinde olan insanları tutmuşlar, akil adam diye seçmişler.”... Bu açıklamayı vahim kılan imla işaretlerine dek sirayet etmiş nefret mi, yahut bu değerlendirme de bulunmuş şahsın bir Milletvekili olması mı bilemiyor insan... Irkçılığın insan beyninde ne tür aşınmalara yol açtığına dair pek çok örnek edinebileceğimiz bir gündeme sahip ülkemiz.Sayın milletvekilinin “Ermenileri seviyorum ve sayıyorum” sözü bu aşınmadan kaynaklanan bir çelişkiden ibaret.Yüreğinizde hissetmedikten sonra sevgi de saygıda dilde mastara uğramış fiilciklerden öteye geçemiyor maalesef.”... Ermeniler olarak  Anadolu’nun entelektüel birikimine muazzam katkıları olmuş kadim bir halkız.Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk anayasasının altında imzamızın olması nedeniyle aynı zamanda bu toprakların anayasa tecrübesi en eski olan halkı da Ermeniler’dir.

Azerbaycan: Tek Suçlu Ermenistan Değil

Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Elman Abdullayev, Dağlık-Karabağ sorununun çözümüne ilişkin gecikmenin tabii ki Türkiye’yi de ilgilendirdiğini söyleyen Abdullayev, fakat bununla birlikte bu problemin AGİT dahil uluslararası toplumu da ilgilendirmesi gerektiğini belirtti.Uluslararası toplumun, Ermenistan’ın mevcut statükoyu ve işgal politikasını devam ettirme yönündeki arzusuna esaslı bir şekilde tepki vermesi gerektiğini söyleyen Abdullayev, bunun Erivan’a ciddi baskı uygulamakla olacağını belirtti. Abdullayev, Dağlık-Karabağ sorununun çözümlenmemiş olmasının altında yatan nedenin Ermenistan’ın yapıcı olmayan duruşuna ek olarak, uluslararası toplum tarafından ortaya konan “çifte standart” politikası olduğunu da sözlerine ekledi.

Florida ve Massachusetts’te Sözde Ermeni Soykırımı Reklamı!

TurkishNY.com - Peace of Art Inc. isimli şirket Nisan ayında sergilenmek üzere, sözde Ermeni soykırımının “kurbanlarının anısına” reklam panoları oluşturdu.Reklam panolarıyla aynı zamanda sözde Ermeni soykırımının tanınması ve sözde soykırıma ilişkin ceza getirilmesi yönünde çağrıda bulunuluyor. Armenian Reporter’ın haberine göre reklam panolarının Foxboro, Watertown ve Cambridge’e yerleştirilmesi planlandı.

Kerimo: Türkiye Süryanileri azınlık olarak kabul etsin

Cumhurbaşkanı azınlıklara tanınan haklardan yaralanmadıklarını söylemişti…İsveç Sosyal Demokrat İşçi Partisi Milletvekili Yılmaz Kerimo konuyu bir kez daha bugün verdiği bir yazı önergesiyle İsveç Parlamentosu’nun gündemine taşıdı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Lozan Anlaşması’na göre Asuri-Süryanilerin azınlık olarak kabul edilmediklerini ve bu nedenle de azınlıklara tanınan haklardan yaralanmadıklarını söylediğine dikkat çeken Kerimo, bundan birkaç ay önce Suriye Ortodoks Kilisesi’nin ana okulu açma girişiminin Türkiye tarafından engellendiğini hatırlattı. (Süryani kardeşlerimiz bizim pozitivist laikçi kesimin ve onların yandaşı bazı sol kesimlerin azınlık haklarına sahip olmayı eşit vatandaş olmaya, devlet memuru olmaya engelmiş gibi gören zihniyeti dışlamalı ve Lozan Antlaşmasının azınlık haklarını istemelidir. HYETERT)

Avustralya'da sözde soykırım oyununa karşı önemli adım

Avustralya'nın New South Wales (NSW) Eyaleti Eğitim Kurulu'nun, yeni yıldan itibaren eyalet okullarında, Yahudi soykırımını zorunlu ders programına almasını fırsat bilen Yunan, Ermeni ve Süryani gruplara karşı, önemli adım atıldı... Avustralya'da yaşayan diğer etnik gruplar da Yunan, Ermeni ve Süryaniler de, bunu bir fırsat olarak değerlendirerek, harekete geçti. Edinilen bilgilere göre, söz konusu toplumlar, benzer kararın kendileri içinde kabul edilmesi hususunda, lobi faaliyetleri başlattı. Söz konusu grupların eğitim bakanlığı nezdindeki girişimleri karşısında The Australian Turkish Mutual Alliance (ATMA) tarafından başlatılan dilekçe kampanyası devam ediyor.  

Türk müteşebbisler Soykırım Anıtını ziyaret edip çiçekler koydular

Erivan’da 8-9 Nisan’da «Ticari ve Ekonomik Bağların Tesisi» temalı Ermeni-Türk İş Kadınlarının 2 gün süren forumu esnasında Türk müteşebbisler Ermeni Soykırımı Anıt Kompleksini ziyaret ettiler ve çiçekler koydular.

Maine Legislature Supports Artsakh Independence

By Weekly Staff /
Augusta, Maine (A.W.)—The Maine House of Representatives and Senate this morning passed a joint resolution recognizing the independence of the Nagorno Karabagh Republic (NKR) and calling on President Obama and Congress “to support the self-determination and democratic independence” of NKR.

İnsan Hakları Savunucusu Erdal Doğan’a Yönelik Tehdit Kaygı Veriyor / Concern over the Death Threat Against Human Rights Defender Erdal Doğan

Norveç Helsinki Komitesi: İnanç Özgürlüğü Girişimi, Avukat Erdal Doğan’a yönelik ölüm tehdidinden ötürü kaygı duymaktadır. Erdal Doğan, 18 Nisan 2007’de Malatya’da üç Hristiyan’ın öldürülmesine ilişkin Zirve/Malatya davasında müdahil avukattır. Sanıklardan Varol Bülent Aral, 8 Mart 2013 tarihli duruşmada Erdal Doğan’ı ölümle tehdit etmiştir.Kamu görevlilerini Erdal Doğan için koruma sağlamaya ve emniyetini güvence altına almak için gerekli tedbirleri almaya çağırıyoruz.

'Fırsat bulsa' zarar verecekler: Rum, Ermeni, Yahudi!


Murat Kibritoğlu
Adana'da Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası'nın (Eğitim-Sen) 800 eğitimci ve 1066 öğrenciyle yaptığı anketin sonuçlarına göre, öğrencilerin yüzde 70'i Türkiye 'de yaşayan Rum, Ermeni ve Yahudilerin bir kısmının fırsat bulduklarında ülkeye zarar vermeye çalıştığına inanırken, yüzde 51'nin 'Türk'ün Türk'ten başka dostu olmadığını' düşündüğü belirlendi. (Maalesef nefret söylemi devam ediyor. HYETERT)

Siyaset bilimci: Ermenistan iktidar partisinin alternatifi yok

Kafkasya Enstitüsü Direktörü, siyaset bilimci Aleksandr İskandaryan, ″Ermenistan Cumhuriyetçi Parti’nin alternatifi yok″ dedi ve sözlerinin devamında başkalık seçimleri esnasında Ermeni Ulusal Kongresi, Taşnaksutyun ve Müreffeh Ermenistan Partisi (MEP) şahsında kimi etkili güçlerin kendi adaylarını ortaya sürmekten kaçındıklarını kaydetti. İskandaryan’a göre Miras Partisi ″ağırlığı olan bir muhalif güç değil″ dedi.

RUMVADER'den Eşit Vatandaşlar Projesi

Rum Vakıflar Derneği toplumun Türkiye'de yaşayan azınlıkları daha iyi tanımasına katkıda bulunmayı amaçlayan ''Azınlık vatandaşları = Eşit vatandaşlar'' projesi başlattı... Şubat 2013'de uygulamaya başlanan proje toplumun Türkiye'de yaşayan azınlıkları daha iyi tanımasına katkıda bulunmayı amaçlıyor. Bunun için de Rum toplumunun  kurum ve kuruluşlarının ülkenin sosyal hayatına katılımını arttırmak hedefleniyor. Avrupa Birliği'nin mali desteğiyle yürüyen 20 aylık proje etkinlikleri, başta İstanbul olmak üzere, Rum toplumunun yaşadığı Gökçeada, Bozcaada ve Hatay’da yapılacak.

AB Projesi AZINLIK VATANDAŞLARI EŞİT VATANDAŞLAR

RUMVADER, Kasım 2011’de ‘Azınlık vatandaşları = Eşit vatandaşlar’ başlıklı bir Avrupa Birliği projesi gerçekleştirmek üzere ilk başvurusunu yapmıştır. İlk değerlendirmeyi başarı ile geçen proje için 28 Mayıs 2012’de ikinci ve son başvuru yapılmıştır. Bu ikinci başvurunun da değerlendirilmesi sonucunda Eylül 2012’de program kabul edilmiştir ve Şubat 2013`de uygulamalara başlanacaktır. Proje, Ankara’daki AB Delegasyonu'nun  “Demokrasi ve İnsan Hakları” Οfisi'nin Türkiye çalışmaları çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Proje Avrupa Birliği tarafından finanse edilmektedir.  Cemaat üyelerinin sivil toplumdaki yerini pekiştirmek için çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecektir. (Rum kardeşlerimizi bu grişiden dolayı yürekten kutluyoruz. HYETERT)

Uzman: Ermenistan, Ermeni-Türk protokollerine ilişkin politikasını revize etmeli

Haykazun Alvrtsyan, Yanlışa izin vermekle beraber, Ermeni-Türk ilişkileri bağlamında Türkiye’ye daha etkili rol düştüğünün bilincinde protokollere yönelik politikayı gözden geçirebilirdik″ dedi ve sözlerine yanlışı düzeltmek için geç olmadığı ve Ermenistan’ın yeni cumhurbaşkanı ve hükümetin bu konuyu gündeme getirmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Ermenistan'dan Türkiye'ye Suçlama

Ermenistan Dışişleri Bakanı Edvard Nalbandyan, Türkiye'yi, Yukarı Karabağ sorununun çözümüne engel olmakla suçladı. Türk tarafının, Türk-Ermeni ilişkilerinin normalleşme sürecini Yukarı Karabağ sorununun çözümü ile bağlantılı gördüğünü söyleyen Nalbandyan, bu tutumunun, Karabağ sorununun çözümüne bilinçli engel olma girişimi izlenimi verdiğini ileri sürdü.

Türkiye'nin tek Ermeni köyünü kadınlar kalkındırıyor

Sabancı Vakfı, toplumsal gelişmeye katkıda bulunan “sıra dışı kişilerin olağanüstü öykülerini”, “Fark Yaratanlar” programıyla kamuoyuna anlatmaya devam ediyor. Fark Yaratanlar programı, yapılan çalışmaların kısa videolarının, Sabancı Vakfı tarafından hazırlanarak internet ortamında paylaşılmasını, izleyenlere ilham vermesini, böylece toplumsal gelişmeye aktif katılımın çoğalmasını amaçlıyor. Sabancı Vakfı’nın yeni Fark Yaratan’ı; Türkiye’nin tek Ermeni köyü olan, nüfusu ve geliri azalan Vakıflı Köyü’nde dayanışmayı artırmak için kurulan “Vakıflı Köyü Kooperatifi Kadınlar Kolu” oldu.  Haberin Devamı: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/23011256.asp 

1908 Anadolu'sunda Ermeni Ustalarını Geziyorum.


Beyza Kural / beyza@bianet.org
"Tarihe Yolculuk" sergisi adının hakkını veriyor. 2013'ten yazmak zor olunca ben de yolculuğa katılıyorum, zaman 20. yüzyılın başına dönüyor... Birzamanlar Yayıncılık’ın 2005 yılında yayınladığı “Orlando Carlo Calumeno Koleksiyonu’ndan Kartpostallarla 100 Yıl Önce Türkiye’de Ermeniler” kitabının ikinci cildi yayınlandı. Kitabın yayınlanmasıyla birlikte açılan ve  Küratörlüğü Osman Köker’in yaptığı “Tarihe Yolculuk”, “Orlando Carlo Calumeno Koleksiyonu’ndan Kartpostal ve Objelerle 20. Yüzyıl Başında Türkiye’de Ermeniler”başlıklı sergi 6-19 Nisan tarihleri arasında Tütün Deposu’nda ziyaret edilebilir.

“Atalardan Miras Bir Yük”


Türkiye ve Ermenistan´dan bir grup genç önce 1915 öncesi Ermeni nüfusun yoğun yaşadığı Muş’ta buluştu, kentteki Ermeni yaşamının izlerini sürdü. Altı ay sonra da Ermenistan’da, Gümrü’de Muş´tan kaçmak zorunda kalan Ermenilerin torunlarıyla görüştü. Ardından oturup konuştular. Yolun Başında bu süreci izleyen, onların yaşadıklarına, düşündüklerine tanıklık eden, önce iç seslerine sonra birbiriyle konuşmalarına odaklanan bir belgesel... Yönetmenliğini Somnur Vardar’ın yaptığı Yolun Başında belgeseli “Birbirimizle Konuşmak” projesi kapsamında 2011-2012'de çekildi. Filmin görüntü yönetmenliğini Gor Baghdasaryan, yapımcılığını Zeynep Güzel yaptı. Belgeselin ilk gösterimi bugün 32. İstanbul Uluslararası Film Festivali kapsamında, saat 16.00’da, Pera Müzesi’nde gerçekleştirilecek. Gösterime filmin kadrosu da katılacak.

Türkiye, Suriyelilere azınlık kampı kuruyor


Ülkelerindeki iç savaş ve Beşar Esad rejiminin baskısından kaçarak Türkiye'ye sığınan Suriyelilerin arasında Süryani, Hıristiyan nüfusunun giderek artması Ankara'yı harekete geçirdi. Suriye'deki etnik ve dini gruplar için ilk adımını atan hükümet, başta Süryaniler, Hıristiyanlar ve çeşitli etnik gruplar için toplam 10 bin kişi kapasiteli iki ayrı kamp kurma kararı aldı. Kamplardan ilki 4 bin Süryani ve Hıristiyan için Midyat'ta Mor Abraham Manastırı'nın bitişiğinde olacak. 6 bin kişilik diğer kamp yine Midyat'ta bulunan Hazine arazisinde inşa edilecek.

Bartholomeos Kayaköy'de dua etti

Muğla'nın Fethiye İlçesi'ne giden Fener Rum Patriği Bartholomeos (Dimitris Arhondonis) tarihi Kayaköy'ü ziyaret etti. Patrik Bartholomeos'a Amerika Birleşik Devletleri'nin New York şehrinden peder Alexander Karloutsos, Fransa Metropoliti Emmanuel Adamakis ve İstanbul Adalar Metropoliti Haralombos Sofroniadis eşlik etti. Geniş güvenlik önlemleri altında Kayaköy'e giden Bartholomeos, tarihi Rum kentinde gezintiye çıktı. Kayaköy'ün dar sokaklarında yürüyerek kilise ve şapelleri inceleyen Patrik, yapılar hakkında yetkililerden bilgi aldı.

Süryanileri, Ezidileri, Rumları Yok Sayan Bir Akil Adam Listesine İtirazım Var

Zeynep Tozduman
Silahların susması,    anaların gözyaşlarıyla bu toprakların daha fazla yıkanmaması için, barışa evet diyorum. Elbette biliyorum ki, kafalarımızda binlerce cevaplanması gereken sorular var. Hele bir soru var ki için için içimizi kemiren. Eh nihayet geçtiğimiz hafta Akil adam listesi açıklandı, açıklanmasına da…! Listede Fettullahçı, militarist, ırkçı liboşların yanında elle tutulur 5-6 isim var. Bu listede ne yeteri kadar aydın, ne akademisyen ne kadınlar ne Süryaniler ne Ezidiler ne de Rumlar var. Akil adam listesinde sadece bu saydığım halklar mı yok? Barış Anaları, Cumartesi Anaları ve Şehit Anaları da yok…! Oysaki analar mutlaka olmalıydı… Olmalıydı çünkü ancak ve ancak acıyı birebir yaşayanlar barışı daha doğru inşa edebilir.

“Devlet İnançlara Eşit Mesafede Olmalı”

Ekin Karaca ekin@bianet.org
Azınlık Vakıfları Temsilcisi Laki Vingas, siyasi partilerin Meclis Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na sundukları kısmi anayasa taslaklarını bianet’e değerlendirdi... Bugüne kadar uygulanan laikliğin, inanç özgürlüğünü kısıtladığına dikkat çeken Vingas, laiklik ve inanç özgürlüğü tanımlarının artık uluslararası hukuk çerçevesinde algılandığı gibi Türkiye’de algılanması gerektiği görüşünde. “Laiklik ve inanç özgürlüğü birbirlerini engelleyen kavramlar olmamalı. İnanç özgürlüğü ve laiklik tariflerinin Türkiye’de sıkıntılı olduğu ve daha doğru zemine getirilmesi gerektiği kanaatindeyim. “Laiklik de inanç özgürlüğü bugüne kadar kağıt üstünde hep var olmuştur ama uygulamalarda sıkıntı yaşanmıştır. Tariflerin muğlak değil çok net olması gerekir. Muğlak ifadelerin perde arkasının başka riskleri getirdiğini uygulamalarda gördük. “İnanç özgürlüğü ibadet özgürlüğüyle sınırlandırılamaz. İnanç özgürlüğü kendi inanç örgütlenmesini de istediği gibi yapabilmesi gerekiyor. Devletin inançlara karşı mesafesinin de eşit olması gerekiyor.

İttihatçıların 1926 Yargılamaları

Meline Anumyan / (Tarih bilimleri doktoru)
İttihatçılar, 1926 yılında gerici güçleri kışkırtarak Erzurum, Sivas ve Kayseri’de olduğu gibi, diğer şehirlerde de toplu gösteriler tertipler[35]. Tüm değişimler Kemal’le bağlantılı olduğundan dolayı, onun öldürülmesi durumunda eski düzeni tekrar geri getirme imkânı olduğunun düşünürler[36]. Mustafa Kemal’in eski silah arkadaşları olan Kâzım Karabekir, Ali Fuat ve Rauf Orbay’ın muhalefet cephesine geçmiş olması İttihatçıları umutlandırır[37]. Türk profesör Ergün Aybars’ın açıklamasıyla, Takrir-i Sükûn Yasası ve İstiklâl Mahkemeleri’nin sürdürmüş oldukları faaliyetler, Şeyh Sait ayaklanması sonucunda hasıl olan ortam, ihtilalcı hareketin genişlemesi, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kapatılması, Şapka Kanunu ve daha başka olaylar ülkenin toplumsal yapısı üzerinde büyük etki bırakmış olduğundan dolayı, 1925-1926 yılları, Türkiye’nin en kritik yılları olmuştur[38].

Michigan’da Sözde Ermeni Soykırımına İlişkin Konferans Düzenleniyor


TurkishNY.com – Michigan’daki Yahudi Soykırımı Anma Merkezi'nde (Holocaust Memorial Center), 10 Nisan akşam saat 7:00’de gerçekleşecek bir sunum kapsamında Dr. Robert Melson’un bir konuşma yapacağını duyurdu... Melson, “Kurtulan İki Kişinin Bakış Açıları: Ermeni Soykırımı ve Yahudi Soykırımı” başlıklı konuşmasında faillerin amaçlarının ve nedenlerinin yanı sıra Ermeni piskopos Grigoris Balakian’ın ve Mendelsohn isimli Yahudi ailenin hikayelerine odaklanarak, “soykırımlardan” hayatta kalan kişilerin Yahudi soykırımı ve sözde Ermeni soykırımı sırasındaki sağ kalımlarına ve cesaretlerine değinecek.

Ermenistan’da çifte yemin töreni

18 Şubat’ta yapılan seçimlerle ikinci kez Ermenistan cumhurbaşkanlığına gelen Serj Sarkisyan, törende yemin ederek resmi olarak görevine başladı. Karen Demirciyan Spor ve Konser Kompleksi’nde gerçekleştirilen törende okuduğu yemin metninin ardından kısa bir konuşma da yapan Sarkisyan, görevde bulunacağı 5 sene içerisinde ekonomik sorunlar başta olmak üzere, Ermenistan’daki sorunların çözüleceği sözünü verdi. Konuşmasında, Karabağ sorununa da değinen Sarkisyan, Ermenistan halkının savaş istemediğini ancak herhangi bir saldırganlık veya provokasyon durumuna hazırlıklı olduğunu vurguladı.

Ermeni iddiaları çürütüldü

'Büyükelçi Morgenthau’nun Mantık Dışı Çelişkileri'. Ermeni iddiaları konusunda yaptığı çalışmalarla tanınan tarihçi Şükrü Server Aya 'Preposterous Pradoxes of Ambassador Morgenthau' Büyükelçi Morgenthau’nun Mantık Dışı Çelişkileri' adlı yeni kitabını İstanbul Rahmi Koç Müzesinde tanıttı. (Bu kaçıncı çürütme hala bitmedi iddialar:) HYETERT)

9 Nisan 1588: Mimar Sinan zorla Türk yapılabildi mi?

Mimar Sinan, tarihe Osmanlı İmparatorluğu'nun en önemli mimarı olarak geçti. Yaptığı eserler yüzyılları aşarak günümüze dek ulaşan Mimar Sinan, Kayseri'nin Ağırnas köyünde Ermeni bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Yirmi iki yaşında devşirme olarak yeniçeri ocağına yazıldı. 1935 yılında ırkçılar onun Türk olduğunu ispat etmek için mezarını açtılarsa da, ölçüm sonuçları istedikleri gibi çıkmamış olacak ki, kafatası sırra kadem bastı.

Türkler, Kimliğine belirtmeden Ermeni mimarı onurlandırıyor


Mimar Sinan, doğum yeri olan Kayseri'deki Melikgazi ilçesinin Ağırnas beldesinde anıldı... Mimar Sinan`ı anma etkinlikleri 2011 yılından beri her yıl düzenlenmektedir. Konuşmaların ardından Çocuk Gözünden Mimar Sinan` adlı yarışmada dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi. Vatandaşlar daha sonra Mimar Sinan'ın evini gezdi. Ardından Mimar Sinan`ı ve yaptığı eserleri anlatan resim sergisinin açılışı da yapıldı. Kısaca Ağırnaslılar anma törenine yoğun ilgili gösterdi. Fakat eski Osmanlıların ve şimdiki Türklerinin gururu sayılan mimarin Ermeni kimliği hakkında hiç kimse bir şey söylemedi.

Oy Kaygısı ile Ermeni Yalanlarına Teslim Oldular

TurkishNY.com - Pazar günü Ermeni toplumunun üyeleri ve yerel yetkililer Michigan, Riverfront Park’ta bir araya gelerek sözde Ermeni soykırımına ithaf edilen bir utanç abidesinin açılışını yaptılar.Troy Record’ın haberine göre New York’taki St. Peter Armenian Apostolic Church isimli kilisenin rahibi Stephanos  Doudoukjian, söz konusu anıt önünde sözde Ermeni soykırımında öldükleri iddia edilen Ermenilerin ruhları için Tanrı’dan merhamet diledi.

Sait: “Türkiye – Ermenistan denklemini Rusya çözer”

Ak Parti İzmir Milletvekili Rıfat Sait’in RS FM’e yaptığı açıklama: "Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun bahsettiği çok önemli bir şey var. Davutoğlu, “Dış ticaretimizi ne kadar çok geliştirirsek, dış ilişkilerimizin de o kadar iyi geliştiğini ve sorunlarının bittiğini göreceksiniz” dedi. Doğru. Mesela bizim Ermenilerle sorunumuz var. Yani Ermenistan sözde “Ermeni soykırımı” iddiasını ortaya koyuyor. Şimdi 100’ncü yılına hazırlanıyor. Tabi Ermenistan’ın bu düşüncesinin arkasındaki güç Rusya. Bunu herkes biliyor. Aslında Türkiye ile Ermenistan arasındaki sorunun çözülmesi için anahtar pozisyonundaki ülke Rusya. Biz geçen toplantıda bunu gündeme getirdik. Nasıl çözülebilir? Rusya bu konuda nasıl ikna edilebilir? Çünkü gerginlik, savaş ortamı karşılıklı bir takım sırların kapatılması, hiçbir ülkenin işine yaramaz. Eğer burada biz Rusya’yı ikna edebilirsek, Rusya’yla bu konuda anlaşabilirsek sorunun çözülebileceği fikri ortaya çıkıyor..."

İsrail soykırım kurbanlarını andı

İsrail'de İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi rejiminin yaptığı soykırımda hayatını kaybeden yaklaşık 6 milyon Yahudi anıldı. İsrail'de sabah yerel saatle 10:00'da hayat iki dakika için durdu. İki dakika boyunca sirenlerin çaldığı ülkede halk, İkinci Dünya Savaşı kurbanları için saygı duruşunda bulundu.Kudüs'teki soykırım kurbanları anısına yapılan Yad Vaşem Soykırım Müzesi'nde ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun da katıldığı bir tören düzenlendi.

Aleksandr Dugin’e Göre Ankara İçin Yeni Avrasyacılık

Türk Dış Politikasına temel oluşturan birtakım prensiplerin varlığını kabul eden bu anlayışa göre değişen dünya dengelerinde birtakım yeni ilkelerin ortaya konulması zorunludur. Avrasyacılık çerçevesinde ele alındığında bu ilkelerden en ön plana çıkanı “komşularla sıfır sorun” ve “çok boyutlu dış politika” anlayışıdır. Ritmik diplomasi ve proaktif bir dış politika izlenmesi gerektiğini savunan bu anlayış kapsamında Türkiye için en önemli ülkelerden Rusya Federasyonu’dur. Kremlin ile başta enerji olmak üzere çok çeşitli alanlarda ilişkiler tesis eden Ankara, böylelikle bölgesel sorunların çözümünde önemli bir rol oynayacağını düşünmektedir. Rusya, Avrasya gibi dünyanın kalbi olarak adlandırılabilecek bir bölgede Türkiye ile yakın münasebetler kurmanın kendisi için birtakım olumlu getirileri olacağını idrak etmektedir. İki ülke arasında yakın münasebetin Avrasya’nın geleceği hayati olacağı ve Avrasya bölgesinin hâkimiyetinin Atlantikçi bloğa kaptırılmaması Dugin’e göre bir kara medeniyeti olarak nitelendirdiği Avrasyacılık için şarttır. Dugin de zaten tam olarak bunu savunmaktadır.

Özür dileyen İsrail iyice saçmaladı!


Jerusalem Post, 1942 yılında Karadeniz”de batan “Struma” gemisi olayını, “Türkiye, “Struma’ İçin Bize Bir Özür Borçlu” başlıklı bir makale yayimladı. Makalede Likud milletvekili Feiglin’in başlattığı kampanyaya da yer verildi... “Türkiye, ‘Struma’ konusunda Bize Bir Özür Borçlu” başlığının kullandığı makalede sadece iki kişinin kurtulduğu kaydedilen “Struma” gemisinin batışı için “Filistin’e kaçak göç tarihinin en kötü trajedisi”, “2. Dünya Savaşı sırasında Türklerin karıştığı utanç verici olay”, “Türkler onları ölüme gönderdi” gibi savlar dile getiriliyor.

Two Rights and A Wrong: On Taner Akçam

Turkey is a country with two right wings. One is nationalist and secular, built on the oversized legacy of Mustafa Kemal Atatürk, the nation’s first president. The other is nationalist as well, but rooted in Islam and a renewed interest in the legacy of the Ottoman Empire. For all their differences, the two sides share some crucial features: besides being nationalist, they are also anti-imperialist, see Turkey as having a unique role to play in the region, and are not inclined to consider themselves as being on the right. 

Amerikalı okul öğrencileri Ermeni Soykırımı konusunda daha fazla bilgilenecek

Ermeni Soykırımı teması, ABD’nin Pasadena kenti orta öğrenin ders tedrisatında yer alacak. «Asbarez»in vediği habere göre; Soykırım Konularında Öğretim Projesi (GenEd) tarih öğretmenleri için bir seminer düzenledi.Seminer Sara Kohen yönetti. Seminer programında terimin önemi ve orjini, soykırım olarak tanımlanabilme koşulları olmak üzere Ermeni Soykırımına ilişkin geniş bir konular çerçevesi yer almakta.

98 years has not been enough for Turkey to admit its crime / 98 տարիները բավական չէին Թուրքիայի համար` ընդունելու սեփական մեղքը


Intermountain Jewish News: "What do you expect from a country that, 98 years after the fact, still denies the Armenian genocide? Do you expect sober fact-checking? When Turkey demanded that Israel apologize for killing Turkish citizens in May, 2011, the facts were not important. Rather, a twisted mentality that makes the facts irrelevant, and an unbending need to be right even when it means blatant denial of the facts, governed the day.

Mısır’da Hıristiyan cenazesinde olaylar çıktı

Mısır’ın başkenti Kahire’deki El Abasiye katedralinde dün düzenlenen cenaze töreni sonrası Hıristiyan cemaat ile polis arasında olaylar yaşandı.Geçtiğimiz günlerde El Khusus mahallesinde Hıristiyan ve Müslüman gençler arasında çıkan olaylarda 5 kişi ölmüştü.

Ümmetçiliğin ırkçılığı

Habervaktim yazarı şunları söylemişti:"Bir Müselman ile Gayrimüslim elbette eşit değildir. Müslüman önceliklidir. Bir Gayrimüslim'e, Müslüman'a itaat ve boyun eğdiği müddetçe dünyada korku yoktur. Birlikte yaşamak, ancak ve ancak Müslüman'ın sözünün geçmesi ve Gayrimüslim'in Müslüman'a itaat etmesi ile olur." "Müslümanlar Allah'ın dostları olduğuna göre, Gayrimüslimler de İblis'in dostlarıdır." "Irkçı mıyız? Haşa! Ümmetçiyiz. Farklı ve kapsayıcı bir şey bu." Acaba ümmetçiler de ırkçılığı dinler üzerinden yapıyor olmasın? Hani "Affedersin Rum" derken gibi? Hani "Sarı Yahudi" derken gibi? "Çıfıt çarşısı" gibi? Irk yerine Din koyulunca, yapılan onca aşağılama, onca hakaret yok hükmünde mi sayılıyor? Temiz bir sayfa mı açılıyor, yoksa aslında yapılan, çok daha "kapsayıcı" bir tür ırkçılık mı? Hem de bu sefer gücünü kudretini, meşruiyetini göklerden aldığına inanan bir ırkçılık? Tartışılması, eleştirilmesi, "inancımıza hakaret ediliyor" tamtamlarıyla bastırılan farklı bir tür ırkçılık? (Irkçılığın en aşağılığı olabilir mi derseniz, evet deriz. HYETERT)

Soykırım İddiaları ve Türk Aydınları

M. Galip Baysan                 
Önceki iki yazımızda bahsettiğimiz yabancı bilim adamlarının “ tarihsel gerçekleri” savunma adına verdikleri büyük mücadeleyi izlerken aklımıza modern, çağdaş ve gerçekçi olduğunu iddia eden bir kısım Türk aydınının sözleri geldi. Bunlardan biri, daha birkaç yıl öncesinde “Nobel Edebiyat ödülü” verilen genç bir yazarımızdı. Bu ünlü yazarımıza dünyanın en ünlü ödülü verilmesine rağmen bir türlü sevinemedik ve pek çok Türk aydınının içini garip bir hüzün kapladı. Çünkü bu genç yazarımız; bir önceki Şubat ayında, İsviçre’de yayınlanan Tagesanzeiger’in “Das Magazin” isimli kültür ilavesine verdiği beyanda “ 1.000.000 Ermeni ve 30.000 Kürt’ün Türkler tarafından öldürüldüğünü söylemiş ve şöyle devam etmişti: “ Bizim geçmişimiz bu günümüzle birlikte değişime uğruyor. Bu günkü gelişmeler geçmişi değiştiriyor. Ülkenin geçmişindeki kötü olayları yavaş yavaş konuşmamız gerekiyor. Burada 30 bin Kürdü öldürdüler, 1 milyon da Ermeni ve neredeyse hiç kimse bunu dile getirmeğe cesaret edemiyor. O halde ben yapıyorum ve bu yüzden benden nefret ediyorlar.” Yani Türk Halkının belki de bütün dünyanın izlediği, dinlediği en önemli ve hemen hemen tek sesi, hiçbir şüpheye meydan bırakmayacak kadar net bir şekilde “ Ermeni Soykırımı bir gerçektir,hatta dahası da var” diye haykırıyordu.

Çelik: Irkçı gözlükleri bir tarafa atacağız

Akil İnsanlar Heyeti'ndeki isimleri eleştiren MHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'a atıfta bulunan Çelik, şu ifadeleri kullandı: "Şimdi dün maalesef bir muhalefet milletvekili, Balıkesir milletvekili 'Bu listede çok soy özürlüler var' diyor. Arkadaşlar soy özürlü nasıl bir şeydir? Aklını ekmek peynirle yemiş biri dese ki 'Helal olsun ben erkeğim', adama demezler mi ki, 'Allah'a sipariş mi verdin, sipariş üzerine mi doğuyoruz?' Kürt olmak, Türk olmak, Çerkez olmak, Laz olmak, İngiliz olmak, Fransız olmak bizim elimizde mi? Bundan dolayı gerinmenin ve övünmenin bir anlamı yoktur. Irkçılık yeryüzünün en ilkel hastalığıdır. Irkçılık bir hastalıktır. Bir ruh hastalığıdır. Soy özürlülük ne demek arkadaşlar? Böyle bir kavram düşünebiliyor musunuz? Bunu söyleyen adam ırkçı. Sıkıntımız bizim bu. Biz ırkçı gözlükleri bir tarafa atacağız arkadaşlar."

Sus ol yavrus, yoğusam Toroski'yi Torosyan sanoorsun?

Engin Ardıç

 Artık iyice kabak tadı veren ve "muarızlarının" bir türlü lafı bitirmeyi bilemedikleri şu Yüzbaşı Torosyan tartışması vardı hani... Tarih eğitimi doktora düzeyinden ileri gitmeyen Halil Berktay, Profesör Ayhan Aktar ve Profesör Taner Akçam'ı yalancılıkla suçlamış ve hakaretler yağdırmıştı... Hadi bir de şunu soralım: Çanakkale'de gayrimüslim Osmanlı subaylarının da çarpışmış olmaları, hadi Turgut Özakman Beyefendi Hazretleri'ni anlarız da, Marksistler'i niçin bu kadar rahatsız ediyor? Bu tartışma gerçekten de bitsin artık diyeceğim ama şimdi Halil Berktay hızını alamaz, yirmi sekiz yazı daha yazar. Eh, ağanın eli tutulmaz, memlekette demokrasi var, Türk basınında da "pehlivan tefrikası" geleneği!
 Yazının Devamı: http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ardic/2013/04/07/sus-ol-yavrus-yogusam-toroskiyi-torosyan-sanoorsun

Oğlum size emanetti, nasıl öldü?

Esra Açıkgöz
Sevag Şahin Balıkçı, Mazlum Aksu, Mustafa Beker... Onlar, kışlada ölen askerlerden birkaçı. Resmi açıklamalara göre ''intihar'' ya da ''kaza'' kurbanları. Ailelerine göreyse cinayet! Üstelik sadece üç kişi değiller, son on yılda kışlalarda 965 asker ''intihar'', ''kaza'' nedeniyle öldü; bu, çatışmada ölen asker sayısından bile fazla.

Heybeliada Ruhban Okulu Tekrar Açılabilir mi?

Çağdaş Erdoğan                    
Geçtiğimiz günlerde Türkiye Cumhuriyeti Başbakan’ı Recep Tayyip Erdoğan katıldığı bir TV programında Batı Trakya’ya ilişkin açıklamalarda bulundu. Erdoğan, Batı Trakya’da Müftünün hala atamayla seçildiğini ve bunun Lozan Antlaşmasına aykırı olduğunu belirtti. Erdoğan ayrıca ruhban okulu meselesinin de eğer Atina’nın orada kurulacak bir camiye onay vermesi halinde çözüleceğini söyledi. Bilindiği gibi Heybeliada Ruhban Okulu 1971’de kapatılmıştı.