Rusya Devlet Başkanı Putin mesajında, “24 Nisan 1915
insanlık tarihinin en korkunç ve dramatik olaylarından ve Ermeni halkının
soykırımı ile ilgili kederli bir tarih” ifadelerini kullandı. Rusya’nın bu
trajediyi kendi acısı ve sorunu olarak gördüğünü belirten Putin, 100 yıl sonra
söz konusu trajedinin kurbanları önünde saygıyla başlarını eğdiklerini
kaydetti. Rusya’nın objektif ve tutarlı olmaya devam edeceğini vurgulayan Rus
lider, “Etnik kimliklere göre toplu katliamın haklı gerekçesi olamaz.
Uluslararası toplum, bu tür vahşetlerin hiçbir zaman ve hiçbir yerde
tekrarlanmaması için her şeyi yapmakla yükümlü.”
1915: Soykırım mı tehcir mi?
Yüzyılın Ağıdı
Bu dağlar yüksek Ermeni Yaylası,
Eski haritaların Plateau Arménien'i,
Yüzyıllık acıyı resmetmek için,
Daha uygun bir fon düşünemezdim.
Bir yurt ki boydan boya kan kesmiş,
Üçbin yıllık halkına mezar edilmiş,
Onsuz bu acının tasviri köksüz,
Ve onsuz şiir de öksüz olurdu...
Ve onsuz şiir de öksüz olurdu...
1915 Ermeni Soykırımı ile yüzleşmek neden zor ama önemli?
Murat Paker / muratpaker@gmail.com
Şimdi önünüzde, bütün farklılıklarını eşdeğerlilik
çerçevesinde kucaklayan demokratik bir zemin kurma görevi vardır. Bu zemini
kurdukça 1915 Ermeni Soykırımı ile daha iyi yüzleşebileceğiz; 1915 ile
yüzleşebildikçe bu zemini daha sağlam kurabileceğiz; zira bu devlet yapısının
ve de egemen politik kültürümüzün harcında bol miktarda 1915’in kıyıcı ruhu yer
alıyor. Bu yıl, 2015, 1915’in 100. yıl dönümü. Bir asır geçmiş ve
biz Türkiyeliler olarak hala 1915’te komşularımız / yurttaşlarımız olan
Ermenilere ne olduğuna dair gereken yüzleşmeleri yapmış ve bu konuda ne toplum
olarak kendi içimizde ne de 1915’te öldürülen Ermenilerin çocukları /
torunlarıyla barışık bir noktaya gelebilmiş değiliz.
Sevgili Ermeni Kardeşlerim! Sevgili Süryani Kardeşlerim! Sevgili Hıristiyan Kardeşlerim!
Kemal Yalçın
Sizin Acılarınız, benim de acılarımdır! Sizlerden ve
insanlıktan ÖZÜR DİLİYORUM!... Yüzyılımızın büyük acısı, insanlığın
yüz karası SEYFO’da, AĞET’te, katliamlarda, kırımlarda, soykırım sırasında
katledilmiş, öldürülmüş, hayatını kaybetmiş Ermenilerin, Süryanilerin,
Nasturilerin, Kildanilerin, Ezidilerin, Rumların ve tüm Hıristiyanların ve
Musevilerin anıları önünde saygıyla eğiliyor; sizlerin acılarınızı kendi
acılarım kabul ediyorum. Sünni Müslüman bir aileden gelen bir Türk yazarı
olarak, kendi adıma, sizlerden ve insanlıktan özür diliyorum.
1915 TARTIŞMALARINDA NEFRET SÖYLEMİ VE ÜSLUP (1)
Yervant Özuzun
Bu ülkede Ermeni sözcüğü kimilerince küfürle
eş değer tutulur.
Onlar türlü/çeşitli nefret söyleminin
doğal muhatabıdırlar.
Kızsak da, üzülsek de, alıştık.
Bunlarla yaşamayı da öğrendik.
Aslında geçmişten, düne, dünden bugüne
değişen bir şey de yok.
Önce, saygın bir kurumda, o kuruma
yakışmayan örnekleri, 23 Nisan 2003 Tarihli Radikal 2 deki yazımdan okuyalım
mı?
Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan'dan 1915 açıklaması
Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan, ABD Başkanı Barack
Obama'nın 1915 olaylarına ilişkin yapacağı 'soykırım'sız açıklamayla ilgili
konuştu. ABD Başkanı Barack Obama'nın, 1915 olaylarıyla ilgili 24
Nisan açıklamasında Sarkisyan, Obama'nın ‘soykırım’ ifadesini kullanmasını
istediklerini, ancak kullanmaması halinde bunun Amerika'nın soykırımı
tanımadığı anlamına gelmediğini söyledi.Sarkisyan, Obama’nın bu kelimeyi
kullanmamasının nedeninin, müttefiki Türkiye'nin onurunu kırmamak' olduğunu belirtti.
Bir televizyona yaptığı açıklamada Sarkisyan, Türkiye ile ön koşulsuz
diplomatik ilişkiler geliştirmeye hazır oladuklarını da söyledi. Sarkisyan,
"Bizimle normal ilişkiler
geliştirmek için Türkiye'ye Ermeni soykırımını kabul etmeleri gerektiğini ön
koşul olarak sunmadık" dedi.
Özür Değil Taziye: 24 Nisan Beyanları
1915 yılında başlayan ve Osmanlı Ermenilerinin büyük
kaybıyla sonuçlanan olayları, bugün, öncelikle Türkiye’nin Ermeni yurttaşlarına
karşı, o tarihin ağır mirası ışığında anarken, bunun sadece bir ‘taziye’ fakat
dolaylı olarak, kesinlikle bir ‘özür’ olmadığı vurgusuyla, “tarihi
sorumluluğumuzun ve insani görevimizin bir gereği olarak, acılar arasında ayrım
gözetmeden yüzyıl önce yaşanan olaylarda hayatını kaybedenleri saygıyla
hatırl(lamak)” beyanı, bunun neden sadece bir ‘taziye’ fakat bir ‘özür’
anlamına gelmediği sorusuna muhtaç bir açıklama değil midir? İnsanlara özgü iki
farklı davranış biçimi arasındaki bu keskin farkı hafifseyerek, ağır, tarihi
bir mağduriyetin tesliminde dengeci bir bakışa hapsolma ve üstelik o hali
yüceltme tavrı, “geçmişle dürüstçe yüzleşme” bir yana, bugün, kendi toplumuyla
dürüstçe iletişim içinde olmak gibi bir sorumluluğun ağırlığı altında da
ezilmiyor mu?
"Ailemden Hiç Kimse Doğduğu Topraklarda Ölmedi"
Nilay Vardar
Diyarbakırlı Ermenilerden Silva Özyerli, çeyrek asır
sonra yeniden gittiği Diyarbakır’da tüm geçmişini enkaz altında bulunca
"Bir daha asla gelmem" dedi. Taa ki oturduğu ev, vaftiz olduğu Surp
Giragos Kilisesi restore edilene kadar. Silva Özyerli Diyarbakırlı bir Ermeni. Dedeleri, nineleri 1915’te Diyarbakır’ın köylerinde
öldürülüyor, sürgün ediliyor. O Diyarbakır’ın Gavur mahallesinde dünyaya
geliyor.
New York Times declines to run pro-reconciliation 1915 ads
Ragıp Soylu - Washington, D.C.
The New York Times refused to run a pro-peace and
reconciliation advertisement over the 1915 Armenian atrocities because it did
not recognize the Armenian genocide, an e-mail correspondence between the
newspaper's advertising department and the Turkish-American Steering Committee
revealed yesterday.
1915 SOYKIRIMINDAN, 2015 MARDİN'DEKİ AÇLIK GREVİNE
Zeynep Tozduman
1915 Soykırımının üzerinden yüz yıl geçti. Bu ülkenin kadim
Hıristiyan halkları için yüreklerinde yaşadıkları acı tam yüz yıllıktır. 24
Nisan'a ramak kala ABD, AP ve AB'ne üye ülkelerin parlamentoları soykırımı
tanıyan ve kınayan kararlarla; belki de yüz yıllık bir utançtan kurtulmak
içindir bu özür dileyişler. Soykırımın yapıldığı /kanın düştüğü ülkemiz ise yüz
yıldır bu ayıbı ısrarla ve inatla sürdürülmekte, yalan ve inkârlarla soykırımın
üstünü örtmeye çalışılmaktadır. Soykırım; bu topraklarda elbette 1915'de
başlamamıştır. Ama en büyük insanlık suçunun işlenildiği tarihin adıdır 1915.
Ermeni Soykırımıyla Yüzleşme Medeniliğin Gereğidir
Ahmet İnsel
Sadece İstanbul’da, İttihat ve Terakki Genel Merkezi’nde
değil, Osmanlı toplumunun içinde de korku, kıskançlık, dinsel kin ve mala göz
koyma nedenleriyle bu kitlesel katliamın suç ortağı olmaya hazır bir kesim
olduğu açık. Ama bunu hep devlet aklı bir biçimde yönlendirdi. Bugün Ermeni
soykırımıyla yüzleşmek, Türkiye toplumunu inkârcılığın vicdani yükünden, bunun
yarattığı medenilik eksiğinden ve sadece kendi acılarının
mutlaklaştırılmasından beslenen kutsal mazlumiyet psikopatolojisinin yıkıcı
tezahürlerinden kurtulmasının olmazsa olmaz adımlarından biridir. Türkiye’de bu
adım toplumun devlet aklının tahakkümünden kurtulmasıyla mümkün olacak.
Kurucu İnkar ve Medeniyet Kaybı: 1915
Güven Gürkan Öztan
24 Nisan 2015 sabahına gözlerimizi açtığımızda, kurucu
inkârın, Ermeni kıyımının reddi üzerine tesis edilmiş bir ülkenin paranoid
şizoid ruh ikliminde, kendini muzaffer ve fakat kıymeti bilinmemiş, gururlu ama
mazlum hisseden kitlelerin temsilciliğine soyunmuş devlet erkânını Çanakkale’ye
çıkartma yaparken izleyeceğiz. Çanakkale anlatısı, “bir medeniyetin kendini
korumasının ve yüceltmesinin sembolü” olarak, medeniyet kaybının şahikası olan
Ermeni soykırımının karşısına dikilecek.18 Mart’ı 24 Nisan’a kaydırarak Ermeni
soykırımı anmalarına “alternatif” bir başka “tarihi anma” icat etmek, devlet
aklının şüphesiz yeni bir hamlesi. Aylardır hazırlıkları süren bu ikinci
“Çanakkale cephesi”, aynı zamanda bir çeşit dost-düşman belirleme operasyonu
da. 100’ün üzerinde devlet ve hükümet başkanına gönderilen davetler dikkate
alındığında, davete icabet edenler ve etmeyenler üzerinden bir “muhasebe” ve
propaganda yapılacağı muhakkak.
Soykırım kadar ağır vicdan kırımımız
Oya Baydar / -@t24.com.tr
Ermeni kırımı aslında 1915’ten önce başlamıştı. 1909
Adana Nisan katliamı 1915’in provasıydı. 1909’da Adana’daki kanlı vahşetle
hesaplaşılabilseydi 1915 olmazdı. 1915’le yüzleşilebilseydi tehcirden hiç de
aşağı kalmayan 1937-38 Dersim kırımı gerçekleştirilemezdi. 1930’larda Trakya
Yahudi pogromları, Süryani, Rum tehciri olmazdı. Dersim’le yüzleşebilseydik Kürt halkına
zulmetmez, gayrimüslimlere yine de en hafifi Varlık Vergisi olan acılar
çektirmez, 6-7 Eylül pogromunu yaşatmazdık. Tarihimizin bu acı olaylarıyla,
suçlarıyla yüzleşebilseydik, bırakın yüzleşmeyi bizden saklanan, karartılan
bunca acıyı, zulmü ve suç payımızı öğrenip bilebilseydik Kahramanmaraşlar,
Çorumlar, Sivaslar olmazdı belki. Yok sayılan, inkâr edilen, yüzleşilmeyen her
suç bir sonrakini hazırlar. Ve her suç, biz fark etmesek bile vicdanlarımızda
gizli bir yara açar, o yara deşilip temizlenmedikçe ruhları zehirler. Kişiler
gibi toplumların ruhunu da... Ermeni kardeşlerimiz için değil, kendimiz için.
Update & Reminder - Մոմավառութիւն Հսկում
Ermenistan Türkiye'nin taziyesini reddetti
Ermenistan hükümeti
Davutoğlu'nun mesajını sert bir dille eleştirdi. Ermenistan hükümeti ve önde
gelen siyasi partileri, Başbakan Davutoğlu’nun 24 Nisan mesajını sert dille
eleştirirken “taziye” dilekleri için “samimi değil” iddiasında bulundular. Ermeni medyasına göre,
Ermenistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tigran Balayan, Twitter üzerinden
yaptığı açıklamada Başbakan Ahmet Davutoğlu’nu kastederek, “Erdoğan’ın geçen
yıldaki reddedici mesajının yazarı, bu yıl mesajı kendi adına yayınladı”
sözlerini kullandı.
DurDe Basın Toplantısının Konuşmacılarının İsim Listesi
Avrupa Irkçılık Karşıtları
Taban Örgütleri Hareketi (EGAM): Benjamin Abtan
Ermeni Hayır Kurumları Genel
Birliği (AGBU): Nicolas Tavitian
Project 2015: Sarah Leah
Whitson
Ermeni Soykırımı’nı Anma
Platformu: Nurcan Kaya
Ermeni Soykırımı’nı Anma
Platformu: Levent Şensever
Ermenistan’dan Konuk: Satenik
Bagdasarian
Ruanda’dan Konuk: Charler
Habonimana
Çüngüş'te katledilen Ermenilere ağıt
Demokratik Toplum Kongresi
(DTK) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) öncülüğünde Ermeni Soykırımı'nın 100’üncü
yılı dolayısıyla Çüngüş'te katledilen Ermeniler anıldı. Anmaya Ermeni
yurttaşların yanı sıra, HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan ve HDP'li
adaylar, Ermeni sanatçı Ara Dinkjian katıldı. Çüngüş'e bağlı Yeniköy’de bulunan
Düden Kuyusu'na 100 yıl önce soykırım sırasında diri diri atılarak
katledilenler için kuyu başında buluşan Ermeni yurttaşlar, ağıtlar yakıp ve dua
okudu… İzmir Yüzleşme Atölyesi de Ermeni
Soykırımı'nın 100’üncü yıldönümü nedeniyle Fransız Kültür Merkezi'nde
"Yüzleşme" başlıklı panel düzenledi. Çok sayıda dinleyicinin
katıldığı panelde konuşan Dersimli Ermeni Miran Pirgic, Ermenilerin maruz
kaldığı soykırımda neler yaşandığını, çocukların doktorlar tarafından nasıl
aşılanarak öldürüldüğünü ve kayıklarla Karadeniz’e döküldüğünü anlattı.
Տողանցենք Միասին
Սկաուտական տողանցք նուիրուած Ցեղասպանութեան
100 ամեակին:
Հովանաւորութեամբ թեմիս բարեջան առաջնորդ Տէր
Հայկազուն Սրբազան Եպս. Նաճարեանի եւ կազմակերպութեամբ ՀՄԸՄ Աւստրալիոյ Շրջանային Վարչութեան
Կիրակի 26 Ապրիլ 2015ին առաւօտեան ժամը 9:30էն սկսեալ բոլոր տողանցողները պիտի հաւաքուին
Chatswoodի մէջ տեղադրուած անծանօթ զինուորի յուշապարտէզին շուրջ:
Ereğli'de Yapılan Yürüyüşte Ermenistan Bayrağı Yakıldı
Zonguldak'ın Ereğli ilçesinde Ülkü Ocakları Eğitim ve
Kültür Vakfı tarafından, Ermenilerin soykırım iddialarına karşı düzenlenen
yürüyüşte Ermenistan bayrağı yakıldı.Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı binası önünde
toplanan yaklaşık 100 kişi, Ermenilerin soykırım iddialarına karşı Türk
bayraklarıyla yürüyüş düzenledi. Grup, 'Biz, biz, biz, Alparslan Türkeş'in
askerleriyiz', 'Burası Türkiye, ya sev ya terk et' sloganları atarak Atatürk
Anıtı'na kadar yürüdü.
Guardian Ermenistan'ı yazdı: Küçük bir Ülke, Büyük bir Millet
Guardian gazetesi Orta Doğu editörü Ian Black, Ermenistan'ın başkenti Erivan'dan izlenimlerini yazdı... 24 Nisan'ın 100. yılıyla beraber, dünyanın dikkatinin zamanla gözden kaybolan ve propaganda savaşına dönüşen ölümlere çevirdiğini belirten yazar, yaşananların artık olağanüstü boyutlarda bir suç ve Nazilerin Yahudi Soykırımı'nın da (Holokost) öncüsü olarak görüldüğünü ifade ediyor.
Şarkıları 100 Yıl Öncesi Son "Rahat Gece" İçin Söylediler
24 Nisan 1915 yılında ölüme gönderilen Ermeni aydınların
anısına dün üç buçuk saat süren ve tek bir boş koltuğun kalmadığı “In Memoriam
| 24 Nisan” konseri düzenlendi...Üç buçuk saat süren konserde Ermeni şair ve yazarların eserlerinden okumalar yer aldı. Kardeş Türküler, Ertan Tekin, Hasmik Harutyunyan, Karine Hovhannisyan, Erkan Oğur, Ara Dinkjian, Onnik Dinkjian, Haig Yazdjian, Şahan Arzruni, Erman İmayhan, Eileen Khatchadourian, Henning Schmiedt, Haïg Sarikouyoumdjian, Gaguik Mouradian, David Mayoral ve Jordi Savall sahne aldı. Ayrıca Zülfü Livaneli’nin “Hommage to Gommidas” bestesi ise ilk kez icra edildi.
Ayşe Hür: Devlet, 24 Nisan hatırlanmasın diye 23 Nisan'ı kutlama bayramı yaptı
HDP Çanakkale İl Örgütü, Ermeni Soykırımı'nın 100'üncü yılı
vesilesiyle Çanakkale Belediyesi Türkan Saylan Tesisleri'nde "Demokrasi ve
Barış" konulu konferans düzenledi… Tarihçi Ayşe Hür, "Tarih boyunca
bütün iktidar ve devletler kendisine zarar verecek olayları inkâr etmiştir.
Yüzleşmeye cesaretleri olmamıştır" diye konuştu. Türkiye'nin Ermeni
Soykırımı'nın inkarı için her yolu denediğini vurgulayan Hür, milli tarihlerin
ve bayramların çıkış noktasının tarihi olay ve olguları yok etmeye yönelik
olduğunu vurgulayarak, "Mesela 24 Nisan Ermeni Soykırımı'nın dile
getirilmesi ve hatırlanmasına fırsat verilmemesi için 23 Nisan günü kutlama
bayramı olarak konulmuştur. Yine 25 Nisan Anzak Günü de kasıtlı olarak bu
tarihe denk getirilmiştir. Amaç, Ermeni soykırımını hatırlatmamaktır"
dedi.
« S » ile başlayan kelime, Voldemort, ve Türkiye’de tepkisel söylem
Samim Akgönül
ABD Başkanı’nın 24 Nisan açıklamasında da nefesler
tutuluyor. Ve katliam, kıyım, felaket, BÜYÜK Felaket… vs denirse, Ankara’da bir
bayram havası. Fakat bu metni buraya kadar okuyanların nazar-ı dikkatini
muhakkak celbetmiştir: bu sevinmeler gittikçe azalıyor. “S” ile başlayan kelime
Türkiye sınırları dışında çoktan normalleşti. Şimdi de o kelime telaffuz
edilince gösterilen tepkilere bir göz atalım. Bu tepkilerin aynı kişiler
tarafından dönüşümlü ya da beraber kullanılabildiğini ve ortama ve duruma göre
bu tepkilerden birinin ya da hepsinin gösterilebileceğini belirtelim. 10 tane
tespit ettim: Aslında “Onlar” “bizi” kesti : bu argümanı 2015’e kadar kademe
kademe azalarak duydum. Son tahlilde ortada kör kör parmağım gözüne, demografik
bir sorun var… Onlar da bizi kesti : Burada temel bir sorun var. Yukarıdaki
istatistiki uçurumun dışında yapısal bir sorun. Bu argümanda Osmanlı tebaası
Ermenilerin işlemiş oldukları olası suçlar ile (ki bu durumda suçun
bireyselliği ilkesi geçerlidir) Osmanlı DEVLETİNİN işlediği kitlesel suç aynı
kefeye konuluyor. Ve Türkler kendilerini Osmanlı Devleti ile özdeşleştirmiş
oluyorlar.
Ermeni Soykırımı ve Ayasofya Mabedi
Mücahit Bilici
“Tarihçi değilim. Ama sözlü tarihten ve tartışmalardan
anlayabildiğim kadarıyla ulaştığım şahsi kanaat ortada bir soykırımın
olduğudur. Uluslararası kanunların ve kurumların bunu nasıl tanımladığından
bağımsız olarak, benim anladığım hâliyle İslamiyet açısından Ermeni
vatandaşlara yapılan şey bir soykırımdır. İslam’da yeri yoktur. Yapan babam da
olsa zulüm zulümdür. İslam’da yeri olmayan zulmün, soykırımın, Müslümanlar
arasında ise hayli hayli yeri vardır. Değil gayrimüslime, Müslüman Müslüman’a
da soykırım uygulayabilir. Hele hele Türklerin böyle bir şey yapamayacağını
söylemek, Allah’ın kâinata koyduğu kanunlara insanın imtihan edildiği gerçeğine
aykırıdır. Her insan zulüm edebilir. Müslüman milleti gibi seküler bir
kategoriyi husule getirmek için yine seküler bir ideoloji olan Müslüman
milliyetçiliğinin işlediği bir cinayettir. Ulus inşa müteahhitlerinin yaptığı
bir katliamdır, İslam’ın adaletine aykırıdır.
Said Nursi'nin Türkiye'nin tarihiyle bağlantılı olan hayat hikayesiyle alakalıdır.
Sait Çetinoğlu
Resmi söylemin yedek lastiği Nur Cemaati teorisyeni Said-i Nursi ve Bediüzzaman efsanesi, kısaca Said Nursi tarihçesinin yazboz oyunu ilgili
Emrah Cilasun'un çalışması[i], resmi tarih söyleminin
çatısının önemli kiremidini daha kaldırıp efsanevi söylemin su almasını sağlamıştır. Devletin rahle-i tedrisinde Said-i Kürdi'den Said-i Nursi'ye
dönüştürülen Bediüzzaman, titizlikle
yetiştirilip gerektiğinde kullanılan, Osmanlı'dan Kemalizme aktarılan, önemli işlevi
olan bir aparattır.
Türk Dernekleri Paris'teki Anma Törenine Katılacak
Arzu Çakır
Her yıl 24 Nisan yaklaştığında diyasporada hummalı bir
çalışma, Ankara’da da gergin bir bekleyiş başlıyor... Son 10 yılda, bu eylemlere İstanbullu Ermeniler ve onlara
destek veren Türk aydınları da katıldı… Ancak bu yıl yurt dışında yaşayan
Türkler, Paris’te bir ilke imza atacak. İlk kez Komidas anıtının ziyaretçileri
Türkler olacak. Fransa’daki sivil toplum örgütleri bu sene 24 Nisan’da
düzenlenecek büyük anma töreninden bir gün sonra, 25 Nisan’da saat 15.00’te
Komidas anıtının önüne giderek 1915’te yaşamını yitirenleri anacak ve
Türkiye’ye “soykırımı tanıması” çağrısı yapacak... Eylemin duyurusunu kaleme alan Akademisyen Ahmet İnsel de Amerika’nın Sesi’ne, bu adımın Türkler açısından önemli bir değişim olduğunu söyledi: “20 sene öncesine nazaran hem diyaspora, hem Ermenistan, hem de Türkiye tek blok olmaktan çıktı. Artık Ermeni diyasporasında Türkler’le iletişime geçilmesini savunan önemli bir kesim oluşuyor. Türkiye’de de bu talep yükseliyor” dedi.
İsrail’li tarihçi: Ermeni halkı iki kez soykırım kurbanı oldu
İsrail Açık Üniversitesi öğretim üyesi, tarihçi Prof. Dr.
Yair Auron, Global Forumunda, Forumda, Holokost’un da anılmasından ötürü
şükranını belirten Auron ″konferanslarımızda
bizim asla diğer soykırımları hatırlamamamız ne yazık ki ayıptır.
dedi. Tarihçinin Ermeni halkının iki kez soykırıma uğradığı kanaatini ifade
ederek "Siz Soykırım kurbanı oldunuz,
şimdi de bunun inkarının kurbanı oluyorsunuz. Türkiye’de bulundum ve Ermeni
Soykırımını tanımadan Türkiye’nin demokratik bir ülke olamayacağını söyledim" dedi.
Erdoğan, 'Ermenistan'da kendileri çalıp kendileri oynayacaklar'
Erdoğan, baş başa ve heyetler
arası görüşmelerin ardından Masum ile düzenlediği ortak basın toplantısında, baş
başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından Masum ile düzenlediği ortak basın
toplantısında, Ermenistan'da 1915 olaylarına dair düzenlenecek etkinliklere
ilişkin, "24'ünde de ne yapacaklar; Ermenistan'da bir araya gelecekler,
kendileri çalıp kendileri oynayacaklar. Konuşacaklar, edecekler, Türkiye'ye
hakaretler edecekler. 24 Nisan'da biz de Çanakkale'de bir araya geleceğiz ama
biz Çanakkale'de bizim gündemimizde Ermenistan yok. 23 Nisan'da yani yarın
İstanbul'da biz dünya barışını konuşacağız, bizim farkımız bu" dedi. Çanakkale'deki
anma törenlerine çok sayıda ülkeden liderlerin katılacağını ifade eden Erdoğan,
şöyle konuştu: "24 Nisan Çanakkale 100'üncü kutlamalarını Ermenistan, hani
'Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış' kabilinden, güya onlara misillime
yapıyormuşuz havasında konuşuyor, böyle bir değerlendirmenin içine giriyor.
Bizim öyle bir derdimiz yok.
Türkiye, soykırım kararının ardından Avusturya Büyükelçisi’ni geri çağırdı
Geri çağrılan Vatikan
elçisinin ardından, Türkiye Dışişleri Bakanlığı bu kez Viyana Büyükelçisi Hasan
Göğüş’ü de Ankara’ya çağırdı. Ermeni Soykırımı’nı resmen tanıyan ve 1915’te
yaşananları kınayan bir bildirgeye imza atan Avusturya Parlamentosu’na tepki
gösteren Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin, Viyana Büyükelçisi Hasan Göğüş’ün
Türkiye’ye geri çağrıldığını açıkladı… Avusturya Parlamentosu’nda grubu bulunan
6 parti, 1915 Soykırımı’nı kınayan bildirgeyi onaylayarak Parlamento’nun
bugünkü oturumunda yayımlamıştı. Avusturya Parlamentosu Başkanı Doris Bures,
parlamentoda bugün yaptığı konuşmada, 24 Nisan 1915’te Ermenilerin
tutuklamasıyla başlayan olayların zorunlu göçle devam ettiğini ve soykırım ile
son bulduğunu söylemişti.
Süryanilerden Davutoğlu ve Erdoğan'a mektup
1915 soykırımını inkar etmeye
son verin Mektupta, soykırımın kabul edilmesi ve Hıristiyan halklara haklarının
iade edilmesi talep edildi. Süryaniler,
Başbakan Ahmet Davutoğlu ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a 1915
soykırımının inkar edilmesine son verilerek, bu soykırımın kabul edilmesini ve
Hıristiyan halklara tüm haklarının iade edilmesini talep eden bir mektup yazdı.
Bazı basit gerçekler
Etyen Mahçupyan / etyen.mahcupyan@aksam.com.tr
‘Ermeni soykırımı’ tabiri
yaşanmış ve kaybedilmiş olan her şeyi özetliyor, fazlasını söyleme ihtiyacını
ortadan kaldırıyordu. Bu anlamda ‘soykırım’ söylemi Ermeniler için hem
sağaltıcı hem hastalandırıcı etkiler üretti. Sağaltıcıydı çünkü her ailenin
somut olarak yaşamış olduğu, hatırlanması dayanılmaz acılar veren bir geçmişin
üzerini ortak bir örtü ile kaplıyor, herkesi ortak acının parçası yapıyordu.
Aynı zamanda hastalandırıcıydı, çünkü yaşanmış olanı ideolojikleştiriyor,
siyasileştiriyor ve giderek insani duyarlılığın ötesinde bir misyon olarak
tanımlıyordu... ‘Türklerin’ görmesi gereken basit bir gerçek var: Birleşmiş
Milletler’in soykırım tanımına göre 1915 tehcirinin ‘soykırım’ sayılmamasına
ihtimal kalmıyor. Epeyce geniş tutulmuş olan bu tanım, belirli bir kimlik
grubunun sadece bir kısmına bile, sırf o kimliğe sahip oldukları için ve grup
halinde sistematik imha, zarar veya kültürsüzleştirme çabası içine girilmesine
‘soykırım’ diyor. Hatta hiç kimse ölmese bile, çocukların annelerinden
koparılması da aynı adla karşılanıyor. Bu eylem çerçevesinde ‘niyet’
tartışmasının önemli bir yeri var. Soru İttihatçı hükümetin yapılanları
‘bilerek’ yapıp yapmadığı. Ne var ki Ermeni tehciri art arda birçok kafilenin
ölüme gitmesini ifade ediyor. İlk kafile için ‘iyi’ niyet iddiası öne
sürülebilse bile, herhalde sonrakilerin ‘iyi’ niyetle yapıldığını söylemek zor.Önemli olan yaşanmış olanın görülmesi, hissedilmesi, dokunulması, paylaşılması ve yüzleşilmesidir, ona hangi adın verileceği değil. İsteyen istediği adı verebilir. Yeter ki yaşanmışlığı gerçek haliyle ve bütün karmaşıklığıyla karşımıza koyabilelim ve ona adil bir biçimde birlikte bakabilelim.(!!!HYETERT)
Davutoğlu: Ermeni Diasporası İntikam Almak İstiyor
Başbakan Ahmet Davutoğlu, katıldığı televizyon programında Ermeni
diasporasının Türkiye'den intikam almak istediğini söyledi. Diasporanın zengin
olmasına rağmen Ermenistan'ın zenginleşmesini istemediklerini ifade eden
Davutoğlu, diasporanın 100 yıl önce yaşananları unutturmak istemediğini kaydetti.
Türkiye'nin güçlü bir ülke olduğunu söyleyen Davutoğlu, soykırım kararı alan
devletlerin bu kararı pratiğe geçiremeyeceğini ifade etti… Biz böyle bir suçu
kabul etmeyiz. Üçüncü taraflardan tek isteğim gölge etmesinler yeter. Bizi baş
başa bırakın, biz bu sorunu çözeriz, dedi.
Ermeni Kilisesi Vakfı Başkanı Yesai Demir / Ermeni İlkokulu Öğrencilerinden Volkan Bozkır'a Şiir
Samatya Surp Kevork Ermeni Kilisesi Vakfı Başkanı Yesai Demir ise
ziyaretin seçimle alakasının olmadığı, Bozkır ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa
Demir'in daha önce de kendileriyle etkinlikler yaptığını anlattı. Bozkır ve
Demir'in dostları olduğunu belirten Demir, şunları kaydetti: "Seçim için
ya da bir taziye açıklaması için burada olduklarını düşünmüyorum. Dün Bakanlar
Kurulu'ndan sonra sıcak gelişme olarak izledik Sayın Başbakanımızın açıklamasını.
Uzun bir süreyi, birkaç seneye sığdırmak çok doğru değil. Geçen yıl Sayın
Cumhurbaşkanımız taziyelerini bildirmişti. Bu sene de gene Başbakanımız bununla
ilgili taziyelerini iletti. Bunlar bizim için çok memnuniyet ve umut verici. Ülke
genelinde daha demokratik, anlamlı, daha birbirimizi anlayacak bir gelecekle
ilgili çok büyük umut verici."
Ermeni Cemaati'nden Türkiye düşmanlarına tepki
Ermeni Cemaati Başkanı ve Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı
Yönetim Kurulu Başkanı Bedros Şirinoğlu, Türkiye düşmanlarına tepki gösterdi. Ermeni
Cemaati Başkanı ve Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı
Bedros Şirinoğlu, 1915 olaylarını Ermenistan ile Türkiye'den yetkililer ve
tarafsız tarihçilerin aydınlatmasını isteyerek, "Bu işe müdahil olan, bizi
kandıran ülkeler, maalesef ki bugün Türkiye'ye söylemleriyle düşmanca
davranıyorlar" dedi.
24 Nisan'a günler kala Ankara'da 'soykırım' paniği
Serkan Demirtaş / serkan.demirtas@hdn.com.tr
Ankara fark ettirmemeye çalışıyor ama arka arkaya gelen
tanıma kararlarından büyük kaygı duyuyor. Ermenilerin, 1. Dünya Savaşı
sırasında kitleler halinde tehcire zorlanan ve büyük bir çoğunluğu bu sırada
yaşamını yitiren atalarını andığı 24 Nisan’ın 100. yıl anma törenlerine sayılı
gün kala Ankara’dan yeni bir hamle geldi. Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı
sırasında geçen sene yayımlanan taziyenin devamını Başbakan Ahmet Davutoğlu
getirdi. Ama önemli bir farkla: geçen seneki mesaj 24 Nisan’dan sadece bir gün
önce yayımlanmıştı; Davutoğlu’nun ki ise 4 gün önce dünya kamuoyuna duyuruldu.
Ankara’nın amacının Türkiye’nin bu mesajının 24 Nisan arifesinde daha çok
dolaşımda olması, tartışılarak gündemde kalması ve olası tanıma kararlarını
etkilemesi olduğu değerlendirilebilir. Davutoğlu’nun mesajında dikkat çeken bir
fark da bu sene 24 Nisan’ın Ermeni Patrikhanesi’nde yapılacak bir dini törenle
anılacağı bilgisinin yer alması. Bu da yine ileri doğru atılmış bir adım olarak
görülebilir. Bunun dışında kullanılan ifadeler her ne kadar geçen senekinden
farklı değilse ve Ermeni toplumunu tatmin etmeyecek de olsa, bu açıklama,
Türkiye’nin 24 Nisan olgusunu anlamaya çalışma ve yeni bir dil geliştirme
yönündeki iradesini pekiştirmesi açısından önemli bir gelişme olarak
değerlendirilebilir. Geçen seneki metine göre bir yenilik ise “Osmanlı
Ermenileri” tanımının kullanılmış olması. Bu tanımın da yeni bir tartışma
yaratacağı kesin.
Norair Chahinian - Boşluğun Gücü / The Power of Emptiness
23 Nisan Perşembe, 18:00
Tophane, Istanbul, Turkey'de Depo Kat 1
24 Nisan - 31 Mayıs 2015 Chahinian ile
fotoğrafları üzerine sohbet: 25 Nisan Cumartesi, 17:00
1915 Soykırımının 100. Yılında 24 Nisan’da kimlerin yanındasınız?
Soykırım Karşıtları Derneği (SKD), Vicdan sahibi hiçbir
devlet insanının, hiçbir aydın şahsiyetin, milyonlarca insanın kanına giren
Birinci Dünya Savaşı baş sorumlularının kanlı egzersizlerini, savaşın toz
dumanı içinde Osmanlı Hıristiyan tebaasını imha eden soykırım suçlularının
icraatlarını, “vatan savunması”, ya da “Çanakkale zaferi” olarak kutlamak
isteyen Türkiye Cumhuriyeti (TC) yetkililerinin davetini, kabul etmemeleri
gerektiği inancındadır. Zira “Çanakkale
zaferi” adı verilen bu fütursuz tarih çarpıtması, devlet yetkililerinin,
insanlığa karşı işlenmiş devasa suçların üstünü örtmek, 1915 Soykırımını inkâr
etmek, baş sorumluları Talat, Enver, Cemal paşaları ve Alman,
Avusturya-Macaristan suç ortaklarını aklamak için icat edilmiş bir
manipülasyondur.
Ermenistan'daki törene dört lider katılıyor
Ermenistan'da soykırım iddialarının 100. yılı için
düzenlenecek törene Rusya, Fransa, Sırbistan ve Güney Kıbrıs liderleri
katılacak. Ermenistan resmi makamlarından yapılan açıklamada törenlere Rusya
Devlet Başkanı Vladimir Putin, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande,
Sirbistan Cumhurbaşkanı Tomislav Nikolic ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı
Nikos Anastasiades katılacak. Törende Mısır'dan da bir heyet bulunacak.
Mısır Kıpti Kilisesi Lideri Iı.tavadros Ermenistan'da
Mısır Kıpti-Ortodoks Kilisesi Patriği II. Tavadros ve beraberindeki heyetin 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddiaları çerçevesinde düzenlenecek anma törenine katılmak üzere başkent Kahire'den ayrılarak Ermenistan'ın başkenti Erivan'a hareket ettiği bildirildi... 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddiaları çerçevesinde düzenlenecek anma törenine katılan en büyük ikinci heyetin Mısır olduğu ifade edilerek, faaliyetlerin Mısır'daki özel ve resmi 20 basın kuruluşu tarafından da takip edileceği bilgisi verildi.Demokrasi mi dediniz?
Erol Bakırcıoğlu
Ermeni soykırımının yüzüncü yılına günler kala Avrupa
Parlamentosu soykırımı kabul etmeyen ülkelere baskı yaparak bu soykırımın
tanınması noktasında baskı kurarken, ABD Senatosu her 24 Nisan'da olduğu gibi
bu yılda T.C. İle kıran kırana bir pazarlığa girerek alacağı ödünlerin
büyüklüğü karşılığında yüzyıllık utancı öteleyebilecek m? TC. Kurulmuş olduğu
günden bugüne demokrasiye ulaşması nokrasında önündeki engellerin başında
Ermeni soykırımı gelir. Bu soykırımın sonucudur halklar mezarlığına dönüşen bu
coğrafya.
Ermeni Kilisesini Ziyaret Eden Bakan Bozkır Üçüncü Şahısları Aramızdan Çekilmeye Davet Ediyoruz
Haber-Kamera Özgür Arslan
Ermeni kilisesini ziyaret eden AB Bakanı ve Baş Müzakereci
Volkan Bozkır, "Bugüne kadar kullanılmayan, tamamen tarihi gerçeklerden uzak
yanlış bir ifadeyi ABD Başkanı'nın kullanmayacağını tahmin ediyorum"
"Üçüncü şahısları olsun, üçüncü partileri olsun bu olayda bizim aramızdan
çekilmeye davet ediyoruz.
Eğer Amerika isterse!
Taner Akçam - Taraf
24 Nisan yaklaşırken Papa Francis’in 1915’i soykırım
olarak adlandırması ortalığı sadece dalgalandırmakla kalmadı, çıtayı epeyce de
yükseltti. Bugüne kadar Türk hükumetlerinden korkarak kapı arkalarına saklanan
Batılı devletlerin durumu zor. Başta ABD, 1915
konusundaki politik kavgaya, isterlerse ‘nihai son’ verebilecek devletler,
artık 1915’e niçin soykırım demeyeceklerini çok zor izah ederler. Üç önemli
devletten söz ediyorum: ABD, İngiltere ve ABD’nin tutumunu etkileme gücüne
sahip olduğu için İsrail.
Yeni Türkiye'de Hıristiyanlar'a yer yok, bunu anladık"
Haber: Serdar Korucu - serdarkorucu@hotmail.com / Arşivi
8 yıl önce Malatya'da vahşice işlenen Hıristiyan katliamının
en yakın tanıkları Gökhan ve Özge Talas, “İki gün yurtdışında olsa gözünde
İstanbul tüten bir insan olarak adaletin yerine gelmemesine üzülüyorum. Üç
insanın vahşice öldürülmesi üzerine adaletin yerini bulması bu topraklar adına
iyi olurdu. Çünkü bu tehlike yarın öbür gün Müslümanlar için de geçerli. Ama
zaten adaletin Tanrı tarafından verileceğine inanıyorum. Gökhan Talas: Bir
konuda bize hiç yalan söylenmedi. Bir kez daha gördük ki Türkiye’de
Hıristiyanlar için adalet yok. Hiç şaşırtmadılar. Yani Hıristiyanlar için
ortada bir “Yeni Türkiye” yok. Bunu gördük.
100 Yıllık İnkârın Sonu: Soykırım tanınsın, devlet özür dilesin
Tarih: 23 Nisan 2015, Perşembe
14.00-15.30: Soykırımın kabulü: Özür ve tazminat
Arus Yumul
Ferda Keskin
Mithat Sancar
Garo Paylan: Soykırım Suçu Bilerek ve İsteyerek İşlendi
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul milletvekili
adayı Garo Paylan’la konuştuk… “Arınç ‘Bilerek soykırım yapmadık’ diyor ama
devlet bilerek bu soykırım suçunu işlemiştir. Türkiye toplumuna dört kuşak
boyunca bu yalan söyleniyor. Biz bu anlamda Türkiye toplumunu değil, o dönemdeki
zihniyeti suçluyoruz. O dönem devlet erkini taşıyan zihniyet bu suçu bilerek ve
taammüden işlemiştir. O dönemdeki zihniyeti bu anlamıyla henüz mahkum edebilmiş
değiliz…“Davutoğlu, ‘masum Ermeniler’ ifadesini kullanıyor. Tıpkı bugün eşitlik
mücadelesi yürüten tüm halklardan insanlar olduğu gibi o dönem de eşitlik
mücadelesi yapan Ermeniler vardı. ‘Masum Ermeniler’ ifadesi kullanıldığına
göre, eşitlik mücadelesi yapan insanları hala ‘masum olmayanlar’ ve ‘yok
edilebilecek unsurlar’ olarak görüyorlar… “Cumhurbaşkanı da ‘Ermeniler tehcirin
yolunu kendileri açtılar’ demişti. Yani bugün hak mücadelesi yapan insanlar hak
mücadelesi yapan toplum kesimleri katledilmeyi veya ülkeden sürülmeyi mi hak ediyorlar?
Bu nedenle bu ayrımı kesinlikle kabul etmiyorum…“Ama şunu söyleyeyim,
Davutoğlu'nun ve geçen sene Erdoğan'ın taziye mesajları önemlidir. “Çünkü
bunlar devlet katından gelen ilk üzüntü beyanlarıdır. Bu anlamda önemsiyorum. “Ancak
hemen sonraki cümlelerde konan, diğer suçlarla eşitlemeye çalışan, yani ‘O
dönemde Müslümanlar da öldü’ diyen anlayışı kabul etmiyorum. “Çünkü hiç bir suç başka bir suçla eşitlenemez. Her acı
düştüğü yeri yakar ve her acı ayrı bir şekilde tarihsel bağlamında
değerlendirilmelidir.
Ermeni sanatçılardan ''ortak kader'' vurgusu
AA muhabirine açıklama yapan fotoğraf sanatçısı Ara
Güler, geçmiş olayları unutmakta fayda olduğunu belirtti… Kadim halklar olan
Ermeni ve Türklerin bütün olduğunu vurgulayan Güler, ''Hepsinin adı Türkiye
Cumhuriyeti'dir. Bu memlekette yaşayanlar, kökenleri ne olursa olsun Türk'tür.
Türkiye vatanlarıdır'' ifadelerini kullandı.Türkiye'nin 1915 olaylarının
tarihçiler tarafından araştırılmasını önerisine ise Güler, ''Özgür tarihçiler
hakikatı yazarlar. Çünkü hakikatın dışına çıkamazlar'' diye konuştu… Diyarbakır'a
yerleşen udi Yervant Bostancı, ''Dışarıdakilerin ne söylediği beni
ilgilendirmez. Türkiye Cumhuriyeti olarak içimizdeki gönülleri hoş etmemiz
lazım. Dışarıdakilerle bu işi çözemeyiz.
Biz bu yarayı kendi içimizde çözmeliyiz. Benim Mehmedim, Kirgorum,
Ayşem, Agoum bu topraklarda. Türkü,
Ermenisi, Kürdü aynı nefesi alıyoruz. Onlarla aynı kaderi paylaşıyoruz.
Yüzyıllara dayanan derin dostluğumuz var. Gerekirse birlikte ağlamışız, beraber
savaşmışız, beraber bir lokma ekmeği paylaşmışız.''… Müzisyen Garo Mafyan da
1915 olaylarının tarihçiler tarafından araştırılması gerektiğini belirterek
''Tarihin araştırılması ne benim işim ne başkasınız işi'' dedi. Papa
Franciscus'un 1915 olaylarına ilişkin sözlerine de değinen Mafyan, ''Papa
Katolik aleminin lideridir, Hristiyan dünyasının değil. Herkes bir şey söyler.
Papa'nın sözleri onu bağlar'' diye konuştu.(!!!HYETERT)
AK PM Ermeni Soykırımını kınayan bir Bildirisi kabul edecek
ABD’li Ermeniler Davutoğlu’nun 1915 mesajına ‘sahte özür’ dedi
Hrant Kasparyan / Demokrat Haber
ABD Ermenileri mensuplarının yer aldığı Amerika Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA) Davutoğlu’nun açıklamasını ‘sahte özür’ olarak nitelendirdi. Associated Press’in (AP) haberine göre Davutoğlu’nun açıklamasını bir özür olarak kabul etmediklerini dile getiren ANCA’nın direktörü Aram Hamparian, “Başbakan Davutoğlu’nun sahte özrü, tanıma, tazminat, pişmanlık ya da sorumluluk üstlenme anlamında bugün hiçbir şey ifade etmiyor” dedi. ABD Başkanı Barack Obama’nın, “Türkiye’nin oyununu bozmak” için tarihi bir fırsat elde ettiğini dile getiren Hamparian, ABD’nin, Ankara’nın utanç veren inkâr sürecine müdahil olmaya son vererek, işlenen suçun adil ve doğru bir şekilde tanımlanmasıyla, Türkiye ve Ermenistan’ın bölgede daha iyi bir geleceğe hazırlanması gerektiğini ifade etti.
1915 için Almanya da 'soykırım' diyecek
Almanya
parlamentosunda cuma günü yapılacak "1915'in 100’üncü yılını anma
toplantısı" öncesi, hükümet partilerinin taslak metninde
"soykırım" ifadesinin kullanılıp kullanılmayacağı yönündeki tartışma
sona erdi. Almanya'daki koalisyon hükümetindeki Hıristiyan Birlik (CDU/CSU) ve
Sosyal Demokrat Parti (SPD) grup yöneticileri ‘Ermenilerin kaderinin tehcir ve
soykırım tarihine bir örnek teşkil ettiği’ ifadelerinin yer aldığı bir metin
üzerinde anlaştı… Cumhurbaşkanı Joachim Gauck ise perşembe akşamı Alman
kiliselerinin bu konuda Berlin Katedrali’nde düzenleyeceği bir ayine katılacak.
Arınç’tan şaşırtan çıkış: “Bilerek ‘soykırım’ yapmadık”
Başbakan Yardımcısı Arınç, Ermeni diasporasının, her yıl
24 Nisan’ı kendileri için bir soykırım olarak düşünüp, bu konuda çaba sarf
ettiklerini belirterek, ‘Biz, tarihimizde böyle bir kara sayfanın olmadığına
inanıyoruz. Bilerek, kasıtla ve isteyerek soykırım yapmadık. Dünyada soykırım
yapanlar da bellidir’ dedi.
(İstemeden ve kasıt olmadan soykırım nasıl yapılır acaba? HYETERT)
Fisk: Ermeniler 'iyi Türkleri' onurlandırmalı
Fisk'in yazısında şu ifadeler yer alıyor: "Papa zaten, bu hain eylemi, bir ırkı kasten ve
planlı bir şekilde yok etme girişimini, Birinci Dünya Savaşı'nın en korkunç
katliamını 'soykırım' olarak tanımlayarak Türkleri sinirlendirdi. Türk
hükümeti, fakat Tanrı'ya şükür ki tüm Türk halkı değil, tarihi gerçekleri
hırçın ve çocukça bir tutumla inkâra devam ediyor. Bunu da yine aynı saçma
'savaş döneminin kaosu'nda uygulanan bir plan olduğu zeminine oturtup
'soykırım' ifadesinin İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra uydurulduğunu, dolayısıyla
kendileri için geçerli olmadığını söylüyor. Bu temelde bakıldığında, o zaman
Birinci Dünya Savaşı da 'Birinci Dünya savaşı' değildi çünkü o dönem savaş,
'Birinci' Dünya Savaşı olarak anılmıyordu."
Erivan’da açıkhava Haçkar Sergisi
Bugün 20 Nisan’da Erivan Abovyan
Sok.-Nalbandyan-Hanrapetutyan sok. Arasındaki bölgedeki yeşil alanda «Kültürel
Kıyam-Haçkarların anlamı» açıkhava sergisinin açılışı gerçekleştirildi. Sergi
çerçevesinde haçkar ustası Artak Hambartsumyan tarafından eski haçkar
ustalarının asırlık gelenekleri çerçevesinde kaybolmaya yüz tutmuş, imha edilmiş
170.000 eski haçkar örneğinde hazırlanmış 13 haçkar sergilenmekte.
Süryani Soykırımı'nın 100 yılında 100 saatlik açlık grevi
Süryaniler, soykırıma uğrayanlar için 100 saatlik açlık grevi eylemine başladı.
Mardin'in Midyat İlçesi'nde yaşayan
Süryaniler, 1915 Süryani Soykırımı'nda hayatlarını kaybeden Süryaniler'i anmak
amacıyla soykırımın 100'üncü yılında 100 saatlik açlık eylemi başlattı. Türkiye
kamuoyunun Süryani Soykırımı'yla yüzleşmesi gerektiğini ifade eden Süryani
Dernekler Federasyonu Başkanı Evgil Türker, ciddi ve samimi bir özür
beklediklerini söyledi.
Ermeniler Türkiye'ye Yönelik Tutumunu Gözden Geçirmeli
ABD’deki Lehigh
Üniversitesi öğretim üyelerinden Ermeni kökenli Prof. Dr. Arman
Grigoryan,Washington Post için ilginç bir makale kaleme aldı… Ermeniler,
siyasetlerinin Ermenistan’a zarar vermemesini ve Türkiye’nin soykırımı
tanımasını istiyorsa eğer” diyen Grigoryan bu amaçla sıraladığı üç nokta özetle
şöyle:
"- Türk devletine eleştiriler ve husumeti adeta
Türklere yönelik husumet ve nefret olarak görmeye son vermeliyiz.
- Eğer istediğimiz tanıma ise o zaman toprak taleplerinden
vazgeçmeliyiz.
-Eğer diaspora, sadece 1915’te ölen Ermeniler değil,
bugün yaşayan Ermenilerin iyiliğini de umursuyorsa o zaman Türkiye’ye karşı
agresif bir tutum alması için Ermenistan’a baskı yapmayı sonlandırmalı.” (Ermenistan devlet başkanları toprak talebi olmadığını söylediler. HYETERT)
Tutun ki Soykırım Dendi, Tutun ki Denmedi...
Aydın Engin
Peki, kabul, soykırım filan değildi. Peki, kabul, büyük
felaket de değildi. Peki, kabul Türkler
Ermenileri değil, Ermeniler Türkleri öldürdü. Ancak 1915’te bir milyonu aşkın
Ermeni vardı, şimdi yok. N’oldu onlara? Peki, diyelim Ermeniler öldürülmedi
güle oynaya Suriye’nin Deyr-i Zor çölüne gittiler. Peki, onların mülkleri,
tarlaları, evleri, konakları, değirmenleri, atölyeleri n’oldu? Kimlere verildi?
Alman kanalında skandal sözler
ARD ve ZDF tarafından kurulan ortak yayın kanalı 'Phoenix'te
saat 22.30'da başlayan belgeseli 1,5 saat sürdü. 'Phoenix' Türklerin dünyada
ilk soykırımcı olduğunu, Ermenileri zorunlu göçe teşvik edip, kasıtlı
öldürdüklerini' ileri sürdü… Belgeselde devamlı olarak tek yanlı şekilde Türk
hükümeti ve Türkiye'yi suçlayan kanal, Alman hükümetinin soykırıma sessiz
kaldığını duyurdu. Alman Nazi döneminde Hitler'in, Türkiye'nin soykırım yapıp
uluslararası alanda ceza almadığını görünce kendisinin Yahudilere yönelik
soykırıma yöneldiğini anlattı.
Ermeni ve dünya yıldızları Soykırıma ilişkin klipte yer aldılar
«Milyonlarca hayat» adını taşıyan klibin prömiyeri bugün 18 Nisan’da
gerçekleştirildi. Klipte Charles Aznavour, Jivan Gasparyan, Armen Jigarkhanyan,
Alain Terzian, Montserrat Caballe, Sebu Simonian, Patrick Fiori, CoCo York,
Mariam Mirabova, Andrey Davidyan, Arthur Abraham, Tigran Petrosyan gibi ünlü
isimler yer almakta. http://videochart.net/video/05057.0af747b59ee2bac650c12a44a2f1
Yüzleşme Bahsine Giriş
'Yüzleşme' bahsine giriş
Murat Paker / muratpaker@gmail.com
Bir önceki yazıda, Türk-Kürt meselesinde izlenen çözüm
sürecinin en önemli eksiğinin yüzleşme mekanizmaları olduğunu vurgulamış ve
şöyle demiştim: “Barışçı çözümün ikinci [ilki şiddetsizlik] önkoşulu
olarak eşitlik üzerinden baktığımızda, mevcut sürecin şimdiye kadar burada
sıraladığım taleplerin yerine getirilmesi konusunda genel topluma yönelik bir
pedagoji geliştir(e)mediğini görüyoruz.” “Türklerin / Türkçenin üstünlüğü kabulünün bilinçli /
bilinçdışı yollarla tesis edildiği Türk çoğunluk, o hâkim konumundan nasıl vazgeçecek de kendisini Türk-olmayanlarla eşdeğer görmeye başlayabilecektir?” “Türk-Kürt meselesinin yakın / uzak tarihiyle, eşitsizlik
meselesiyle yüzleşmeden bu hâkim konumdan vazgeçmek mümkün olabilir mi?”
Kapitalist Modernite ve Ermeni Soykırımı
Hüseyin Ali -Özgür Gündem
Şu açıktır ki, 1915’te gerçekleşen bir soykırımdır. Bunun
tartışılacak yanı yoktur. 1915 yılında Ermenilere yapılanlar ve sonuçları
soykırım değilse o zaman soykırım kavramını sözlükten çıkarmak lazım…Soykırım,
kapitalist modernitenin hâkim olduğu son yüzyıllarda fazlasıyla yaşanmıştır.
Tarihin hiçbir döneminde böyle bilinçli ve planlı soykırım uygulamaları
görülmemiştir. Bu açıdan Ermeni, Yahudi, Amerikan yerlileri ya da başka bir
soykırımdan söz ederken kapitalist modernite mutlaka sorgulanmalıdır. Ermeni
Soykırımı, kapitalist modernite yapımıdır… Soykırım olmamış demek, soykırım
suçuna ortak olmaktır. Ancak Ermenilerin önemli bir kesiminin bu soruna
yaklaşımı ve çözüm projeleri yanlıştır. Ulus-devletçi anlayışla yaklaşmak,
soykırımcı zihniyetle benzer bir konuma düşmektir. “Türkiye sürekli sorun
yaşasın, Kürtlerle ya da başkalarıyla sürekli çatışsın, zayıf düşsün, biz de
bundan yararlanıp tavizler koparalım”
anlayışı yanlıştır ve ulus-devletçi zihniyetin başka bir versiyonudur.
T.C Başbakanı Davutoğlu'nun 1915 Mesajı ile İlgili ԹՈՒՐՔԻՈՅ ՎԱՐՉԱՊԵՏ ՏԱՎՈՒԹՕՂԼՈՒԻ 1915 ի ՈՒՂԵՐՁԻ ԿԱՊԱԿՑՈՒԹԵԱՄԲ
T.C Başbakanı Prof. Ahmet Davutoğlu'nun 1915 ile ilgili
taziye mesajına gösterilen tepkileri çok iyi anlıyor ve hak veriyorum. Ancak,
işlenen bu insanlık suçunun sorumluluk mirasını yüklenen ve yönetmekte
oldukları halktan, iddia edilen bu suçu 100 sene gizlemeye çalışan
kadroların,100 sene sonra 75 milyon insana bu suçun nasıl işlendiğini
anlatmaları veya onları ikna etmek kolay olmayacağını unutmamalıyız. Zaman ve
sabır lazım. Bir insana doğrudan ve birden senin ataların insanlık suçu işledi
demek kolay değil, ona bu durumu anlatacak bir dil ve bir üslup bulmak lazım.
100 տարի ետք՝ Շնորհակալութիւն Քարէն Եփփէ եւ Մարիա Եագոպսըն
Էկումենիկ աղօթք նուիրուած Հայոց Ցեղասպանութեան 100 ամեակին Քոփէնհակէնի Մայր Տաճարին մէջ: Կիրակի 19 Ապրիլ 2015-ին, Տանիմարքի
մայրաքաղաք՝ Քոփէնհակէնի Մայր Տաճարին մէջ տեղի ունեցաւ էկումենի աղօթք նուիրուած
Հայոց Ցեղասպանութեան 100 ամեակին:
Armenian National Committee of America Press Release
Armenian National Committee of America (ANCA) Executive
Director Aram Hamparian issued the following comment regarding Turkish Prime
Minister Davutoglu's public remarks on the "deportation in 1915." "Facing
a global wave of Armenian Genocide recognition - from the Pope to the European
Parliament - Turkey's leaders are defiantly doubling down on denial. Prime
Minister Davutoglu's fake apology today grants no recognition, accepts no
responsibility, expresses no regret, and offers no reparations. "On April
24th, President Obama has a historic opportunity to reject Turkey's gag-rule,
ending a shameful chapter of U.S. complicity in Ankara's denial, and moving
Turkey, Armenia, and the region toward a better future based upon a truthful
and just resolution of this crime."
Davutoğlu'ndan 1915 mesajı: Ermeni torunlarına taziyelemizi sunarız
Davutoğlu tarafından yapılan yazılı açıklamada "Osmanlı İmparatorluğunun son yıllarında, asırlardır barış ve kardeşlik içinde bir arada yaşamış olan farklı etnik ve dini kökenden pek çok Osmanlı vatandaşı, hafızalarda derin izler bırakan büyük acılar yaşadılar. Birinci Dünya Savaşı koşullarında bu acıları yaşayan, farklı etnik ve dini kökene mensup milletlerin torunları olarak yaşananları anlıyor, hayatını kaybeden masum Osmanlı Ermenilerini saygıyla anıyor, torunlarına taziyelerimizi sunuyoruz. Osmanlı Ermenilerinin hatırasına ve Ermeni kültürel mirasına sahip çıkmak Türkiye için tarihi ve insani bir görevdir. Bu anlayışla, bu yıl 24 Nisan günü Ermeni Patrikhanesince düzenlenecek dini bir törenle, Osmanlı Ermenileri tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de anılacaktır" ifadeleri kullanıldı.
Öyle Bir Şey Yaşatalım ki Kimse İnanmasın: Ermeni Soykırımı
Yazan: Can Ulusoy
Bu bir tehcir, katliam ya da mezalim değil en net tabirle
‘’soykırım’’. Ermeni soykırımının üzerinden 100 yıl geçti; gerçi daha uzun bir
geçmişi var fakat 1915’le sembolleşti her şey. Jön Türklerin Balkan harbinden
sonra içine girdiği paranoyak sapıklık, gayrimüslimlere karşı acımasız bir
saldırganlıkla vücut buldu. Hasta adam Osmanlı’nın ayakta kalması artık sadece
toplumun ve ekonominin Türkleşmesiyle mümkündü. ‘’ Her soykırım şiddeti vakıasının itaat ettiği ve onu
eşsiz kılan bir iç mantık vardır. Osmanlının fiziksel imhasının da ayırt edici
bir özelliği vardır. Bu fiziksel imha Jön Türklerin nihai hedefi olan Türk ulus
devletinin kurulması için gerekli bir koşul olarak düşünülmüştür. Bir başka
deyişle bu iki olgu birbiriyle ayrışmaz bir şekilde bağlantılıdır: Birini es
geçerek diğerini anlayamayız’’( Kevorkian 2015:15)
Ermeni soykırımını tanımak için kaç soykırım daha lazım?
Dursun
Ali Küçük
Kendinize yapılan soykırımı görürseniz Ermenilere yapılan
soykırıma doğru yaklaşırsınız. Ermeni soykırımını görmezseniz, gün gün ve
sürekli yaşadığınız soykırımınızı göremezsiniz. Türkiye, Yakındoğu Halklarının İmha Edilmesinin Adıdır. TC’ye sormak lazım..Kaç soykırım daha yaparsanız ancak Ermeni soykırımını
tanırsınız?
Մոմավառութիւն Հսկում՝
DurDe Ermeni Soykırımı'nı Anma Etkinlikleri
Sevgili
Dostlar,
Bildiğiniz
gibi, bu yıl Ermeni Soykırımı’nın 100’üncü yılı. Bu nedenle 24 Nisan
günü ve öncesinde düzenlenecek çeşitli anma etkinliklerine yüzlerce Diaspora
mensubu ve Avrupa’dan sivil toplum liderinin katılması bekleniyor. DurDe
Platformu olarak biz de bu çerçevede 2010 yılından bu yana çeşitli etkinlikler
düzenliyoruz.
Moskova’da Ermeni Soykırımının 100. Yıldönümüne yönelik konferans
17 Nisan’da BDT Ülkeleri Enstitüsü, Rusya Toplumsal
Meclisi ve Rusya Ermenileri Birliği (REB) inisiyatifiyle «President Oteli»nde
«Zaman Aşımı Olmayan Suç: Ermeni Soykırımının 100. Yıldönümü Yaklaşırken»
başlıklı bir konferans gerçekleştirildi. Konferansa Ermenistan’ın Moskova
büyükelçisi Oleg Yesayan, REB Bşk. Ara Abrahamyan, BDT Ülkeleri Enstitüsü
Direktörü Konstantin Zatulin, Moskova üniversite ve araştıra merkezlerinden
uzmanlar, tanınmış siyasiler, diplomatlar ve medya mensupları katıldılar.
Bir gün biri başdanışman olmuş...
Etyen Mahçupyan / etyen.mahcupyan@aksam.com.tr
Sonuçta ne Başbakan’ın fikirleri tümüyle bizleri bağlar, ne
de bizlerin fikirleri onu. Benim söylediklerim tabii ki tümüyle bana aittir ve
bazen hükumetin resmi tutumuyla aramda mesafe olmasından daha doğal bir şey de
olamaz. Aynı bağlamda soykırım
meselesinde de benim yıllardır yazdıklarım ve söylediklerim ortada. Bu terim
hiçbir zaman benim anlam dünyamda önemli olmadı ve bu nedenle geçmiş yıllarda
Ermeni diasporasının hiddetine epeyce mazhar oldum. Nitekim aynı diaspora
kalemleri benim başdanışmanlığımı da ancak AKP hükumetinin ‘taktiksel’ hamlesi
olarak anlama kapasitesi gösterebildiler. Diğer taraftan böyle bir tanım var ve
o kadar geniş tutulmuş ki, bir kimliksel grubu hedef alan herhangi bir olayın
söz konusu tanım dışında kalma ihtimali kalmamış. Diğer bir deyişle aslında
tanımlayıcı niteliğini yitirmiş bir atıftan söz ediyoruz… Öte yandan eğer
Başbakan’a soykırımı kabul etmesini tavsiye edip etmeyeceğim merak ediliyorsa,
bir adım daha gidelim… Ben başbakan olsaydım soykırımı kabul etmezdim. Çünkü
bir başbakan öncelikle bugün muhatap olduğu vatandaşlarının refahından ve yararından
sorumludur ve onları bir bilinmezlik tüneline sokamaz.
Ermeni asıllı ailelerden Papa'ya tepki
Batman'da yaşayan Ermeni asıllı aileler, Katoliklerin
ruhani lideri Papa Franciscus'un 1915 olaylarına ilişkin sözleri ile AP'nin
1915 olaylarına yönelik kararına tepki gösterdi. Batman'ın Sason ilçesindeki
Mereto Dağı eteklerindeki 83 haneli 450 nüfuslu Çalışır köyü muhtarı İlhan Cin,
annesinin Ermeni olduğunu anlattı. (Kambersiz düğün olur mu? Ermeni değiller ama Ermeni asıllılar. HYETERT)
‘Sevan Nişanyan’ın 1915’te belirsizliğe yollanan Ermeni aydınlarından farkı yok’
Yargıtay’dan Sevan Nişanyan’a 4 yıl 7 ay hapis cezasını onay. Nişanyan’a verilen cezaevi infaz süresi 11 yıl 1 aya ulaştı ....2 Ocak 2014’ten bu yana cezaevinde bulunan Sevan Nişanyan hakkında peş peşe verilen ceza infaz kararlarının takibi ve Nişanyan aleyhinde isnat edilen tartışmalı suçlamalar hakkında yetkililerin önlem alması talebiyle oluşturulan Uluslararası Sevan Nişanyan’a Adalet Komisyonu üyesi Sait Çetinoğlu, Sevan Nişanyan’ın 1915’te belirsizliğe yollanan Ermeni aydınlarından bir farkı olmadığını söyledi. Nişanyan’a verilen cezaevi infaz süresinin 11 yıl 1 aya ulaştığına dikkat çeken Çetinoğlu, Paris’te yayımlanan Ermenice gazete Nor Haraç’a verdiği mülakatta, Sevan Nişanyan’ı “itibarsızlaştırmak için suç icat edildiğini” ve devletin politik gerekçelerle doğrudan cezalandırmak istemediği Sevan Nişanyan’ın “izinsiz inşaat” bahanesiyle cezalandırıldığını söyledi.






























.jpg)










