Etiketler

Independent yazarı: Dünya İnsani Zirvesi mi, ikiyüzlüler toplantısı mı?

İngiltere'de yayınlanan Independent gazetesinin yazarlarından Ian Birrell, bugün İstanbul'da başlayan Birinci Dünya İnsani Zirvesi'nin geniş katılıma karşın sonuç alınamayan yeni bir toplantıdan öteye geçemeyeceğini yazıyor: "Dört yıl önce Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-moon, insani krizlerin çözümünde nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini görüşmek üzere dev bir zirve düzenleneceğini söylemişti. "O günden bugüne kadar 153 ülkeden 23 binin üzerinde kişiye danışıldığı belirtiliyor. "Şimdiyse kokteyl kanepeleri hazırlandı, en nadide şaraplar seçildi ve podyumlar kuruldu. "6 binin üzerinde siyasi, yarım kuruluşu yöneticisi ve iş adamı Türkiye'de düzenlenen dev toplantıya katılıyor. 'Sırtlar sıvazlanacak'. "Bugün İstanbul'da başlayacak olan Birinci Dünya İnsani Zirvesi'nden somut sonuç bekleyenlerin sayısı az.

Tarihçilerin Ermeni Meselesiyle İmtihanı

Mehmet Karasu
Toplumsal sorunlar, sorunları belgelere indirgeme alışkanlığı terk edilmeden, diğer bir deyişle belgeler üzerinde yer almayan yanlarıyla da ele alınmaksızın kalıcı çözüme dönüşemez… Türkiye Cumhuriyeti Devletinin resmi tezi yetkililerce ne zaman dillendirilse “arşivleri açalım ve meseleyi tarihçilere bırakalım” tarzı söylemler refleksif bir üslupla ifade ediliyor. Tarihçilerin Ermeni meselesiyle imtihanı nezdinde, Ermeni meselesinin neden sadece tarihçilere bırakılmaması gerektiğini birkaç argümanla temellendirmek istiyorum... Tarihçiler kendi müktesebatları ölçüsünde Ermeni meselesinin çözümü noktasında akışı değiştirici katkılarda bulunabilirler. Ancak bu meseleye yüklenmiş ve bir şekilde çözümlenmemiş hayli yoğun duygu kitlelerinin varlığı, çözüm için tek adres gösterilen tarihçilere, bir ölçüde, zulüm olarak değerlendirilmelidir. Zira sırtlarına yüklenmiş bu sıklet, tarihçilerin hareket kabiliyetini sınırlayarak onları bu büyük sorumluluğun altında bilfiil ezmektedir.

Haksızlığa uğramış yüzyıllık gayrimüslim dini kurumlar ve buna karşı mücadele eden iki kadın: Luiz Bakar, Ester Zonana


Rober Koptaş ve Bülent Usta’nın editörlüğünü yaptığı “Yok Hükmünde” adlı kitap Aras Yayınları’ndan çıktı. Müslüman olmayan cemaatlerin tüzel kişiliklerinin tanınmamasına ve temsilde yaşadıkları sorunlara odaklanan kitabın tanıtımı yapıldı. “Yok Hükmünde Müslüman Olmayan Cemaatlerin Tüzel Kişilik ve Temsil Sorunu”, başlığıyla 2012-2014 yılları arasında düzenlenen konferanslarda sunulan tebliğ ve yapılan konuşmaları bir araya getiren kitapta Av. Rita Ender, Av. Ester Zonana, Av. Yuda Reyna ve Av. Yakup Barokas gibi akademisyen ve hukukçuların tebliğlerini içeriyor.

Ermeni Soykırımı: Yüzleşmeme değil yüzsüzleşme!

Özlem Galip
İnsan hakları hukukçusu Robertson, Talat Paşa'yı "Osmanlı'nın Hitler'i" olarak tanımlamıştı. Hitler aksini iddia etmezdi sanırım! Zira Hitler de 1931 yılında, Polonya işgali öncesinde generallerine Yahudilere karşı sert ve acımasız olmalarını söylüyor ve ekliyordu: "Bugün Ermenileri kim hatırlıyor?" “Yeryüzünün dört bir yanına “savrulmuş” Ermeni ulusunun tarihinde çok önemli bir kara gündür, 24 Nisan. Üç-beş Ermeni yan yana gelmeye görsün, alırlar ellerine pankartları, dökülürler sokaklara hemen. Nedir bütün bunların sebebi, niçin yollara düşer bu insanlar 24 Nisan’da?”

Mahşerin Üç Atlısı

(Milliyetçilik-Ulusçuluk-Yurtseverlik)
Milliyetçilik bize bugün “iki seçenek” dayatıyor: Bu “seçenek” dayatmalara direnemezsek ya yaşamımızı bir “içgüdüye” teslim edeceğiz ya da yalnızca başkalarını değil bizi de tahrip edecek bir “şiddet dilinin” içine taşınacağız. Milliyetçiliğin bize sunduğu bu iki seçeneği de yadsımak; Türklüğü, “aşırı gelişmiş bir milli kültür bilgisi”nin “tasallutundan” kurtararak, “adaletin-vicdanın ve politikanın” diline taşıyıp “barış içinde yeniden kurmak” artık “yükümlülüğümüzdür” diyorum. Eğer “demokratik bir Türklüğün” yapılandırılması amacımızsa eğer hiç zaman yitirmeden “Ne mutlu Türküm” ile “Ne mutlu Ermeni’yim” sloganlarını birleştirecek bir “toplumsal barışı” kurmak zorundayız.

Russia’s Humanitarian Response to the Armenian Genocide

By Asya Darbinyan  / The Armenian Weekly Magazine
’The front page of the June 30, 1916 issue of the Parisian newspaper “Excelsior” carried an illustration of a Russian soldier on horseback with a refugee child in his arms. The picture was captioned, “The Symbol of Protection of the Armenians by Russians.”1 The words “Russia” and “humanitarianism” are rarely coupled in the historical literature on the 20th century. This essay, however, emphasizes the importance of exploring imperial Russia’s reaction to the Armenian Genocide and the refugee crisis on the Caucasus battlefront of World War I. It shows how the recognition of an emergency situation transformed political and public reaction into action, and how the Russian imperial government during the Great War and the Armenian Genocide—as well as a number of non-governmental organizations established in the Russian Empire—provided humanitarian assistance to hundreds of thousands of Armenian refugees in need. It also plumbs the motivations for humanitarian assistance and the Russian context of humanitarianism.

Erdoğan'ın Lozan sözleri tartışıldı

Prof. Dr. Çağrı Erhan (Kemerburgaz Üniversitesi Rektörü): Cumhurbaşkanı çok doğru söylüyor. Lozan’ın güncellenmesinden kastının Türkiye’deki yasa ve uygulamaların Lozan’da belirlenen azınlık tanımına uygun hale getirilmesi olduğunu düşünüyorum. Çünkü maalesef azınlıkların bir takım hakları devlet tarafından ihlal ediliyordu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz: Lozan yeniden yazılamaz. Cumhurbaşkanı’nın bunu kastettiğini düşünmüyorum. Biz de parti olarak vatandaşlarımızın her türlü eşit hakka sahip olmasını destekleriz. MHP milletvekili ve eski Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu: Azınlık statüsü Türkiye’ye özgü, Batılıların koydukları bir hüküm. İlla bir şey yapacaklarsa azınlık statüsünü kaldırsınlar.(Halaçoğlu’ndan başka  ne beklenir. İstediği eşit vatandaşlık değil, azınlık haklarından da mahrum etmek. HYETERT)

Ahıskalılar Ermeni Komşuları İle Buluştu..

Bir çok kimsenin aralarına nifak sokup, düşman ilan ettiği Ahıskalılar Türk sınırı Posof'un öte tarafından bulunan Ermeni komşularıyla bir araya gelip, yıllar sonra da olsa bir birbirlerini tanıyıp, eski dostluklarını yenilediler.. Gürcistan'ın güneyindeki Ahıska Bölgesi'nden 14 Kasım 1944'te Orta Asya'ya sürgün edilen ve günümüzde Kırgızistan'da yaşayan bir grup Ahıska Türkü, ata topraklarındaki köylerini ziyaret etti… Yaşlılar refakatçılarıyla birlikte doğdukları köyleri ziyaret ederek, Gürcü ve Ermeni kökenli eski köylüleriyle hasret giderdi.

Washington’da Ermeni şarapları degüstasyonu büyük kabul gördü

19 Mayıs’ta Ermenistan’ın Washington Büyükelçiliğinde «Winyards of Armenia» kuruluşunun çabalarıyla 8 Ermeni şarap üreticisi firma katılımıyla Ermeni şarapları degüstasyonu gerçekleştirildi. The Keush, Highland Cellars, Old Bridge, Van Ardi, Voskeni, Karas, Trinity ve Kataro gibi Ermeni şarap markalarının temsil edildiği etkinlik büyük kabul gördü.

Şu Özür Dileme Meselesinde Son Bir Açıklama!

Sinan Çiftyürek
Önce 15.04.2016 tarihli ve “Ermeni Soykırımının 100. Yıl Dönümü Ve Kürt Siyaseti!” başlıklı yazım Newroz Gazetesinde “Özür Dileriz” başlığıyla yayınlanmıştı. Yazıya sosyal medyadan gelen kimi tepkiler üzerine ardından “Kürtler adına özür dilemeye itiraz edenler bazı soruları yanıtlamak durumundalar!” başlığıyla kısa ve esas soru soran bir yazı yazdım. Bu yıl aynı yazıyı yeniden yayınladım. Hem sayfamdaki yazının altına epeyce yorum yapıldı hem de yazım üzerine Abdurrahman Önen arkadaşın “Kürtler Adına Ermenilerden Özür Dileme Fantezisi” başlıklı yayınlanan yazısının altına epey not düşüldü.

Almanya kendisine suç ortağı yaratıyor

Dr. Şükrü M. Elekdağ
20. yüzyılın en büyük soykırımını yapan Almanya kendine suç ortağı arıyor ve dost Türk milletini suçlayarak kendi kirli tarihini aklamak istiyor. Alman devlet politikasının hedefi: Türklerin Ermenilere soykırım yaptığını dünyaya kabul ettirmek... Almanya’nın bu tutumu, birbirlerini besleyen şu dört nedenden kaynaklanıyor:
1) Suçluluk duygusu altında ezilen Almanya’nın kendine bir suç ortağı bularak yükünü hafifletmek istemesi.
2) Protestan Kilisesinin Türklere duyduğu tarihsel husumet.
3)  Türkiye’ye AB yolunu sonsuza dek kapatmak.
4)Almanya’daki Türk toplumunun Türklük onurunu kırma yoluyla asimilasyonunu kolaylaştırmak. 
(Bu da Türk inkarcılığının öncülerinden, Ermeni düşmanı eski bir diplomatın fikri. HYETERT)

A Century of Violence: Revisiting the Armenian Genocide


By Walter Kalaidjian
For a Century, the Armenian genocide has remained an indelible black mark on the ledger of modernity. The systematic murder of over one million Armenians perpetrated by Ottoman Turkish authorities during World War I bequeathed a legacy of trauma whose delayed recognition has unfolded only gradually. In the classic formula of post-traumatic stress disorder (PTSD), the shock of an initiating event inaugurates but fails to contain or resolve all of its repercussions. The trauma of genocide stretches out over time to possess victims, bystanders, and perpetrators through a pattern of latency and repetition.

Medeniyetin Ölçüsü Nedir?

H. Hümeyra Şahin
Toplumsal yaşantı adabına ne kadar uyulduğu, metroda, otobüste, müşteri ilişkilerinde nasıl bir muameleye tabi olduğunuz şehrin, ülkenin medeniyet seviyesine dair ipuçları verir… Bireyin ihtiyaçlarını değil, sistemin ya da ekonomik çarkın ihtiyaçlarını gözeterek ‘eleman’ yetiştiren bir eğitim sisteminden, ‘medeni insan’ yetiştirmek zordur… Gerçekten ne yazık ki, pek çok üniversite diploma büroları olarak çalışıyor. Bilgi öğrenciler tarafından bir malumat olarak algılanıyor. Oysa yeni bir bilgi bir zihne girdiğinde insanı dönüştürmüyor, insan hayatında bir tesir oluşturmuyorsa, malumattan öte geçemez. 19.yy’ın ulus-devlet merkezli eğitim anlayışına dayanan tek tip ‘makbul vatandaş’ yetiştiren sistemin, 21.yy’da bireysel farklılıkları ayırt edebilen ve bu çeşitliliğe uygun içerik sunabilen bir sisteme dönüşmesi gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gençlerle Buluştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Rum Cemaati mensubu bir gencin, "Yeni anayasada azınlıklarla ilgili nasıl yenilikler olacak?" sorusu üzerine sözlerine şöyle devam etti: "Başbakanlığım döneminden bahsediyorum. Azınlıkların vakıf mallarına el konulmuştu. Biz iktidarımız döneminde bütün bu malları kendilerine iade etmeye başladık. Göreve başladığımda 2,5 milyar civarındaydı. Burada Rum, Ermeni vakıfları hepsi kendi varlıklarını alıyordu. Hala yasal süreci devam edenlerin olduğunu da biliyorum. Onlar da iade edilecek. Şu anda bunları biz anayasal teminat altına alarak yaptık. Bir defa şunu bütün samimiyetimle ifade ermek isterim. Bu ülkede azınlıkların hukukunu Lozan geçmişte belirlemiştir. Lozan'ın daha da güncelleştirilmesi ve ülkemizde ben hangi haklara sahipsem azınlıkların da aynı haklara sahip olması lazım. Şu an Meclis'te azınlıklardan olup milletvekili olan arkadaşlarımız var. Bugün milletvekilidir, yarın belki bunlardan bakanlar çıkabilir. Çıkmayacak diye bir şey asla söz konusu değil. Şu anda bu aşama kat edildiğine göre yarın onlar da olacaktır. Şunu bilmenizi isterim. Azınlıklar ülkemizde bizim eşit vatandaşımızdır. Bundan taviz vermek söz konusu değil." (Lozan'ın azınlıkları potansiyel iç düşman olarak değil, eşit vatandaşlar olarak gören bir bakışla yeniden yorumlaması önemli yanlışların düzeltilmesini sağlayacaktır. HYETERT)

Kürt ve Türk edebiyatında Ermeniler

Özlem Galip
Ermeniler, 1915’te, yaşadığımız topraklar üzerinde bir soykırıma uğradı. Milyonlarca Ermeni, artlarında mülkleriyle birlikte hikayelerini de bırakarak “ortadan kayboldu.” Peki bu durum, coğrafyanın diğer büyük halkları Türkler ve Kürtlerin edebiyatına nasıl yansıdı? Öncelikle Türk edebiyatı... Akademisyen ve gazeteci Murat Belge’nin de dediği gibi, sol eğilimli olarak tanınan yazarlarda bile, yalnız Ermenilere değil Osmanlı uyruğundan bütün azınlık unsurlara karşı düşmanlık güven bir tavra sık rastlanır. Ömer Seyfettin, kaleme aldığı “Ashab-ı Kehfimiz” adlı hikayesinde tehcir döneminde bir Ermeni gencini anlatır. Gencin Ermeni milliyetçisi özelliklerini öne çıkaran Seyfettin, 1915’te Ermenilere yapılanları meşrulaştırmaya girişir. Akabinde çıkan Halide Edip Adıvar, Tarık Buğra, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Hikmet Ilgaz gibi yazarların edebi eserlerinde de gayrimüslim düşmanlığı göze çarparken Ermeni katliamlarını haklı çıkaran bir duruş sergilenir. Kitaplarına tek tük serpiştirdikleri “iyi Ermeni karakterlerde” ana tema olarak öne çıkan, yine Ermeni karşıtlığıdır aslında.

Almanya - Türkiye‘Soykırım oylaması sonrasında Almanya-Türkiye ilişkilerinde değişiklik olmayacak'

Sol Parti Federal Milletvekili Sevim Dağdelen Sputnik'in konuya ilişkin sorularını yanıtladı… Alman parlamenterlerin bu kez Türkiye‘nin baskı politikasına boyun eğmeyecekleri kanaatindeyim. Hem 1915 olayları ‘soykırım' olarak nitelendirilecek, hem de Alman İmparatorlugu'nun suç ortaklığı kabul edilecek. Bu anlamda Türkiye'nin geçmiş ile yüzleşmesi, inkar politikalarına son vermesi bakımından bu önergeyi önemsiyorum. 2 Haziran'daki oylama aynı zamanda Türkiye'deki Ermenilerle Türklerin barışması, bir araya gelmeleri ve kardeşlik ortamının doğmasına zemin hazırlaması bakımından da önemli bir adım olacak. Türkiye'nin yapamadığını Almanya gerçekleştirmiş olacak… Türk-Alman ilişkilerinde köklü bir değişiklik olmayacağını ve herhangi bir gerilim yaşanmayacağını düşünüyorum.

Almanya'nın 'Ermeni Soykırımı' önergesi hazır

1915 olaylarının ‘Ermeni Soykırımı' olarak tanınmasına ilişkin önerge 2 Haziran'da Alman Almanya Federal Meclisi'nde oylanacak. Tasarıda ilk kez 'Ermeni soykırımı' ifadesine net bir şekilde yer verilirken, dönemin Alman İmparatorluğu'nun da sorumluluğu olduğu belirtiliyor... Tasarının başlığı '101 yıl önce Osmanlı İmparatorluğu'nda Ermenilere ve diğer Hristiyan azınlıklara uygulanan soykırımın hatırlanması ve anılması' olarak yer alıyor. Metnin giriş kısmında, Federal Meclis'in, Ermeni ve diğer Hristiyan azınlıklara uygulanan tehcir ve katliamlarda ölen kurbanların anısı önünde eğildiği belirtiliyor. Bu dönemde diğer Hristiyan toplulukların da özellik Asuriler, Süryaniler ve Keldanilerin sürgün ve katliamlardan etkilendikleri kaydediliyor… Tasarıda, yaşananlardan Jön Türk hükümeti sorumlu tutuluyor ve "Dönemin Jön Türk Hükümeti'nin talimatıyla bir milyonu aşkın Ermeni'nin sistematik tehcir ve kıyımı 24 Nisan 1915 tarihinde Osmanlı Konstantinopolis'inde başladı" ifadesine yer veriliyor.

Catholicos of All Armenians Ratifies the Re-election of the Diocesan Primate H.E. Abp. Hovnan Derderian for the Third Term of his Primacy

On May 6, 2016, the Diocesan Primate obtained the Vote of Confidence during the 89th Annual Diocesan Assembly with an overwhelming majority. With the letter dated May 18, 2016, His Holiness Karekin II, Supreme Patriarch and Catholicos of All Armenians ratified the re-election of the Diocesan Primate His Eminence Archbishop Hovnan Derderian for the third term of his Primacy.

Başkent Erivan’da «Mavi Cami» Sergi-Yarışması devam ediyor

İran İslam Cumhuriyeti (İİC) Erivan Büyükelçiliği Kültür Merkezi, Erivan Terlemezyan Devlet Güzel Sanatlar Kolejinde «Mavi Cami» başlıklı bir sergi-yarışma düzenledi. NEWS.am muhabirine açıklamada bulunan İİC Büyükelçilik Kültür ataşesi Majid Meşki, benzeri etkinliklerin en iyi kültürel değişim araçlarından biri olduğunu ifade ederek, amacın İran ve Ermenistan arasında kültürel diyalog tesisi olduğunu ifade etti.

Emin Torosyan: İran’da «Urartu Mirası» başlılı sergi gerçekleştirildi

Erivan Belediyesi Kültür Bölümü Başkanı Emin Torosyan, şunları kaydetti: ″Şiraz kentine ziyarette bulunduk, geçtiğimiz yıl  Erivan’da düzenlenen Persepolis sergisine yanıt sergi gerçekleşti. «Urartu Mirası» başlıklı Urartu medeniyeti sergilendi. Bir dizi kentle işbirliği yönünde mutabakatlar sağlandı ″.

Avrupa Parlamentosunda Ermeni Soykırımına ilişkin panel yapılacak

31 Mayıs’ta Avrupa Parlamentosunda Ermeni Soykırımına ilişkin bir panel gerçekleştirilecek. Avrupa Ermeni Kuruluşları Federasyonunun verdiği bilgiye göre, «Ermeni Soykırımı, Kültürel Mirasın Tanınması ve Restorasyonu, Hukuki ve Siyasi alanlar» başlığını taşıyan panel Avrupa Parlamentosu üyesi Charles Tannock tarafından organize edilmekte.

Osmanlı Neden Binlerce Maymunu İdam Etti?

Yavuz zamanında başlayan Kuzey Afrika’daki fetihlerle beraber daha önce istanbul’da pek rastlanmayan maymunların sayısı hızla artıyor… III. Murat’ın favori din adamı Molla Abdülkerim Efendi adında bir zat. son derece tutucu bir Müslüman, gayrimüslimlerden hiç hazzetmiyor. Daha sonra sultan onu Rumeli kazaskeri yapacak. Molla, gayrimüslimlere o dönem aşağılayıcı sayılan kırmızı ve siyah giyinme zorunluluğu getirecek, bir gecede Yahudi mezarlığına korsan cami dikecek.Tüm öykü  bu dini bütün mollanın Fatih Camii’nde verdiği bir cuma vaazıyla başlıyor, molla, ateşli bir konuşmayla ‘’kadınların bu maymunları fena işlerde kullandığını’’ anlatıyor. Cuma çıkışı kızgın kalabalık önde bizim molla, Azapkapı ve Galata’daki maymun satıcılarını basıyor. Tarihçiler o günü ‘’İstanbul’da dalında maymun sallanmayan tek bir ağaç kalmadı’’ diye anlatır. (:) HYETERT) 

Dünya İnsani Zirvesi Pazartesi Başlıyor

Ban Ki-moon'un girişimi çerçevesinde tarihte ilk defa düzenlenecek olan Dünya İnsani Zirvesi 23-24 Mayıs 2016 tarihlerinde İstanbul'da gerçekleştirilecek. BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon'un girişimi çerçevesinde tarihte ilk defa düzenlenecek olan Dünya İnsani Zirvesi 23-24 Mayıs 2016 tarihlerinde İstanbul'da gerçekleştirilecek. 

Uluslararası insan hakları kuruluşları Formula 1’in Azerbaycan’da yapılmasına karşı

Başta Rights Watch, PEN International olmak üzere birçok uluslararası insan hakları kuruluşu Formula 1 Dunya şampiyonasının Azerbaycan’da düzenleneceğine karşı olduklarını belirtti. “Spor haklar için” (Spor for Rigts) koalisyon çatısında birleşen Formula 1’in yönetimini, hapse atılan aktivistlerin tahliye etmesi üzere Azerbaycan makamlarına baskı yapmaya çağırıyor. Human Rights’in Watch bölgesel direktörü Jane Buchanan “Formula 1’in yönetimi için Azerbaycan’da insan haklarına ilişkin durumunun iyileştirmesi amacıyla Azerbaycan yönetimine baskı yapma imkanı var” diye konuştu.

Sosyal demokrasinin sefaleti

Yücel Özdemir   / @ozdemir_y / yucel@evrensel.de
Avrupa’da sosyal demokrat parti ve akımların bir süredir içine girdiği ‘kriz’ derinleşerek sürüyor. Halbuki; bugün yerlerde sürünen sosyal demokratlar için 1970’ler ‘altın yıllar’dı… Sosyal demokrasinin çöktüğü, muhafazakarların gücünü korumaya çalıştığı kıta Avrupa’sında iki akımın yükseliş içinde olduğu görülüyor. Birincisi: sağ popülist, milliyetçi, dinci akımlar. İkincisi: ilerici, sol sosyal demokrat, ekoloji çizgideki parti ve hareketler. Bugüne kadar ‘merkez’ diye tabir edilen klasik burjuva partilerinin dışında görülen bu akımların yükselişi ülkeden ülkeye farklılıklar gösteriyor. Ekonomik krizin etkili olduğu Güney Avrupa ülkelerinde sol sosyal demokratlar, diğer bölümlerde sağ-popülistler güç kazanıyor. Gelişmeler, ‘yaşlı’ sosyal demokrat partilerin yarattıkları derin tahribat nedeniyle kısa sürede sola kayıp yeniden güç kazanması, asıl seçmeni olan işçi sınıfına ve emekçilere ulaşıp güven vermesinin zor olduğunu gösteriyor. Bu nedenle sefaletten kurtuluş kolay olmayacak.

21 Mayıs 1864: Çerkeslerin kara günü

1862-1864 arasındaki kanlı Rus-Çerkes savaşlarından sonra Rus ordularının Mzımta nehri civarında nihai zaferi kazandığı 21 Mayıs 1864 günü bu kanlı süreci sembolize eden tarih olarak Çerkeslerin yüreğine ve beynine nakşedildi… Çerkesler egemen etnik grup olan Türklerle iyi geçiniyordu ama diğer gruplarla ilişkileri ya Türklerin çizdiği şekilde ilerliyordu ya da güçler dengesine göre şekilleniyordu. Örneğin 1880’lerde Rumların yoğun bulunduğu Ordu-Samsun hattında Gürcülerle birlikte Rumlara karşı konumlandırıldılar. Buralarda hatta Erzurum, Sivas gibi bölgelerde Gürcü kıyafetiyle eylem yapan Abazalar vardı. Maraş bölgesindeki kadim Ermeni yerleşimi Zeytun, merkezi devletin yönlendirdiği Çerkes gruplarca sarmalanmaya çalışıldı. Yine önemli bir Ermeni nüfusu barındıran Doğu Anadolu’da, Kürtlerle birlikte Ermenileri taciz ettiler. Ürdün ve Lübnan’da, merkeze boyun eğmeyen Dürziler ve Bedeviler gibi grupları ezmek için Çerkesler kullanıldı. Bu görevleri öyle iyi yerine getirdiler ki, ileriki yıllarda Ürdün’de yönetici sınıflara dahil olmayı başardılar. (Ne yazık ki resmi tarih Çerkezlerin gelmesiyle birlikte Ermenilerin neler yaşadıklarını nasıl zulümler gördüğünü görmezden gelir. HYETERT)

Dr. Kasım Ertaş: Diyarbakır Birlik ve Beraberliğin Kalesidir

Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi ve Sanatları Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Kasım Ertaş, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Diyarbakır'da yaşayan Ermenilerle yaptığı bilimsel çalışmayı kitap haline getirdi. Diyarbakır'da düzenlenen kitap fuarına katılan Ertaş, Cihan Haber Ajansı'na konuştu…19. yüzyılda Diyarbakır'da Müslümanların dışında Ortodoks Ermeni, Katolik Ermeni, Süryani Kadim, Katolik Süryani, Keldani, Ortodoks Rum, Katolik Rum, Protestan, Yahudi, Yezidi ve Kıpti olmak üzere 11 dini grup, cemaat bulunmaktaydı." şeklinde konuştu. Çalışmasında Ermenilerin, daha önce hakimiyeti altında yaşadıkları hiçbir devlette, Osmanlı'da sahip oldukları itibara sahip olamadıklarının ortaya çıktığını dile getiren Ertaş, Ermenilerin de bunu karşılıksız bırakmadığını, devletin iktisadi, idari, sosyal ve kültürel hayatında çok önemli görevler üstlendiğinin belgelerle ortaya koyduğunu vurguladı. Ertaş, tarihi belgeleri incelerken Osmanlı-Rus savaşından sonra yaraların sarılması ve askerlerin ihtiyaçlarının karşılanması için Ermeniler tarafından Osmanlı ordusuna ciddi bağışlar yapıldığına dair bilgiler elde ettiğini belirterek, "Bir diğer önemli bilimsel tespit ise II. Abdülhamid döneminde yapılan Diyarbekir Hamidiye Sanayi Mektebi'nin inşaatının sponsorluğunun Ermenilerin üstlenmesidir." ifadelerini kullandı.

Berlin-Ankara Hattında ‘Soykırım’ Gerginliği

Değer Akal, Berlin'den aktarıyor.
Türk ve Alman dışişleri bakanlarının başkanlığında yapılması öngörülen Stratejik Diyalog Toplantısı için Berlin Ankara’dan iki buçuk aydır yanıt bekliyor. Alman İçişleri Bakanlığı Müsteşarı’nın Türkiye’ye ziyareti ise ertelendi. Türkiye’nin, AB ve Almanya ile işbirliğinden beklediklerine somut karşılık bulamaması nedeniyle duyduğu hayal kırıklığı, Almanya’nın ise Türkiye’deki iç siyasi gelişmeler, düşünce ve ifade özgürlüğü ihlalleri ile Alman gazetecilere yönelik uygulamalardan duyduğu rahatsızlık, ilişkilerde ilerleme sağlanmasını engelliyor. 2 Haziran’da Federal Meclis’te oylanacak olan 1915 Ermeni tehcirinde yaşananları soykırım olarak tanıyan karar tasarısı, iki ülke arasında ipleri daha da gerecek gibi görünüyor.

Lusavoriç Çocuk Korosu Konseri

11 Haziran Cumartesi, 19:00
İstanbul'da Surp Vortvots Vorodman Kilisesi
Համերգ՝ Լուսաւորիչ Մանկանց Երգչախումբի Խմբաւար՝ Արէտ ՊՕԶԹԱՇ Lusavoriç Çocuk Korosu Konseri Şef: Aret BOZTAŞ Giriş Ücretsizdir. Ս. Որդւոց Որոտման Եկեղեցի Մեսրոպ Մութաֆեան Մշակոյթի Կեդրոն 11 ՅՈՒՆԻՍ.
            



Ermeni diasporası Türkiye'nin de ortağı olduğu dev projeye engel olmaya çalıştı

Azerbaycan Demiryolları Kurumu Başkanı Cavid Gurbanov yaptığı açıklamada, Ermeni diyasporasının Türkiye'yi Gürcistan ve Azerbaycan üzerinden Orta Asya'ya bağlayacak Bakü-Tiflis-Kars (BTK) Demiryolu Projesi'ne engel olmaya çalıştığını bildirdi… Projenin Gürcistan kısmında 183 km'lik demiryolunun neredeyse tamamlanmak üzere olduğunu ifade eden yetkili, Gürcistan kısmının 2016 yılında tamamlanacağını bildirdi.Cumhurbaşkanı Edoğan Bakü-Tiflis-Kars demiryolunun açılışı için tarih verdi. Bakü-Tiflis-Kars demiryolu, inşasına 2007 yılında Gürcistan, Türkiye ve Azerbaycan arasında yapılan uluslararası anlaşma ile başlandı. (Maksat çamur atmak, nasıl engel olacakmış diaspora bu açılışı belli projeye. HYETERT)

Medvedev ve Sarkisyan Yerevan’da görüştü

20 Mayıs’ta Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, Avrasya Ekonomik Birliği'nin (AEB) hükümetler arası kuruluna katılmak üzere Ermenistan’a gelen Rusya Başbakanı Dmitriy Medvedev’i kabul etti. Medvedev’in Nisyan ayı başında yaptığı ziyaretin Azerbaycan tarafından 1994-1995 yıllarında imzalanan ateşkes anlaşmaları ihlal ettiği bir dönemde gerçekleştirildiğini hatırlatan Sarkisyan, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu eşbaşkan ülkeleri Dışişleri Bakanları ile bir araya geldiği Viyana’da bu durumu atlatma yönlerini ele aldıklarını bildirdi.

'Türkiye'nin Rusya'daki boşluğunu İran, Ermenistan ve Abhazya dolduruyor'

Konstantin Chalabov
Rusya Federal Anti-Tekel Servisi Başkanı İgor Artemyev, Türk ürünlerine getirilen yasağın ardından Ermenistan, İran ve Abhazya'nın Rus pazarındaki boşluğu çok iyi şekilde doldurduğunu söyledi. Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Artemyev, Rusya Tarım Ürünleri Denetim Ajansı'nın (Rosselhoznadzor) Türk sebze ve meyvesine yönelik yeni kısıtlamalar getirmesinin fiyat artışına yol açmayacağını belirtti.

ASİMDER’den Muş’taki Ermeni Oluşumuna Tepki

ASİMDER Genel Başkanı Gülbey, Muş Belediyesinin verdiği destekle kentsel dönüşüm projesi kapsamında tarihsel yapı olduğu iddia edilen eski yapıları yıkarak modern bir şehir yapısına kavuşacak olan Muş’un gelişiminin önünün kesilmek istendiğini söyledi. Gülbey, Muş’ta kurulan Daron Muş Ermenileri Dayanışma Sosyal Turizm Derneğinin, "Eski yapıların sözde Ermeni evleri olduğu ve bir Ermeni kültürünün yok edildiğini iddia ederek, bu yapıların yıkılmasını engelleyerek Muş’un gelişiminin önüne geçtiğini" anlattı. (Bunlardan ne beklenir ki, yıkım, yok etme. HYETERT)

Şili Meclisi’nden “Karabağ” tasarısı, Bakü'ye kınama

18 Mayıs’ta Şili Meclisinin alt yapısı, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’ne (Artsakh) karşı saldırısını kınayan tasarı kabul etti. Bir grup milletvekillerinin hazırladığı 4 madde içeren tasarının oy birliğiyle kabul edildiği bildirildi. Tasarıda, 1 Nisanı 2 Nisana bağlaya gece Azerbaycan Silahli Kuvvetlerince Ermeni topraklarına havan topu ile hava kuvvetlerinin açtığı ateş ile 1994 yılında imzalanan ateşkes rejiminin ihlal edilmesi eleştirildi. Şili Temsilciler meclisi barışa olan bağlılığını yenileyerek Azarbaycan’ı Dağlık Karabağ’a yönelik askeri operasyonları derhal durdurmaya çağırdı.

“Survivor izlemek milli konulardan önce geliyor”

Anadolu için Sevr’i dayatanların bölgeyi ikiye böldüğünü ifade eden Demirer, Ermeni, Kürtler ve Yunanların ülke üzerinde iddiaları bulunduğunu 97 yıl önce emellerine ulaşamayanların o amaçlarını sürdürmeye devam ettiğini kaydetti. Ülkesini terk etmek zorunda kalanların durumunu herkesin gördüğünü dile getiren Demirer, milli değerlere sahip çıkılması gerektiğini söyledi.Konferansa konuşmacı olarak katılan Yazar Selahattin Aydemir ise Ermenilerin 365 gün bu konuda çalışmalarına devam ettiğini belirtti. Ermenilerin her fırsatta soykırıma uğradıklarını iddia etmeyi sürdürdüğünü söyleyen Aydemir, “Türkiye’deki satılık kalemler de sık sık soykırım cümlesini vurgulayarak konuyu anıyorlar” dedi. İki tür Ermeni bulunduğunu anlatan Selahattin Aydemir, cinayet işleyen, yağma yapan, evleri yakan, suç işleyen Ermenilerin yanında arkadaş olabilen, milletin ve devletin devamı için çaba harcayan Ermenilerin de bulunduğunu kaydetti. (Bunlar da Ulusalcı Kemalist kesim. Seç beğen al. HYETERT)

Camala: Uçak Ermenistan’a iner inmez evde olduğumu hissettim

Eurovision 2016 şarkı yarışmasında Ukrayna’yı temsil eden Camala’nın babasının Kırım Tatarı olduğuna Türkiye medyası epeyce geniş yer verdi. Fakat Camala’nın annesinin Karabağlı Ermeni olduğu medyaya pek yansımadı… “Anne tarafım Dağlık Karabağlı. Dedem henüz 5 yaşındayken ailesi oradan Orta Asya’ya sürgün edilmiş. Dayım soyağacımızı ortaya çıkarmaya çalışırken, anneannemin benim için çok önemli Ermeni besteci Aram Khaçaturyan’la akrabalık ilişkisini öğrendi. Çocuk yaşlarımda Kırım’da ün kazanmış ve benim için çok büyük önemi olan besteci, aranjör Genadi Astsaturyan’la tanışma fırsatım oldu. Cazın temellerini bana öğreten, bana hep zor şarkılar dinleten kişi. Astsaturyan’ın ailesinin bir parçası olmuştum, Ermenilerin toplantılarına katılıyordum.”

Omurga meselesi

Etyen Mahçupyan / emahcupyan@karar.com
AK Parti’ye yakışan, tarzı yumuşak, fikirleri esnemeye açık, ama omurgası sert insanlarıyla yürümekti. Bugün özellikle medyaya baktığımızda tam tersini görüyoruz: Tarzı sert, fikirleri yavan ve kalıplaşmış, omurgaları ise fazlasıyla yumuşak bir yeni tür… Başkalarına karşı sert olurken bir gözleri ile lideri kollayan, beğenilme ihtiyaçlarını tatmin için kıvranan, fikirlerini liderin tek bir sözüyle yüz seksen derece değiştirmeye hazır olup bundan gocunmayan, kendi kişiliksizliklerini liderin yüceltilmiş kişiliği içinde eriterek ‘adam’ olduklarını sanan bir garip yaratık dünyası…

Küçük Prens Ermenice ve Hemşince yayınlanacak

Aras Yayıncılık, Küçük Prens’in Ermenice ve Hemşince çevirilerini yayınlıyor. Antoine de Saint-Exupéry’nin çocuk ve gençlik edebiyatının en sevilen ölümsüz eserlerinden Küçük Prens, Ermenice ve Hemşince çevirileriyle çok yakında raflardaki yerini alacak. Küçük Prens, daha önce Türkiye dışında birkaç kez Ermeniceye çevrilmiş olmasına rağmen, bu kitaplara ulaşmak mümkün değil.

Feasts of St. Hripsime, St. Gayane, and St. Gregory

Next week the Armenian Church honors three saints: St. Hripsime, St. Gayane, and St. Gregory the Illuminator. The stories of these saints are intertwined, each telling a part of the larger tale about Armenia’s conversion to Christianity. Their stories remind us of the dark­ness that lives in the unrepentant human heart, but they also show us the way God can take human tragedy and death, and transform these into victory and life.

Referandum yok, dokunulmazlıklar kalkıyor

Haklarında fezleke hazırlanmış tüm milletvekillerinin dokunulmazlıklarının bir kereliğine kaldırılmasına ilişkin anayasa değişikliği teklifi TBMM Genel Kurulu'nda 376 oyla kabul edildi.Teklifin birinci maddesi 373, ikinci maddesi 374, tümü ise 376 oyla Meclis'ten geçti. Son oylamada 140 ret, 5 çekimser, 7 geçersiz, 3 boş oy çıktı. Böylece referandum eşiği de aşılmış oldu.

Yeni Anayasa İttihatçılıktan kurtarılmalı

Şenol Kaluç / skaluc@karar.com
… Bugün bu topraklarda her türlü farklılığı dostça bir arada yaşatacak yeni bir paradigmaya ihtiyacımız var… Osmanlıcılık, İslamcılık derken son kertede korkunç Balkan yenilgisinin de etkisiyle İttihatçılığın sığ milliyetçiliğine demir attık. Cumhuriyet’e de sirayet eden bu anlayış ‘sınıfsız ve imtiyazsız bir toplum’ hedefiyle çıktığı yolda toplumu tek tipleştirebilmek için her kesime bir suç atfetti: Ermeniler vb. topraklarımıza göz dikmiş, Araplar hain, Kürtler vahşi, Aleviler yoldan çıkmış, dindarlar yobaz ve Türkler dahi medenileştirilmesi gerekenler. Aslında paradigma çok basit; bölünmemek için tüm farklılıkları yok et ve bir potada erit.İstenilen tam olarak gerçekleştirilemese de sonuçta herkesin herkesten çekindiği, şüphe duyduğu; anlayışsız, duygudaşlıktan aciz ve bir o kadar da bilgisizliği ile kendine güvenen bir toplum üretildi.

Papa'nın Ermenistan ziyaretinin logosu ve sloganı belli oldu

Katoliklerin ruhani lideri Papa Françesko’nun Haziran ayında Ermenistan'a yapacağı ziyaretinin sloganı ve logosu belli oldu. Ermenistan Cumhurbaşkanlığı Halkla ilişkiler ve Enformasyon servisinden alınan bilgiye göre ziyaret ''İlk Hristiyan ülkeye ziyaret'' sloganını taşıyacak . Üzerinde Khor Virap manasıtırı ve Ararat dağı'nın resmi olan logonun renkleri Ermeni Apostolik Kilisesini sebole eden mor rengi ve Roma Katolik Kilisesini sembole eden sarı rengi.  Logoda iki kilisenin armalarını da dahil ediyor.

5 soruda Ermeni soykırımı karar tasarısı

1915 olaylarının soykırım olarak tanınmasını öngören karar tasarısı 2 Haziran’da Alman Meclisi'nin gündemine geliyor. Tasarının içeriğini, tartışmalı noktaları ve tarafların görüşlerini beş soruda derledik.

İstanbul'a yeni kilise için onay çıktı

Yaklaşık iki yıl içerisinde tamamlanacak olan kilise için Yeşilköy'de bir yer belirlendi. Şu anda Roma'daki prosedürlerin tamamlanmasıyla birlikte inşaat faaliyetleri de başlamış olacak. Akşam'a açıklama yapan Süryani Kadim Meryem Ana Kilisesi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Sait Susin, "2012 yılında Kadir Topbaş ile görüşmüştük. Bize çok iyi yaklaşmıştı. Şimdi Anıtlar Kurulu'ndan da karar çıkmış oldu. Çok heyecanlıyız" diye konuştu. Yeni yapılacak olan kilise Süryaniler için çok önemli olan Mardin'den izler taşıyacak. Kilise 700 kişi oturma kapasiteli olacak.

Pontus Yunan Soykırımı kurbanları Tsitsernakaberd’de anıldı

Pontus Yunan Soykırımının 100. Yıldönümüz vesilesiyle Ermenistan ve Dağlık Karabağ Yunanlıları «Patrida» kuruluşu bugün 19 Mayıs’ta Tsitsernakaberd Anıt Kompleksi «Ebediyet Ateşi» yakınında bir matem mitingi gerçekleştirdi. https://youtu.be/BqDiaoY6j4k

Almanya ile bahar bitti kışa hazır olun

Ünal Tanık
2 Haziran'da "Ermeni Soykırımı yapıldı" iddialarını içeren tasarı Bundestag'da kabul edildikten sonra Ankara yeniden Gezi günlerine dönecek. Devletten devlete bir kriz hızla tırmanmaya başlayacak. Böhmermann'ın okuduğu kriz sonrasında iki kez Dışişleri Bakanlığı'na çağrılan Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Martin Erdmann yeniden davet edilecek. En sert şekilde nota verilecek. Büyükelçi Erdmann'ın "persona non grata" ilan edilip ülkeden gitmesi istenmesi kimseye sürpriz gelmez. Ermeni tasarısı konusunda nerede ise bütünüyle yalnız bırakılan Berlin Büyükelçisi Hüseyin Avni Karslıoğlu'nun süresiz bir şekilde Ankara'ya çağrılması gündeme gelebilir.

Kürtler, Siyonist kıskacında

Filistin topraklarına kurulduğu günden bu yana Ortadoğu’ya kandan başka bir şey getirmeyen Siyonist İsrail, şimdi de Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY)’ni hedef aldı. Siyonistler; bölgedeki güçlerini her geçen gün biraz daha artırırken, Müslümanların hâkim olduğu topraklarda sinagog açmak için harekete geçtiler. Kuzey Irak’ta sinagog yapılmasına destek veren Kürt Yönetimi’ne bağlı Diyanet İşleri Bakanlığı Yahudi İşleri Müdürü Şerzad Ömer Mamesani, Siyonist İsrail bayrağı önünde poz verdi.(Sen her Hıristiyan ülkesinde cami yap ama Yahudi Kürdistan’da sinagog açmasın. Sonra da İnsan haklarından söz et. HYETERT)

Venedik Bianeli Uluslararası Mimarlık Fuarı Ermenistan standı

Venedik Bianeli 15. Uluslararası Mimarlık fuarında yer alan Ermenistan Fuarı «Bağımsız plato» başlığını taşımakta. Stand Ermeni Sokağında bulunan Mekhitarist Birliği Sp. Haç Kilisesi narteks alanında bulunmakta. Ermenistan standı ziyaretçilere Ermenistan’ın bağımsızlık sonrası platosu haritasının özgün bir laboratuvarı olarak yer almakta. Standın resmi açılışı 26 Mayıs saat 16:00’da gerçekleştirilecek.

Ermeni Soykırım İddiaları "Siyasi İstismar Yapmak Demektir"

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Ermeni Soykırım" iddialarına ilişkin, "Bugünlerde gündeme gelen 24 Nisan meselesini biz atlatmıştık fakat bildiğiniz gibi Ermeni Soykırım iddiaları ile ilgili konular çeşitli vesilelerle gündeme getiriliyor. Almanya Federal Meclisi'nde 2 Haziran'da bu konu ile ilgili bir oylamanın yapılacağı bildirilmekte. Henüz biz metni görmüş değiliz ne tür ifadeler yer alacak? Soykırım iddiası ciddi bir iddiadır. Bununla ilgili tarihi ve hukuki bir delil olmadan konuşmak ancak siyasi istismar yapmak demektir. 

In Islamist Turkey, Even Dead Armenians Can't Lie Peacefully

By Uzay Bulut
What Ottomans did during the 1915 genocide (and what Turkey is still doing today) is very similar to what the Islamic State is doing. While much of the world has been shaken by the atrocities committed by the Islamic State against non-Muslim communities in Syria and Iraq, a non-Muslim community in Turkey, the Armenians, has for decades been suffering – mostly forgotten and abandoned by the world.

Yeni Başbakan adayı Binali Yıldırım oldu!

AK Parti'nin genel başkan adayı Binali Yıldırım. 'AK Parti'nin yeni genel başkan adayı ve yeni Başbakan adayı kim olacak' soruları yanıtını buldu. Binali Yıldırım Genel Başkan ve Başbakan adayı oldu. Binali Yıldırım toplantı salonuna AK Partili vekillerin alkışlar arasında girdi. AK Parti sözcüsü Ömer Çelik "Milletvekilimiz Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Binali Yıldırım genel başkan adayı olarak belirlenmiştir" dedi. Ömer Çelik'in konuşması sırasında Binali Yıldırım'ın duygulandığı görüldü.

Ermeni devrimci Armen Garo

Bizi tasfiye edecesiniz ama Kürtleri ne Roma, ne Bizans, ne başkaları asimile edebildi. Armen Garo kod adlı Karekin Pastırmacıyan, 1896nın sıcak bir gününde, 14 Ağustos’ta Galata’daki ünlü Osmanlı Bankası’nın ateşli silahlar ve bombalarla birlikte bastığında, bütün İstanbul hiç alışılmamış bir eylemle çalkalanacaktı. Bugünün Bankalar Caddesi, banka, bomba ve silah sesleri ile birbirine girecek, bankayı ele geçirenlerle, kuşatan güçler arasındaki çatışma gün boyu sürecek, iki taraf da kayıplar verecekti. Rus Çarlığı bu dönemde Bulgaristan’dan ağzı yandığı için, asla başına yeni bir bela almak istememektedir. Öte yandan kendi topraklarındaki Ermeni devrimcilerinin faaliyetlerinden de son derece rahatsızdır. Bu eylem, sanki radikal Avrupa solunun ya da Filistinli gerillaların 1970’li yıllardaki eylemlerini andırır.

19 mayıs Pontos Soykırımı Günüdür

Yannis Vasilis Yaylalı
Bir gün Topal Osman ile karşılaşan Dr. Rıza Nur arasında şu konuşma geçer;
– …Ben cahil bir adamım. Yalnız bir gayretim var; Türküm, Müslüman’ım. Evet, Türk’ü, dini gavurlardan kurtarmak için çalışıyorum. Başımı bu yola koydum.
–Osman Ağa’nın bu sözü bana çok te’sir etti. Pek sevdim. Hem dindar, hem Türkçü. İkisi birden bu cahil adamda, mükemmel şey. Sonra bilfiil büyük bir cesaretle harpler ediyor. Yanıma çağırıp oturttum ve kendisine; Ağa! Sen Ferid Bey’e, bilmem kime bakma! Yaptığın yanlış değil. Tamamıyla doğrudur. Haklısın, vatana büyük hizmetler etmişsin. Bildiğin yolda devam et! Dedim. –Ya bunlar sonra bir şey yaparsa?, dedi.
– Ben senin tarafındayım. Korkma! Dedim. –Ağa, Pontus’u iyi temizle, dedim.
– Temizliyorum, dedi.– Rum köylerinde taş taş üstüne bırakma, dedim.
– Öyle yapıyorum ama kiliseleri ve iyi binaları lazım olur diye saklıyorum, dedi.
– Onları da yık, hatta taşlarını uzaklara yolla, dağıt. Ne olur ne olmaz, bir daha burada kilise vardı, diyemesinler dedim.– Sahi öyle yapayım. Bu kadar akıl edemedim, dedi.
Vapur kazanlarında kömür yerine Pontos Rumu yakıldı.

AÇIKLAMA / ԼՈՒՍԱԲԱՆՈՒԹԻՒՆ

Surp Pırgiç Hastanemizin düzenlediği sevgi yemeği esnasında Vakıf Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Bedros  Şirinoğlu  yaptığı konuşmada, bazı cemaat sorunlarımıza değindi. Bunlardan birisi de cemaat ve vakıf seçimleri ile ilgili konuydu.  Seçimlerin yapılmasına kendisinin ve bizim engel olduğumuz konusunda bazı dedikodular dolaştığını üzüntüyle ifade etti. Biz de konuşmamızda bu dedikoduların yanı sıra bazı kişilerin ise büyük bir vicdansızlık örneği sergilediklerini söyledik. “Maalesef bu kişiler, bazı kurumlarımızın seçimi engellemek için bazı yetkili kişilere maddi yardım önerdiklerini, başkaları ise aynı kurumların başkentteki tanıdıkları aracılığıyla seçimlere engel olmaya çalıştıklarını öne sürmekteler” dedik. Kapanış konuşmamızda da vurguladığımız gibi bu gibi dedikoduların gerçekle hiçbir ilgisi olmadığı gibi. seçimlere de zarar verdiğini ifade etmiştik.  Ayrıca bu durum resmi kurumlar nezdinde de soru işaretleri doğurmaktadır.

Yahudi lobisini Saray’da ağırlamak işe yaramadı

Zeynep Gürcanlı
Erdoğan'a madalya takan kuruluş, sözde Ermeni soykırımına destek verdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu yıl önce Saray’da ağırladığı, ardından da gittiği Washington’da görüştüğü Yahudi kuruluşundan beklenmedik çıkış geldi.  Başbakanlığı döneminde Erdoğan’a “cesaret madalyası” da takmış, ABD’deki Yahudi örgütlerinin en güçlülerinden olan Anti-Defamation League, ilk kez 1915 olaylarından “soykırım” olarak bahsetti. ADL tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Ermeniler’e yönelik katliam, kesinlikle soykırımdır” denildi.

Azerbaycan,2 bin hektar araziyi Ermenistan işgalinden kurtardı

Ermenistan-Azerbaycan cephe hattında nisan ayında yaşanan çatışmalarda, Azerbaycan ordusunun 2 bin hektardan fazla araziyi Ermenistan işgalinden kurtardığı bildirildi. Azerbaycan Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, Ermenistan ordusunun nisanda yaptığı provokasyonlara yanıt olarak Azerbaycan ordusunun başlattığı operasyonlar sonucu temas hattının önemli ölçüde değiştiği belirtildi. Operasyonlarda Azerbaycan ordusunun Ağdere, Fuzuli ve Cebrayıl illerindeki stratejik öneme sahip yükseklik ve arazileri işgalden kurtardığı kaydedildi.Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın, Ermeni ordusunun 800 hektar araziyi kaybettiği şeklindeki ifadelerinin gerçeği yansıtmadığı belirtilen açıklamaya şöyle devam edildi: (Kimin ateşkesi bozduğu, kimin saldırgan olduğu belli değil mi? HYETERT)

İtalya’nın iki kenti Ermeni Soykırımını tanıdı

16 Mayıs’ta İtalya’nın Canosa Kent Meclisi Ermeni Soykırımını oybirliğiyle kabul etti. Bu karar öncesinde 30 Nisan’da İtalya’nın bir diğer Civita Castellana Kent Meclisi de Ermeni Soykırımını oybirliğiyle kabul etmişti.

Ankara'dan Yunanistan'a 'Türk azınlık' tepkisi

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç, "Yunanistan’ın azınlığın etnik kimliğine saygı göstermesi, adlarında 'Türk' kelimesi geçtiği için yasakladığı sivil toplum kuruluşlarıyla ilgili sekiz yıldır uygulamadığı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulaması; azınlık anaokulları ve diğer seviyelerde azınlık okulları açma taleplerini karşılaması; azınlığın seçtiği müftüleri tanıması ve dini özgürlüklerine yönelik müdahalelerde bulunmaması; azınlığın vakıf idareleri ve vakıf malları üzerinde tam söz hakkına sahip olmalarını temin etmesi; Yunan Vatandaşlık Yasası’nın ilga edilmiş olan 19. maddesi bağlamında vatandaşlıktan çıkartılan azınlık mensuplarını yeniden vatandaşlığa alması, Batı Trakya Türk azınlığının en temel beklentileri olarak ortaya çıkmaktadır.

Ermeni Soykırımı’nı anlatan “Anneannem” Fransa’da sahnelenecek

Fethiye Çetin’in Ermeni Soykırımı’nı konu alan ‘Anneannem’ adlı kitabı, Fransa’da tiyatroya uyarlanıyor. Prömiyerinin Kasım ayında, Arles şehrinde yapılması planlanan oyunun yönetmen koltuğunda José Renault var.

Գնալը Կղզիին եւ Թ ուրքիոյ Հայութիւնը

Տքթ. Սարգիս Ատամ
Իսթանպուլի Իշխանաց Կղզիները շուրջ 550  տարի առաջ եկրաշարժի մը հետեւանքով  Թուրքիոյ Ասիոյ ցամաքամասի  Քօչաէլի թերակղզիէ փրթած եօթը կղզիներ են ,որոնցմէ  միայն Պիւյիւք Ատա, Հէյպէլի, Պուրկազ, Գնալը  բնակչութիւն ունին, իսկ Սէտէֆ կղզին միայն զբօսաշրջիկային կղզի մըն է. Իշխանաց կղզիները Բիւզանդիոն  Կայսրութեան շրջանին կը գործածուէն  իշխանութեան յանցաւոր պաշտօնեաները պատժելու որպէս աքսորի վայր:

Giresun'da "Kayaya Oyma Kilise" Turizme Açıldı

Gültekin Yetgin
Giresun'da milattan sonra 4. yüzyıldan itibaren kullanıldığı tahmin edilen, kayalıklara oyulmuş Meryem Ana Kaya Kilisesi, turistlerin ziyaretine açıldı. Kent merkezinde kayalıklarda yer alan Meryem Ana Kaya Kilisesi'nin restorasyonu bir süre önce tamamlandı. Çevre düzenlemesi yapılacak kilise, haftada 2 gün ziyaret edilebiliyor. İl Kültür ve Turizm Müdür Vekili Hulusi Güleç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kaya kilisenin, milattan sonra 4. yüzyılda kullanılmaya başlandığının tahmin edildiğini söyledi.