“Գարեգին Բ կաթողիկոսի նախաձեռնությամբ հուլիսի 30-ին սկսվեց
Գերագույն
հոգևոր
խորհրդի
ժողով:
Ժողովի
զոհասեղանին
էր
դրված
Ֆրանսիայի
թեմի
առաջնորդ
Նորվան
արքեպիսկոպոսի
վիրավորված
արժանապատվության
իսպառ
ոչնչացման
հար-ցը”(30.07.2013
Հրապարակ):
Ermenistan uzmanı doktor komutan
Ceyda Karaaslan
Yüksek Askeri Şura kararlarıyla sürpriz bir şekilde Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na atanan Org. Hulusi Akar'ın aynı zamanda "Doktor" unvanı taşıdığı ortaya çıktı. Org. Akar, Tümgeneral olduğu dönemde Boğaziçi Üniversitesi, Atatürk İlke ve İnkılap Tarihi Enstitüsü'nde doktora yaptı. Org. Akar'ın uzmanlık alanı Ermenistan Sorunu ve ABD'deki Ermeni lobisinin Türk Amerikan ilişkilerine etkisi. (Atama sürpriz değil, 2015 hazırlığı. HYETERT)
Devlet Müslüman Ermenilerin Peşinde
Din değiştirerek Müslüman olmuş Ermenilerin nüfus kağıtlarına kimliklerinin anlaşılmasını sağlayan bir damga vurulmuş... 1916 yılı itibarıyla din değiştiren Ermenilerin, sadece nüfus kayıtları değil, nüfus cüzdanları öyle düzenlenecektir ki, bu kişilerin Ermeni oldukları anlaşılacaktır. İşte Türkiye’de bugün devam eden uygulama budur. İttihatçı zihniyet tüm bir Cumhuriyet boyunca iktidarda kalmıştır. Bugün değişen çok şey yoktur. Konunun özeti şudur ki bu devlet, vatandaşına güvenmemek üzerine kurulmuştur.
Kodlama ve Azınlık Hakları
Murat Bebiroğlu
Değerli okurlar, Müslüman olmayan azınlıkların kodlama yoluyla izlenmesi, fişlenme olarak nitelendiğinden olacak büyük bir şaşkınlık ve öfke yaratmış görünüyor. Konu komplo teorileri üretmeye de çok uygun. Fişleme -genel olarak- derin devletin yasal olmayan yollardan vatandaşları hakkında bilgi toplaması, izlemesi ve gereğinde aleyhinde kullanması anlamına geliyor. Neredeyse bir, bir buçuk asırdan beri potansiyel iç düşman olarak görülen azınlıkların fişlenmesi de hiç garip değil. Müslüman Olmayan azınlıkların izlenmesi değil, izlenmemesi garip olurdu.
Değerli okurlar, Müslüman olmayan azınlıkların kodlama yoluyla izlenmesi, fişlenme olarak nitelendiğinden olacak büyük bir şaşkınlık ve öfke yaratmış görünüyor. Konu komplo teorileri üretmeye de çok uygun. Fişleme -genel olarak- derin devletin yasal olmayan yollardan vatandaşları hakkında bilgi toplaması, izlemesi ve gereğinde aleyhinde kullanması anlamına geliyor. Neredeyse bir, bir buçuk asırdan beri potansiyel iç düşman olarak görülen azınlıkların fişlenmesi de hiç garip değil. Müslüman Olmayan azınlıkların izlenmesi değil, izlenmemesi garip olurdu.
Kayısı, Ermenistan, sinema ve gerçek isimlerimiz
Ermeniler
için kayısı önemli bir meyve. Oldukça önemli. Neredeyse kutsal, hatta basbayağı
kutsal. Ermenistan'da bağı bahçesi olan bir evde yaşayan herkesin ilk yaptığı
şey, eğer yoksa oraya en az bir kayısı ağacı dikmek oluyor. Turistik pazarlarda
satılan el yapımı kayısı çekirdeğinden küpeler, kül tablaları, hatta köylülerin
ilk hasattan yaptıkları kayısı rakıları bir tarafa insanların diline pelesenk
olmuş, “bir kayısı yersen, dokuz hastalıktan uzak kalırsın” ya da çok mutlu
görünüyorsun anlamında “keyfin kayısı” sözleri aslında işin romantik tarafı.
Tarihsel olarak bakarsak, Akadlar M.Ö. III. yüzyılda kayısıya ‘Armanu' (yani
Ermeni), Ermenistan'a da ‘Armani' (Kayısı ülkesi) adını veriyorlardı. Yazının
Devamı: http://www.zaman.com.tr/yorum_kayisi-ermenistan-sinema-ve-gercek-isimlerimiz_2116958.html
Doğu Süryani Soykırımı
Genelde
Süryani soykırımı deyince; ülkemizde aynı halka mensup olan Asur/Süryani
ve Arami/Süryani soykırımı bilinmektedir. Sanki Nasturiler ve Keldaniler
başka bir halkmış gibi algılanır ya da hiç bilinmez. Günümüz
Asuri/Süryani halkı kadim Asur, Kalde ve Babil uygarlıklarının mirasçısıdır. Bu gün
Turabdin (Mardin ve civarı) bölgesi halen en eski Hıristiyanlığın mirasçısı
durumundadır. Nasturilere
(Doğu Süryanileri, Asurlar) yönelik ilk katliamlar 1843-1846 yıllarında
yapılmıştır.
Ermeni Satranççılar, Hatay’da gerçekleştirecek Dünya 20 Yaş Altı Satranç Şampiyonasına katılıyor
Büyük usta
(GM) Samvel Ter-Sahakyan, uluslararası usta
(IM) Vahe Bağdasaryan ve FIDE
ustası Mari Gevorgyan, Türkiye’nin Hatay kentinde gerçekleştirilecek Dünya 20
Yaş Altı Satranç Şampiyonasına katılacaklar.
Çiftlikköy Kara Kilise İçin Kolları Sıvadı
Çiftlikköy
Belediye Başkanı Metin Dağ, ilçede bulunan Bizans dönemine ait Kara Kilise'nin
restorasyonu için gereken neyse yapacaklarını söyledi.Yalova'daki en eski
Bizans Dönemi yapıları arasında yer alan Kara Kilise'nin restore edilerek ile
kazandırılması için Çiftlikköy Belediyesi kolları sıvadı. Kültür ve Turizm
Bakanlığı başta olmak üzere ulusal ve uluslararası kuruluşlarla da görüşmeler
başlatıldı. Konuyla ilgili bilgi veren Çiftlikköy Belediye Başkanı Metin Dağ,
"Kara Kilise ilçemizdeki en önemli tarihi yapılardan birisidir. Bu tarihi
yapının restorasyonu ve ilimize kazandırılması için çalışmalara başladık.
Երուսաղեմի պատրիարքը՝ Վեհափառ հայրապետին. «Մայր եկեղեցին կարիք չունի գարշապար լիզողների»
Օգոստոսի
երեքին Երուսաղեմի հայոց պատրիարք
Նուրհան արքեպիսկոպոս Մանուկյանը նամակ է
հղել Ն. Ս.
Օ.Տ. Տ.
Ամենայն հայոց կաթողիկոս Գարեգին
Բ-ին, որտեղ
տարակուսանք է հայտնել
Հայ առաքելական եկեղեցու
Ֆրանսիայի թեմի առաջնորդ Նորվան
արքեպիսկոպոս Զաքարյանի հրաժարականի վերաբերյալ
Գերագույն հոգեւոր խորհրդի հաղորդագրության
կապակցությամբ:
Arınç'tan önemli açıklamalar
Bu karar yargı kararı. 3 erkten birisi olan bağımsız kararın
aldığı bir sonuçtur. Bugün verilen kararla mahkeme dosyayı kapatmış oldu. Yine
temyiz incelemesi yapılacaktır. Bu kararların pek çoğunda sadece tek suç yok
birden fazla suçla isnat edilenler var. Ana tema Ergenekon silahlı terör örgütü
kurmak, yardım etmek, kişisel verileri vermek, uyuşturucu maddeleri temin
etmek, silahlı terör örgütüne silah temin etmek gibi suçlar var. Bu bir yargı
kararıdır. Beğensek de beğenmesek de uymak zorundayız. Temyiz hakkı da
savunmaya dönük bir haktır. Yargıtay'ın vereceği karar da kesinleşmiş bir karar
olacaktır.
Ergenekon'da kararlar açıklandı
Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Orgeneraller Şener
Eruygur ve Hurşit Tolon ile Doğu Perinçek, Tuncay Özkan, Dursun Çiçek ve Veli
Küçük ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırıldı. Ergenekon Davası'nın bugünkü duruşmasında
karar okunmaya başladı. Mahkeme 21 kişi hakkında beraat kararı verdi. Duruşmada
arbede çıktı, avukatlar salonu terk etti.
Ermenistan Süryanileri 7 Ağustos’ta «Süryani Soykırımı Günü»nü anacak
7 Ağustos «Süryani Soykırımı Günü» sadece 1915’te değil,
1895’ten beri Osmanlı İmparatorluğunda onlara yönelik eziyetler ve acımasız
tutumu yansıtmaktadır. Açıklama 5 Ağustos’ta düzenlenen basın toplantısında
Ermenistan Süryanileri Birliği Bşk. Arsen Mikhailov’dan geldi. ″Hepimiz
etrafımızda süregiden, bu güne dek son bulmayan Süryani Soykırımına ilişkin
yüksek sesle ifade etmeli ve bu korkunç olaylardan insanlığı haberdar
etmeliyiz.″ diyen Arsen Mikhailov, kimi ülkelerde hala etnik temelde Süryani
katlinin devam ettiğini kaydetti.
Ermenistan Süryani Toplumu: Türkiye’ye Soykırıma ilişkin talep sunulması durumunda Süryaniler ellerini katlayıp oturmaz
Süryani Soykırımına ilişkin olarak Khosroev ″Biz hepimiz
Ermeniler ve Süryaniler, özellikle devleti olmayan Süryaniler aşağılık
kompleksinden muzdaribiz. İnşaallah Ermeni Soykırımının 100. Yıldönümü sadece
etkinliklerle sınırlı kalmaz″ dedi. Khosroev, tüm dünyayı silkelenme zorunda
bırakacak bir olayın gerçekleşmesi umudunu ifade etti. Sanatçı, ABD’nin Ermeni
Soykırımını tanıması durumunda, ki bu Süryanilerle de ilgili olur, zira son 5-6
yıldır Süryanilerin, Yunanlıları soykırımları, Ermeni Soykırımı çerçevesinde
gözlemlenmekte olduğu kanaatini belirterek
″Dünya Türkiye’ye talepler sunarsa, Süryaniler de buna kayıtsız
kalmazlar″ dedi.
Բ Ն. Ս. Օծութիւն Տ. Տ. Գարեգին Կաթողիկոս Ամենայն Հայոց Մայր Աթոռ, Ս. Էջմիածին՝Հայաստան,
Վեհափառ Տէր, իպուածով ձեռքս անցաւ, տակաւին երէկ տեղի ունեցած ԳերագոյնԴ Հոգեւոր Խորհուրդի Հաղորդագրութիւնը, ուր մասնակից
ժողովականները »Յետ քննարկութեան ընդունած են Նորվան Արք. Զաքարեանի հրաժարականը եւ ... խնդրանք ներկայացուցած են Վեհիդ
հաստատելու
զայն
Նորվան Սրբազանը հակադարձում է Մայր Աթոռին
Նորվան Արքեպիսկոպոս Զաքարյանը հայտարարություն է տարածել,
ուր
ասվում
է.
«Յուլիս
30-31ին
Մայր
Աթոռ
Ս.
Էջմիածնի
մէջ
Գերագոյն
Հոգեւոր
Խորհուրդի
ժողովէն
ետք
հրապարակուած
հաղորդագրութիւնը
կարդացինք։
Այնտեղ
գրուած
էր
ի
միջի
այլոց
մեր
հասցէին
ուղղուած
հետեւեալ
տողերը.-
«Գերագոյն
Հոգեւոր
Խորհուրդը
նաեւ
ափսոսանք
յայտնեց
հրաժարականում
Մայր
Աթոռ
Սուրբ
Էջմիածնի
եւ
Ամենայն
Հայոց
Կաթողիկոսի
հասցէին
ուղղուած
անհիմն
գնահատականների
առնչութեամբ»։
'Devlet Müslüman Ermenileri 1916'da nüfus kâğıtlarıyla fişledi'
Akçam, "Bu uygulamanın en azından Müslümanlaşmış Ermenilere yönelik 1916'da başladığı biliyorum. Uygulama Ermeni soykırımı sırasında başladı" dedi. "Hükümetin din değiştirmiş olmalarına rağmen Ermenilere hâlâ güvenmediğini" belirten Akçam, "Ermenilerin serbest dolaşımını engellemek için nüfus kâğıtlarına, Ermeni olduklarının anlaşılmasını sağlayacak bir kayıt düşme kararı alındığını" yazdı. Akçam'ın alıntıladığı 22 Mayıs 1917 tarihli bir telgrafa göre "din değiştiren Ermenilerin nüfus teskerelerinin arkasına ikamet ettikleri kasaba ve mahallenin isimleri yazılarak zâbıta idârelerince mühürlendi."
BDP’den ’Soy kodu’ önergesi!
Tan, Başbakan Erdoğan'a yönelttiği "İçişleri Bakanlığı, Osmanlı dönemi belgelerinden yararlanılarak, soy durumlarının Milli Eğitim Bakanlığı'na verilmekte olduğunu açıkladı. Toplanan verilerin, Milli Eğitim yetkililerinin açıkladığı gibi 1, 2, 3 olarak kodlandığı doğru mudur? Bu kodlar neden 'gizli' tutulmaktadır? Kendi soyuna ait koda sahip olmayan bir vatandaşın Rum, Ermeni veya Yahudi okullarına kayıt yaptıramayacağı doğru mudur? Söz konusu iddialar doğru ise, bu kodlar hangi amaçlarla verilmektedir? Söz konusu bu kodlara sadece Milli Eğitim Bakanlığı çalışanları mı ulaşmakta yoksa Emniyet, MİT ve Jandarma gibi kurumlar da ulaşabilmekte midir?Laiklik, demokrasi ve ayrımcı kodlama
Soli Özel/ sozel@htgazete.com.tr
Her şey dalga dalga toplumun üzerine geliyor aslında. Bunca zaman olmayan bir gerçekliğe yani devletin gerçekten laik olduğuna inandıktan sonra işin aslını öğrenmek vicdan sahibi olanlara zor geliyor. Böyle dertleri olmayanlar, ki herhalde sayıları küçümsenmeyecek kadar yüksek, bu türden tatsız sürprizlere şaşırmıyorlar. Türkiye'nin Müslüman olmayan vatandaşlarına uygulanan kodlamadan bahsediyorum.
Her şey dalga dalga toplumun üzerine geliyor aslında. Bunca zaman olmayan bir gerçekliğe yani devletin gerçekten laik olduğuna inandıktan sonra işin aslını öğrenmek vicdan sahibi olanlara zor geliyor. Böyle dertleri olmayanlar, ki herhalde sayıları küçümsenmeyecek kadar yüksek, bu türden tatsız sürprizlere şaşırmıyorlar. Türkiye'nin Müslüman olmayan vatandaşlarına uygulanan kodlamadan bahsediyorum.
Assyrian Genocide Monument Unveiled in Belgium
AINA) -- A monument to the victims of the Turkish Genocide of Assyrians in World War One was unveiled on August 4 in Belgium, on the site of the Sanctuary of Banneux, near Liege. The monument was carved from a 12 ton stone by renowned Assyrian artist Moushe Malke. The monument was a joint initiative of of the Syriac Institute of Belgium and Assyrian Genocide Research Center. The Turkish genocide of Assyrians occurred between 1915 and 1918 and claimed the lives of 750,000 Assyrians (75%), as well as 1.5 million Armenians and 500,000 Pontic Greeks.
Ermeni Cemaati'ni üzen 'ocakbaşı' tartışması
Erhan Öztürk
Malkara'daki tarihi Ermeni mezarlığının yerine ocakbaşı yapılması tartışma yarattı. Mazlum-Der'in raporuna göre alandan çıkarılan kemikler çöpe atılıyor. Tekirdağ Malkara'da "Meşatlık" adı verilen ilçeye 1.5 kilometre uzaklıktaki tarihi Ermeni mezarlığının bulunduğu arazi, 2010'da belediyenin meclis kararı ile hizmet ve tesis alanı olarak kullanıma uygun görüldü. Tekirdağ Müze Müdürlüğü de projede sakınca görmeyip herhangi bir tarihi eser bulunduğunda haber verilmesi gerektiğini belirtti.
Malkara'daki tarihi Ermeni mezarlığının yerine ocakbaşı yapılması tartışma yarattı. Mazlum-Der'in raporuna göre alandan çıkarılan kemikler çöpe atılıyor. Tekirdağ Malkara'da "Meşatlık" adı verilen ilçeye 1.5 kilometre uzaklıktaki tarihi Ermeni mezarlığının bulunduğu arazi, 2010'da belediyenin meclis kararı ile hizmet ve tesis alanı olarak kullanıma uygun görüldü. Tekirdağ Müze Müdürlüğü de projede sakınca görmeyip herhangi bir tarihi eser bulunduğunda haber verilmesi gerektiğini belirtti.
Soykırımla Silinen Batı-Ermenistan'ın Tarihsel Gerçekliği İnkar Edilemez!
Hovsep Hayreni
Belçika Ermeni Demokratlar Derneği adına katıldığımız Brüksel Konferansı'nda yüz yıl önceki tarihin dersleriyle mazlum halklar arası birlik ve dayanışmayı teşvik eden mesajlar vermiştik [1]. 1915 öncesi Batı Ermenistan-Kuzey Kürdistan bileşkesine atıfta bulunan ve Kürt aydınlarından o tarihsel gerçekliğe saygılı yaklaşım talep eden bir cümlemiz, daha sonra Radikal yazarı Ayşe Hür'ün yaptığı değinme [2] vesilesiyle, hem kendisine hem bize yönelik haksız suçlamalara yol açtı. Konferans tebliğimizi belki de hiç okumamış bazıları, o sözleri “gelecekte Kürtleri kovma yoluyla büyük bir Ermenistan kurma arzusu”na yordular. Ve tam da duyarlılık beklentimizin tersine etik ölçüleri hiçe sayarak tarihsel Batı Ermenistan gerçekliğini inkara devam ettiler. O coğrafyada Kürtlerin “hancı”, Ermenilerin “yolcu” olduğunu söyleyecek kadar alaya aldılar tarihi.
Belçika Ermeni Demokratlar Derneği adına katıldığımız Brüksel Konferansı'nda yüz yıl önceki tarihin dersleriyle mazlum halklar arası birlik ve dayanışmayı teşvik eden mesajlar vermiştik [1]. 1915 öncesi Batı Ermenistan-Kuzey Kürdistan bileşkesine atıfta bulunan ve Kürt aydınlarından o tarihsel gerçekliğe saygılı yaklaşım talep eden bir cümlemiz, daha sonra Radikal yazarı Ayşe Hür'ün yaptığı değinme [2] vesilesiyle, hem kendisine hem bize yönelik haksız suçlamalara yol açtı. Konferans tebliğimizi belki de hiç okumamış bazıları, o sözleri “gelecekte Kürtleri kovma yoluyla büyük bir Ermenistan kurma arzusu”na yordular. Ve tam da duyarlılık beklentimizin tersine etik ölçüleri hiçe sayarak tarihsel Batı Ermenistan gerçekliğini inkara devam ettiler. O coğrafyada Kürtlerin “hancı”, Ermenilerin “yolcu” olduğunu söyleyecek kadar alaya aldılar tarihi.
Ermeni katliamlarında Kürtlerin rolü üzerine bir tartışma
Alişan Akpınar
Ayşe Hür, Kürt-Ermeni ilişkileri üzerine üst üste üç yazı kaleme aldı. Bu yazılardan ilki Radikal gazetesinde 14.07.2013 tarihinde, ikincisi 21.07.2013’te, üçüncü yazı ise 28.07.2013 tarihinde yayınlandı. Bu yazıların, Kürt-Ermeni ilişkileri üzerine canlı ve yaratıcı bir tartışma ortamı yaratacağına dair bir umut beslesem de maalesef böyle bir şey olmadı. Birkaç karşıt yazı ve sanal alemdeki ölçüsüz bazı tepkiler dışında pek bir şey çıkmadı. Uzun yıllardır Türkiye’de, her hangi bir konuda yaratıcı bir tartışma ortamı oluşturmak veya izlemek imkânsız hale gelmiş durumda.
Ayşe Hür, Kürt-Ermeni ilişkileri üzerine üst üste üç yazı kaleme aldı. Bu yazılardan ilki Radikal gazetesinde 14.07.2013 tarihinde, ikincisi 21.07.2013’te, üçüncü yazı ise 28.07.2013 tarihinde yayınlandı. Bu yazıların, Kürt-Ermeni ilişkileri üzerine canlı ve yaratıcı bir tartışma ortamı yaratacağına dair bir umut beslesem de maalesef böyle bir şey olmadı. Birkaç karşıt yazı ve sanal alemdeki ölçüsüz bazı tepkiler dışında pek bir şey çıkmadı. Uzun yıllardır Türkiye’de, her hangi bir konuda yaratıcı bir tartışma ortamı oluşturmak veya izlemek imkânsız hale gelmiş durumda.
Belçika'da Asuri-Süryani Soykırım Anıtı dikildi
Ali Güler - Liege
Belçika'nın Liège bölgesine bağlı Sprimont belediyesinde, Asuri-Süryani, Soykırım Anıtı (Seyfo) dikildi. Avrupa'nın birçok ülkesinden yüzlerce kişinin katılımıyla yapılan açılışa katılan Ermeni, Kürt kurum temsilcileri ile Belçikalı siyasetçiler, dayanışma mesajı verdi. Burada yapılan konuşmalarda, Türkiye'nin 1915 yılında, Ermeni, Asuri-Süryani halklarına yönelik yaptığı katliam ile yüzleşme çağırısı yinelendi.
Belçika'nın Liège bölgesine bağlı Sprimont belediyesinde, Asuri-Süryani, Soykırım Anıtı (Seyfo) dikildi. Avrupa'nın birçok ülkesinden yüzlerce kişinin katılımıyla yapılan açılışa katılan Ermeni, Kürt kurum temsilcileri ile Belçikalı siyasetçiler, dayanışma mesajı verdi. Burada yapılan konuşmalarda, Türkiye'nin 1915 yılında, Ermeni, Asuri-Süryani halklarına yönelik yaptığı katliam ile yüzleşme çağırısı yinelendi.
Öldürmek mi? Yaşatmak mı?
Ohannes Conkar
Haydi şimdi barış zamanı. Tüm halkların kardeşliği için, barış ve kardeşlik zamanı. Kalplerimizin vicdanını görünür kılma zamanı. Bu toprakların ne dinci gençliğe ihtiyacı var. Ne de eli silahlı ülkücülere. İnsan olma zamanı, insanlık zamanı. Önemli olan, ne ölmek, ne de öldürmek. Yaşama, yaşatma ve yaşatmak zamanı. Halkların demokrat olma zamanı. Başkalaştırmadan, ötekileştirmeden, halkının yaşam standını yükseltme. Fikir ve düşünce hürriyetini, vicdanımızı insanların kalbine yerleştirme zamanı. Bu dünya hepimize yeter. Yeter ki o kardeşliği yakalayalım. Yaşayalım ve yaşatalım.
Haydi şimdi barış zamanı. Tüm halkların kardeşliği için, barış ve kardeşlik zamanı. Kalplerimizin vicdanını görünür kılma zamanı. Bu toprakların ne dinci gençliğe ihtiyacı var. Ne de eli silahlı ülkücülere. İnsan olma zamanı, insanlık zamanı. Önemli olan, ne ölmek, ne de öldürmek. Yaşama, yaşatma ve yaşatmak zamanı. Halkların demokrat olma zamanı. Başkalaştırmadan, ötekileştirmeden, halkının yaşam standını yükseltme. Fikir ve düşünce hürriyetini, vicdanımızı insanların kalbine yerleştirme zamanı. Bu dünya hepimize yeter. Yeter ki o kardeşliği yakalayalım. Yaşayalım ve yaşatalım.
Erdoğan'a soy kodu sorusu
Tanrıkulu, Başbakan Erdoğan’dan “soy kodu” uygulamasıyla
ilgili şu soruların yanıtını istedi: “Toplanan veriler, Milli Eğitim
yetkililerinin açıkladığı gibi 1, 2, 3 olarak mı kodlanmaktadır? Bu kodlar
neden gizli tutulmaktadır? Azınlık
vatandaşların ırk ve milliyet bilgileri hazır bir veri tabanında kayıtlı mıdır?
Kayıtlı değilse başvuru sonrasında mı araştırma yapılmaktadır? Nüfus kayıtlarında yer alan bu bilgilerin
sadece Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kullanıldığı bilgisi şüpheli değil
midir? Bu kayıtların kullanıldığı her türlü işlemde, emniyet, tapu, yargı,
istihbarat gibi alanlarda da bu bilgiler kullanılmakta mıdır? Bu bilgilere Emniyet Müdürlüğü, MİT, Jandarma
İstihbarat kurumları tarafından ulaşılabilmekte midir?
Trabzon’a yapılan haksızlık ve Ermeniler
Ahmet Hakan
Söz konusu Trabzonspor olduğunda alabildiğine genellemeler yapılabilmekte, bunda da hiçbir beis görülmemektedir. Fakat bakıyoruz, Trabzonspor’un başındaki isim, bu haksızlığı da gayet sakil bir şekilde ifade etmeyi tercih ediyor. “Bize üvey evlat muamelesi yapamazsınız” diyeceğine... “Ne yani? Biz Rum takımı mıyız, Ermeni takımı mıyız?” diyor. Sanki “Rum takımı” olsa, “Ermeni takımı” olsa...Haksızlığa uğramayı, üvey evlat muameleyi görmeyi hak etmiş olacak. Dışlaya dışlaya memleketimizde az sayıda bıraktığımız kalan son Rum ve Ermeni vatandaşlarımızı fena halde rencide ediyor. Bir haksızlığa isyan ederken başka bir haksızlığa imza atıyor. Kim ne derse desin! Bu tutum, Trabzon’a ve Trabzonspor’a hiç mi hiç yakışmıyor.
Söz konusu Trabzonspor olduğunda alabildiğine genellemeler yapılabilmekte, bunda da hiçbir beis görülmemektedir. Fakat bakıyoruz, Trabzonspor’un başındaki isim, bu haksızlığı da gayet sakil bir şekilde ifade etmeyi tercih ediyor. “Bize üvey evlat muamelesi yapamazsınız” diyeceğine... “Ne yani? Biz Rum takımı mıyız, Ermeni takımı mıyız?” diyor. Sanki “Rum takımı” olsa, “Ermeni takımı” olsa...Haksızlığa uğramayı, üvey evlat muameleyi görmeyi hak etmiş olacak. Dışlaya dışlaya memleketimizde az sayıda bıraktığımız kalan son Rum ve Ermeni vatandaşlarımızı fena halde rencide ediyor. Bir haksızlığa isyan ederken başka bir haksızlığa imza atıyor. Kim ne derse desin! Bu tutum, Trabzon’a ve Trabzonspor’a hiç mi hiç yakışmıyor.
Kış gelmeden Ermenistan'a bahar gelir mi?
Mehmet Fatih Öztarsu
Navasardyan gibi pek çok bürokratın ülkede inanılmaz yatırımlara sahip olduğunu belirten medya organları, bu durumun bir nebze kabul edilebilir olduğunu ancak Navasardyan ve diğer elitlerin toplu taşıma ücretlerine yapılan zam konusunda ısrarcı olmasının halk tarafından hazmedilemeyeceği vurgulandı... Başta Başbakan Tigran Sarkisyan olmak üzere pek çok bakan ve belediye başkanının istifasını isteyen halk, kendilerini ekonomik darboğazda tutan yöneticilerin görevlerini başarısızlıkla sürdürmeleri halinde farklı açılımlar yapabilir. Yazının Devamı: http://yenisafak.com.tr/yorum-haber/kis-gelmeden-ermenistana-bahar-gelir-mi-03.08.2013-549627
Navasardyan gibi pek çok bürokratın ülkede inanılmaz yatırımlara sahip olduğunu belirten medya organları, bu durumun bir nebze kabul edilebilir olduğunu ancak Navasardyan ve diğer elitlerin toplu taşıma ücretlerine yapılan zam konusunda ısrarcı olmasının halk tarafından hazmedilemeyeceği vurgulandı... Başta Başbakan Tigran Sarkisyan olmak üzere pek çok bakan ve belediye başkanının istifasını isteyen halk, kendilerini ekonomik darboğazda tutan yöneticilerin görevlerini başarısızlıkla sürdürmeleri halinde farklı açılımlar yapabilir. Yazının Devamı: http://yenisafak.com.tr/yorum-haber/kis-gelmeden-ermenistana-bahar-gelir-mi-03.08.2013-549627
The Sorry State of Turkish Media
Author Daron Acemoglu
And James Robinson
We are still optimistic that what started as peaceful
protests in Istanbul’s Gezi Park in Taksim Square and then turned into
widespread protests against the Justice and Development Party’s increasingly
authoritarian rule can strengthen Turkish democracy. But before this part
protest part political movement can achieve this, it has to overcome a huge
barrier: the Turkish media.
Trabzonspor Başkanı'ndan skandal açıklama: Trabzonspor Rum takımı mı? Ermeni takımı mı?
Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, yaptığı
skandal açıklamalar bugün bir yenisini daha ekledi. Hacıosmanoğlu, CHP'ye
yüklendiği açıklamasında "onların takımları Fenerbahçe de Trabzonspor Rum
takımı mı? Ermeni takımı mı? İsrail takım mı? Demek ki Trabzonspor sizin
takımınız değil" dedi. (Ne yazık ki 21. Yüzyılda bu kafalar hala var. HYETERT)Azınlıklara 'soy kodu' uygulamasına 'fişleme değil' açıklaması
Soy kodu uygulamasının 1983 ve 2001 tarihli iki genelgeyle kararlı
biçimde sürdürülen bir uygulamaya devam edildiği belirtildi. Bir Ermeni
yurttaşın çocuğunu azınlık okuluna kaydettirebilmek için başvuruda bulunduğu
İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yaptığı yazışmadan, azınlıkların Lozan’dan
beri ‘soy kodu’ uygulamasıyla fişlendiği ortaya çıktı. Nüfus kaydında Rumlara
1, Ermenilere 2 ve Yahudilere de 3 kodunun verildiği anlaşıldı. Milli Eğitim,
bu okullara kayıt için nüfus kâğıdındaki din hanesinin yetmediğini, bunun için
‘anâsır kodu’ altında bir tanımın olduğunu açıkladı. (Garip olan, -izlemenin şekli bir yana- bu izlemeye şaşmak. Devletin kuruluşundan bu yana potansiyel iç düşman olarak gördüğü, yıllarca MGK gündeminde olan azınlıkların devleti tarafından izlenmemesi tuhaf olurdu. HYETERT)
'Soykırım' kitabı yazarı, ABD'nin BM temsilcisi
ABD Senatosu, Başkan Barack Obama'nın dış politika
danışmanı Samantha Power'ı önceki gece ABD'nin Birleşmiş Milletler temsilcisi
olarak atanmasını onayladı. "Amerika ve Soykırım Çağı" kitabıyla
tanınan eski gazeteci Samantha Power, açık sözlü bir insan hakları aktivisti
olarak da tanınıyor. Power'ın kitabının ilk bölümünde "Ermeni soykırımına
uluslararası tepkiler", ikinci bölümünde ise "Nazi Soykırımı"
ele alınıyor.
'Soy kodu' Osmanlı'dan, Süryaniler 4 numara!
Nüfus işlemlerinde azınlıkların kodlanmasında yeni sayfalar:
Süryaniler 4 numara, 'diğerleri' 5... Kodlama Osmanlı'dan bu yana var... Sadece
eğitimle ilgili değil, 'döneklik' araştırmasında da kullanılabiliyor. Türkiye
’de, gayrımüslimlere yönelik olarak 90 yıldır sürdürülen soy kodu uygulamasının
Rumlar, Ermeniler ve Yahudilerle sınırlı olmadığı, Süryanilere “4” ve
“Diğerleri” başlığı alındaki azınlıklara da “5” kodunun verildiği ortaya çıktı.
Soysuz tarife!
Eyüp Can / eyup.can@radikal.com.tr
Peki bu gizli soy kodu ne işe yarıyor? En hafif tarifesini anlamak
için askerde Sinan'ın başına gelenleri okumanız yeter... Daha ilk gün sorguya
çekiliyor. Aç, susuz günlerce sürüyor sorgu… Sonunda bir gün dayanamayıp “Bu işte
bir yanlışlık olmalı günlerdir bana niye ninemi sorup duruyorsunuz” der. “İtiraf etmeni bekliyoruz” der subay. ‘İtiraf!’ Ürperir. Neyi itiraf
edeceğini bilemez! Arkadaşlarını sorsa anlayacak. Gerçi onların adını vermemek
için kendi kendisine yemin etmiş. Ama zaten onları soran yok. Sonunda daha üst
rütbeli bir komutan gelir ve Sinan’a Fatma diye bildiği hacı ninesinin aslında
Siranuş isimli bir Ermeni olduğunu söyler. Sinan’ın gözü döner, öfkeyle “Yalan
söylüyorsun” diyerek komutanın üzerine yürür.
Taksim'deki Surp Agop Ermeni Mezarlığı Beyazıd-ı Veli Vakfının mıydı?
Cemil Koçak
... Taksim’de ortadan kaldırılan Surp Agop Ermeni mezarlığını Gezi
olayları vesilesiyle hatırladık. Meşhur bilirkişi raporunu ilk kez açıklıyorum.
Taksim’in bir zamanlar mezarlıklar bölgesi olduğunu, Gezi olayları vesilesiyle
yeniden hatırlandı. Bölgede sadece Ermeni mezarlığı yoktu; Katolik ve Müslüman
mezarlıkları da vardı. Kentin Taksim civarında genişlemesiyle birlikte değeri
artan bu arazilerin mezarlık olmaktan çıkarılması ve imara açılması süreci,
büyük ölçüde ancak 20. yüzyılın ilk yarısında gerçekleşti. Cumhuriyet döneminde
İstanbul belediyesinin Ermeni mezarlığına el koymaya kalkması, içinden
çıkılması çok güç dava sürecini de beraberinde getirdi. Yazının Devamı: http://haber.stargazete.com/yazar/taksimdeki-surp-agop-ermeni-mezarligi-beyazidi-veli-vakfinin-miydi/haber-778485
Papa: Müslümanların dostuyum
Katoliklerin ruhani lideri Papa Francesco, Ramazan ayının bitimi
münasebetiyle İslam dünyasına hitaben ilk kez bir mesaj yayımladıÖnceki yıllarda Dinler Arası Diyalog İçin Papalık Konseyi Başkanlığı
tarafından imzalanan mesajı, alışılmışın dışında kişisel olarak hazırlamayı
tercih eden Papa, Müslümanların dostu olduğunu dile getirdi.
Supreme Spiritual Council Meeting in the Mother See of Holy Etchmiadzin
From July 30 to 31, under the presidency of His Holiness Karekin II, Supreme
Patriarch and Catholicos of All Armenians, the regular meeting of the Supreme
Spiritual Council was held with the general membership in the Mother See of
Holy Etchmiadzin. At the opening of the meeting the Catholicos of All Armenians
expressed his appreciation to the council members for traveling to the Mother
See to discuss all the challenges that the Armenian Apostolic Church was facing
and the problems troubling the faithful Armenian people.
Karaköy’deki Rus Ortodoks Kilisesi 41 yıl sonra ibadete açıldı
İstanbul’daki Aya İlia Rus Ortodoks Kilisesi, 41 yıl sonra, yeniden
ibadete açıldı. Fener Rum Patrikhanesi’nde görevli peder Visarion tarafından
yönetilen ayine, İstanbul’daki Rus cemaatinin yanı sıra tüm Ortodoks
cemaatinden de katılım oldu. 19. yüzyılda inşa edilen İstanbul’daki Aya İlia Rus Ortodoks Kilisesi,
41 yıl sonra yeniden ibadete açıldı. 1972 yılında kilise rahibinin hayatını
kaybetmesinin ardından kapatılan Aya İlia’da bu sabah 2 Ağustos Peygamber İlyas
Günü’nde yıllar sonra ilk kez ayin düzenlendi. 40 yıllık uzun bir aranın
ardından kilisenin duvarlarında yeniden ilahiler çınladı.
Rus Sözcü: ''İlk ateşi çoban açtı''
Bölgede görev
yapan Rus Sınır Muhafız Birlikleri Sözcüsü Sergey Greçin, İtar-Tass haber
ajansına konuştu. Rus Sözcü, ''35 yaşındaki çoban Mustafa Ülker, Ermenistan
sınırını ihlal etti. Rus sınır muhafızlarına ateş etti, sonra Ermenistan
topraklarında ilerlemek istedi. Rus muhafızlar da ateşe karşılık verdi ve
çobanı yaraladı. Yaralanan çoban daha sonra hayatını kaybetti'' dedi.
Nüfus kaydında 'soy kodu' damgası!
Milli Eğitim
Müdürlüğü’nün resmi yazısında Ermenilerden “soy kodu: 2” diye söz edildi.
Uygulama tartışma yarattı. Peki bu uygulama fişleme olabilir mi? Kimliklerin
kodlanması nasıl değerlendirilir? Uzmanlara sorduk, işte yanıtlar: İstanbul
Şişli Milli Eğitim Müdürü Gürbüz Akbulut:'Fişleme değil yıllardır böyle'. Bu
konuyla ilgili çok fazla bilgim yok ancak bir çocuğu Ermeni okuluna
yazdırabilmek için anne ve babanın Ermeni olması lazım. Kesinlikle Lozan’dan
gelen anlaşmaya bağlı olarak da zaten veriliyor bu hak.
Ermenistan'dan Türkiye'ye başsağlığı mesajı
Ermenistan, sınırda vurulan çoban için Türkiye'ye
başsağlığı mesajı diledi. Ermenistan Dışişleri Bakanlığı, sınır ihlali yaptığı
sırada vurulan Türk çoban Mustafa Ülker 'le ilgili Türkiye'ye bilgi notası
verdi.Türkiye'nin Tiflis'teki büyükelçiliği aracıyla verdiği notaya cevaben
yapılan açıklamada, olaydan duyulan üzüntü dile getirildi. Bakanlığın basın sözcüsü Tigran Balayan, başsağlığı
dileğini ve gelecekte böyle olayların yaşanmayacağı umudunu ifade ettiklerini
aktardı.
Türkiye'den Ermenistan'a sert tepki
Dışişleri Bakanlığı: "Masum bir vatandaşımızın,
tamamen masum bir nedenle gerçekleştiği anlaşılan basit bir sınır ihlali
nedeniyle ateş açılarak öldürülmesini şiddetle kınıyoruz. Ermeni tarafının
sınırda ortaya çıkması olağan bu tür bir gelişmeye karşı orantısız güç
kullanmış olmasının izahatı yoktur."
Nüfus kayıtlarında 'soy kodu': Rumlar 1, Ermeniler 2, Yahudiler 3
Ermeni kimliğine geri dönerek çocuğunu bir Ermeni
anaokuluna yazdırmak isteyen anneye İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü
tarafından verilen resmi bir yazı, vukuatlı nüfus kayıtlarında gizli 'soy kodu'
kullanıldığını ortaya çıkardı. İşte 'soy kodları': Rumlar 1, Ermeniler 2,
Yahudiler 3...İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün resmi nitelikli
yazısında Türkiye vatandaşı Ermenilerin 'soy kodu'nun '2' olduğu ifadesi yer
alıyor. Nüfus müdürlüklerinde gizli tutulan 'soy kodu', talep eden devlet
kurumlarına resmi bir yazıyla bildiriliyor.
Bias, Neglect Hurt Writers Conference
By Lucine
Kasbarian,
“Armenian
writers who, as a result of bitter fate, create in foreign languages are not
foreigners, but faithful and dedicated ambassadors of their Armenian blood and
spirit in non-Armenian surroundings.” -- Sarkis
Guiragossian, Aztag daily, 2005. There are
several schools of thought about how to behave in a foreign country. “When in
Rome, do as the Romans do,” is one such advisory.
Ermenilerin Yaptığı Soykırım Bu Anıt ile Hatırlanacak
TurkishNY.com - Azerbaycan’ın Guba şehrinde Ermeniler
tarafından yapılan soykırımın kurbanlarının hatırlanması adına planlanan Guba
Soykırım Anıtı Kompleksi’nin inşa çalışmaları tamamlandı. APA’ya konuşan Guba Soykırım Anıtı Kompleksi’nin inşa
işlerini yürüten şirketin müteahhiti Adil Akhundov, inşa çalışmalarının 2010
Kasım-Aralık ayında başladığını belirterek, “Kompleksin inşa çalışmalarını
bitirdik. (Kompleksi) çevreleyen alanlar temizleniyor. Yapı, kullanıma hazır”
dedi.
Hristiyan Belediye Başkanından iftar daveti
HATAY'ın
Arsuz İlçesi'nin Hristiyan Belediye Başkanı Fuat Süme'nin her yıl geleneksel
düzenlediği iftar daveti siyasetçilerden ve halktan yoğun ilgi gördü. Arsuz
Belediye Başkanı CHP'li Fuat Süme, Ramazan ayının sevgi ve barış ayı olduğunu
belirtti.
Çobanın cenazesi Ermenistan sınırından teslim alındı
Arpaçay ilçesinde Ermenistan sınırına geçen hayvanını
almaya gittiği sırada Ermeni askerlerince açılan ateş sonucu yaşamını yitiren
çobanın cenazesi Ermenistan sınırından teslim alındı. Akyaka Kaymakamı Osman Uğurlu, Arpaçay Kaymakamı Can Aksoy ve askeri yetkililer, Ermenistan sınırına giderek, imzalanan protokolle 35 yaşındaki Mustafa Ülker'in cenazesini teslim aldı.
Suriye sınırında 2 Ermeni çocuk kaçırıldı
Suriye
Türkiye sınırında, silahlı kişiler, bir otobüsü durdurarak içindeki 2 Ermeni
çocuğu kaçırdı. Armenpress’in haberine göre, Halep’ten Türkiye ’ye giden ve 3
Ermeni ailenin bulunduğu otobüs Türkiye sınırında silahlı kişilerce durduruldu.
28 Temmuz sabahı gerçekleşen olayda otobüste 7 kadın ve iki çocuk bulunuyordu.
Otobüsü durduran silahlı kişiler, kadınları serbest bırakırken 14 ve 12
yaşındaki iki çocuğu kaçırdı.
Ermenilere define teklifi
Sümeyra Tansel
Muş’ta
yıkılan Ermeni evleri talan ediliyor. Evlerin altını kazan defineciler,
Facebook aracılığıyla buldukları Ermenilerden yardım istiyor. Muş’ta
yıkılan tarihî Ermeni evlerinin altını kazan defineciler Facebook aracılığıyla
buldukları Ermenilerden pay karşılığında yardım talep ediyor. ABD’de yaşayan
Nadya Uygun, Muş’taki yıkımlar başladığından beri definecilerden 10’dan fazla
mesaj aldığını anlattı.
Ermeni askerlerin ateş açtığı Türk çoban öldü
Kars'ın
Arpaçay ilçesinde yaylada hayvanlarını otlatan çobana Ermenistan sınırına geçen
hayvanını almaya gittiği sırada Ermeni askerlerince ateş açıldı. Yaralı çoban
yaşamını yitirdi. Arpaçay
ilçesi ile Ermenistan sınırı arasında kalan Akyaka yaylasında hayvanlarını
otlatan Mustafa Ülker (35), Ermenistan topraklarına geçen hayvanını almaya
gitti. Ülker, bu
sırada Ermenistan tarafından açılan ateşle yaralandı. Kars Valisi
Eyüp Tepe yaralanan Ülker'in hayatını kaybettiğini öğrendiklerini söyledi.
Irkçı danışman hâlâ orada mı?
Mehmet Y. Yılmaz /myy@hurriyet.com.tr
Beyoğlu
Belediyesi’nin, Taksim Meydanı’nda kurduğu iftar sofrasında bu kez Yahudi ve
Hıristiyan cemaatlerin dini liderleri de yer almış...Merak ediyorum, iftar
yemeği sırasında Topbaş ile cemaatlerin temsilcileri hiç göz göze gelebildiler
mi? “Yahudi, Ermeni ve Rum” sözcüklerini Gezi gösterileri sırasında attığı
tweet’lerde bir hakaret sıfatı olarak kullanan Prof. Dr. Ahmet Atan, İstanbul
Büyükşehir Belediyesi’nin sanat danışmanlığını da yürütüyor çünkü. Acaba cemaat
temsilcilerinin aklından o sırada ne geçti? Eminim ki ev sahibini kırmamak
için “Böyle diyorsun ama bizim etnik
kimliklerimizi bir hakaret olarak kullanarak nefret suçu işleyen bir adam hâlâ
sizin sanat danışmanınız” dememişlerdir.
Önde 2,5 milyar dolar, arkada uzun koridorlar..
Yetvart Danzikyan
/ yetvartd@ttmail.com
Evet azınlık
vakıflarına mülkler iade ediliyor ancak ülkenin dört bir yanından sonuçsuz
dava, "fethedilen" kilise, kentsel dönüşüm kurbanı tarihi miras haberleri
geliyor. “Azınlık vakıflarına şu ana kadar 2,5 milyar
dolarlık gayrimenkul iade ettik..” Başbakan Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde
iftar konuşmalarından birinde söylediği bir cümleydi bu. Sizi bilmem ama
duyunca biraz huzursuz oluyor insan doğrusu. Evet elbette ki AKP döneminde,
cumhuriyet dönemine kıyasla azınlık vakıfları konusunda hayli olumlu gelişmeler
olmuştur ancak doğrusunu isterseniz “2,5 milyar dolarlık mülk iade ettik”
cümlesi de pek uygun kaçmamıştır. Öncelikle davalar hiç de sanıldığı kadar
pürüzsüz ilerlemiyor, vakıf avukatları el konulan mülklerin cemaate ait
olduğunu ispatlamak için bin bir dereden belge bulup getirmek mecburiyetinde
bırakılıyorlar. Ve bütün bunlara rağmen çoğu zaman yine de görünmez, ya da
aslında pekala görünür bir duvara çarpıyorlar.
Kanadalılar Suriyeli Süryani genç için yürüdü
Toronto,
polisin öldürdüğü Sammy Yatim için ayağı kalktı... Kanada'nın
Toronto kentinde, polisin 18 yaşındaki Suriye asıllı bir genci vurarak
öldürmesi protesto gösterilerine neden oldu. İlk haberlerde Müslüman denilen
gencin Süryani bir aileden olduğu ortaya çıktı.
Kilise kazısından Hz. İsa'ya olduğu sanılan haç parçası çıktı
Sinop'ta
devam eden Balatlar Kilisesi arkeolojik kazı çalışmalarında taş bir sandık
içerisinde, Hazreti İsa'ya ait olduğu tahmin edilen bir haç parçası bulunduğu
bildirildi.
Alevi, Sünni, Ermeni, Süryani vatandaşlar Taksim Meydanı'ndaki iftarda buluştu
Taksim Meydanı'nda düzenlenen iftara İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Müftüsü Rahmi Yaran, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, Fener Rum Patriği Bartholomeos, Süryani Kadim Metropoliti Yusuf Çetin, Türkiye Ermenileri Baş Episkopos Aram Ateşyan, Dünya Ehlibeyt Vakfı Başkanı Fermani Altun ve çok sayıda vatandaş katıldı.
ՔԱՆԻ ՄԸ ԴԻՏՈՂՈՒԹԻՒՆՆԵՐ` “ՀԱՅ ԱՌԱՔԵԼԱԿԱՆ ՍՈՒՐԲ ԵԿԵՂԵՑՒՈՅ ԽՈՒՄԲ ՄԸ ՀԱՒԱՏԱՑԵԱԼՆԵՐ”
ՈՒ
ԱՆՈՒՆՈՎ ՍՏՈՐԱԳՐՈՒԱԾ
ՀԱՒԱՔԱԿԱՆ ՆԱՄԱԿԻՆ
ՎԵՐԱԲԵՐԵԱԼ Ծանօթացանք Ֆրանսայի
Հայ Առաքելական
Սուրբ Եկեղեցւոյ
խումբ մը
խիստ մտահոգ
հաւատացեալներու կողմէ
պատրաստուած Հաւաքական
Նամակի բովանդա-կութեան հետ,
որ հրատարակուած
էր «Նոր
Յառաջ» երկօրեայ
թերթին մէջ,
(Շաբաթ, Յուլիս
27, 2013 - թիւ 536): Հաւաքական սոյն
նամակը տրամադրելի
դարձած է
նաեւ հա-մացանցային տարբերակով:
Ukrayna Parlamentosu’ndan Örnek Soykırım Kararı
APA’ya
konuşan Komite üyesi, Verkhovna Radası Yardımcısı Mustafa Jamil, yapılan
görüşmelerde, parlamentoda söz konusu yasa tasarısının görüşülmesinin kabul
edilemez olarak değerlendirildiğini belirtti. Görüşmede, Ukrayna parlamentosu
tarafından bu tür bir belgenin kabul edilmesinin gerçekle çeliştiğinin
belirtildiğini söyleyen Jamil, “Bu tür belgelerin kabul edilmesinden önce,
tarih bilimciler bunları incelemeli ve ortak bir karara varmalı. Aynı zamanda,
bu tür bir belgenin kabul edilmesi, uluslar arasındaki dostluğu baltalayabilir.
Bu sebeple, komite yasa tasarısını reddetti” dedi.
Mustafapaşa kilise ve şapel zengini
Nevşehir’in
Ürgüp ilçesine bağlı Mustafapaşa beldesinin sınırları içerisinde bulunan 36
kilise ve şapel, Hristiyan turistlerin dikkatini çekiyor.Mustafapaşa
Belediye Başkanı Levent Ak, beldelerinin Kapadokya bölgesinin en zengin kültür
merkezi olarak bilindiğini söyledi. Mustafapaşa’nın, tarih, doğa ve kültür
değerlerini kapsayan çok sayıda varlığa sahip olduğunu kaydeden Ak, “36 kilise,
6 yeraltı şehri, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nca tescili
yapılmış 140, henüz tescili yapılmamış 250 olmak üzere toplam 390 adet tarihi
konağa sahibiz.
Süryanilerin Anayurdu Mor Gabriel Manastırı
Süryanilerin
anayurdu olarak bilinen Turabdin bölgesinin kalbi konumundaki Mor Gabriel
Manastırı, Midyat ilçesi'nin 23 km. güneydoğusunda, meşe ağaçlarıyla örtülü
tepelerin doruk noktalarından birinde, 1616 yıllık uzun tarihi boyunca
yaşadıklarını sergileyerek kendisine gelen konukları büyüleyerek karşılar.
Assyrian Village in Syria Attacked By Muslims
Hassaka, Syria (AINA) -- The Assyrian village of Tel Hormizd
was attacked on Saturday, July 27 at about midnight. Fifty Arab Muslims on
motorcycles entered the village and began a shooting rampage. According to
residents, the Muslims fired indiscriminately, wounding two Assyrians, one of
whom is still in hospital.
Ermeniler Mereto Dağı'na tırmandı
Mereto Dağı tırmanışı her yıl geleneksel olarak yapılıyor...Her yıl
geleneksel olarak yapılan Mereto Dağı tırmanışına, bu yıl da Ermeni kökenli
vatandaşların ilgi gösterdiği görüldü. Ermeniler tarafından kutsal sayılan Mereto
Dağı ve kilisesini ziyaret eden ve aralarında Sason Ermenileri Derneği Başkanı
Aziz Dağcı'nın da bulunduğu Ermeni kökenli vatandaşlar, Surp Asvadazin Meryem
Ana Kilisesi'nde mum yakıp dua ettikten sonra dağın yanında bulunan Şeyh Bazit
Türbesi'ni de ziyaret etti.
Çan, ezan ve hazan sesi ile…
Funda’nın Gözünden / Funda Süzer. Foto, Özgür Kocaeli
Kuzguncuk, Anadolu yakasında; Üsküdar ile Beylerbeyi arasında bir
vadi.17.yy kaynaklarına göre bir Musevi köyü. Eski adıyla, Kosinitza. Üstadımız
Evliya Çelebi’ye göre ise bu isim Fatih Sultan Mehmet devrinde buraya yerleşmiş
“Kuzgun Baba” adlı bir veliden kaynaklanmıştır. Zamanında Museviler, Kutsal
topraklara varmadan son durak saydıkları için yerleşmişler bu köye. Aynı
dönemlerde Rumlarında oturduğu söylenmekte . 18.yy da Ermeniler yerleşmiş. 20.yy
ortalarında da Türkler çoğalmaya başlamış.
Şimdilerde, Gayrimüslimler azalsa da hepsi keyifle bir arada yaşar
durumda.
The Real Turkish Heroes of 1915
By Raffi Bedrosyan
Germany has decided to name several neighborhoods,
streets, buildings, and public schools in Berlin and other German cities after
Adolf Hitler and other Nazi “heroes.” Talat Pasha, If the above statement were to be true, how
would you react? How do you think Germans would react? How do you think Jews
still living in Germany would react? My guess is that you, the Germans, and the
Jews would all find it inconceivable, offensive, and unacceptable. And yet, it is true in Turkey, where it is acceptable to
name several neighborhoods, streets, and schools after Talat Pasha and other
Ittihat ve Terakki (Committee of Union and Progress) “heroes” who not only
planned and carried out the Armenian Genocide, but were responsible for the
loss of the Ottoman Empire itself.
Avrupa ‘azınlık’ dersinde sınıfta kaldı
Seyit Arslan
Alman Bertelsmann Vakfı’nca yapılan ‘Toplumsal
Birliktelik Radarı’ başlıklı araştırma, birçok ülkeye azınlıklar konusunda
dersler veren Avrupa’da ana toplum ile göçmenler arasında ciddi sorunlar
yaşandığını ortaya koydu. Avrupa’da 5 milyon Anadolu insanı yaşıyor. Almanya,
Avusturya, Belçika ve Hollanda gibi ülkelerde sık sık entegrasyon
tartışmalarının merkezine oturtulan insanımız, uyum sağlamadığı gerekçesiyle
özellikle sağ siyasetçiler tarafından yoğun bir şekilde eleştiriliyor. Kısa
süre önce yayınlanan bir araştırma, birçok Avrupa ülkesinin toplumsal
birlikteliği sağlamada sınıfta kaldığını gösteriyor.
Patrik Bartholomeos'tan iftar duası
Fener Rum Patriği Bartholomeos, Türkiye Omirilik
Felçlileri Derneği(TOFD)'nin düzenlediği iftara katıldı. Derneğin Ataköy'deki
binasında düzenlenen iftara, aralarında Prof. Dr. Hüseyin Hatemi, avukat Kezban
Hatemi, gazeteci Hakan Çelik gibi isimlerin de bulunduğu yaklaşık 120 davetli
katıldı. İftar öncesinde dua okuyan Bartholomeos, "Bedenimizdeki engeller
kalbimizin sevgisini engellemez, engelleyemez. Biz buna samimiyetle inanıyoruz
ve sizden güç alıyoruz. Tüm kalbimizle her zaman yanınızdayız. Sizlerin bizler
için duacı olmanızı dilerim" diye konuştu.
Muş'taki Ermeni mirasının yıkımı durdu
Ayça Örer - ayca.orer@radikal.com.tr
Muş’ta kalan ve şehirde bir zamanlar Ermenilerin
yaşadığının son kanıtı olan Kale Mahallesi, 21 Ekim 2012’de Bakanlar Kurulu
kararı ile kentsel dönüşüm kapsamına alındı. Dönüşüm projesi çerçevesinde
mahallede yıkılması planlanan 500 evin yerine TOKİ, 770 daire inşa edilecekti.
Binaların yüzde 80’i yıkıldı. Kentsel dönüşüm kapsamındaki yıkım, Van Koruma
Kurulu’nun bir evi tescillemesiyle şimdilik durdu.
Մայր Աթոռ Ս. Էջմիածին Տեղեկատուական համակարգ տնօրէն` Տ. Վահրամ քահանայ Մելիքեան
Յուլիսի 26-28-ը Նորուէգիայի Թրոնդհայմ քաղաքում տեղի ունեցաւ «Կրօնների եւ բնապահպանութեան
ալեանսի»
ներկայացուցիչների
երկրորդ
հանդիպումը:
Հանդիպմանը
մասնակցում
էր
Հայաստանեայց
Առաքելական
Սուրբ
Եկեղեցու
եւ
Էջմիածին
քաղաքի
պատուիրակութիւնը,
որի
կազմում
էին
Մայր
Աթոռ
Սուրբ
Էջմիածնի
Միջեկեղեցական
յարաբերութիւնների
բաժնի
տնօրէն
Տ.
Յովակիմ
եպիսկոպոս
Մանուկեանը,
Էջմիածնի
քաղաքապետ
տիար
Կարէն
Գրիգորեանը
եւ
Եկեղեցիների
համաշխարհային
խորհրդի
Կլոր
Սեղան
միջեկեղեցական
բարեգործական
հիմնադրամի
գործադիր
տնօրէն
տիար
Կարէն
Նազարեանը:
Zeytinli Adada 2 Bin 300 Yıllık Yeraltı Kilisesi Bulundu
Balıkesir'in Erdek ilçesinde bulunan Zeytinli adada bir yeraltı
kilisesi bulundu. 7 yıldır Erzurum Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr.
Nurettin Öztürk başkanlığında gerçekleştirilen kazılarda kilisenin 10 gün
içinde ortaya çıkarılacağı belirtildi.
Sahibinden satılık kelepir kilise!
Siirtli Mehmet Emin Evin, özel mülkü olan arazide bulunan Süryani
kilisesini satmak istiyor. Söz konusu araziyi, babasının hayvancılık yapmak
üzere 1980'lerde Siirtli Araplardan aldığını belirten Evin, kilisenin de
böylece kendi mülkiyetlerine geçmiş olduğunu anlatıyor. "1915'e kadar tüm
bölge Hıristiyanlarındı sonra Müslümanların mülkiyetine geçti" diyen Evin,
kendi ailesinin de aslen Keldani olduğunu fakat 1915'te zorla Müslüman
yapıldığını ve Kürt gibi yaşamaya başladıklarını söylüyor.
Şark Meselesinin güncel provası
Orhan Dede
Dinlerarası Diyalog, Medeniyetler arası İttifak, Büyük
Ortadoğu Projesi (BOP) ve Arap Baharı... Hepsi Haçı geni taşıyan projeler. Hepsinin
de hedefinde İslam coğrafyası var. İlk olarak Diyalog sonra da eş zamanlı
olarak Medeniyetlerarası İttifak ortaya atıldı. Bu kavramlarla İslam coğrafyası
BOP’a hazırlandı. Papazlar ve hahamlar iftar sofralarında boy göstermesi ve
hatta iftar dualarını yapmaları bu projelerin ortaya atılmasıyla başladı. Bu
süreçte İslam haram dediği halde Müslüman kadınlar Hıristiyan erkeklerle
evlendirildi ve bu cinayet, “bir devrim” diye gazete manşetlerine taşındı. (Ne
diyelim Allah akıl fikir versin. HYETERT)
'Büyük Türkiye olmanın koşullarından birisi, Ermeni meselesinin çözümüdür'
Adnan Boynukara - Yazar
Yazar Adnan Boynukara: Küresel aktör ve Büyük Türkiye
olabilmenin birinci koşulu özgüven ise bunun test edileceği meselelerden birisi
de Ermeni meselesindeki tutumdur... Türkiye’nin temel meselelerinden birisi
olan, göç etmiş, göçe zorlanmış Ermeniler meselesi, yani 1915’de yaşanan olaylar
konusunda da belirleyici olup olmayacağıdır. Ortaya çıkan değişim dikkate
alındığında, bunun mümkün olduğu ve ‘Yeni Türkiye’nin’ kök salmasına imkân
tanıyacak en temel konulardan birisinin de Ermeni meselesinin çözümü olduğu
görülür. Özellikle küresel aktör ve Büyük Türkiye olabilmenin birinci koşulu
özgüven ise bunun test edileceği meselelerden birisi de Ermeni meselesindeki
tutumdur. Bu bakımdan, Türkiye’nin büyüklük ideasının, sözden ibaret olmadığını
göstermesi önemlidir.
BDP Süryani Milletvekili Erol Dora’dan Eruh'taki Surp Hovhannes Yuhanna Kilisesi’nin Cemaate Satılmasına Sert Tepki
Gazeteci Yazar Cevat Sinet'in, Süryani avukat ve BDP
Mardin Milletvekili Erol Dora ile yaptığı röportaj:
Eruh’ta Dih Mahallesinde Surp Hovannes Yuhanna Kilisesi var. Eruh Belediyesi’nin kayıtlarında yeşil alan olarak görünüyor. Bizde eski tapu da var, yeni tapu da var. Fethullah Gülen cemaatine ait paravan bir şirket olan Lotus Eğitim Dağıtım İnşaat Turizm Yemek Hizm. San ve Tic A.Ş. şirketi o bölgeyi satın aldı. Eruh Belediyesi, yeşil alan olan yeri, belediyenin kararıyla cemaate sattı. 300 kişilik cemaat üyesi şu an orada yurt yapıyor...Bu kutsal mekânlara sahip çıkmalıyız. BDP’nin bu tarih soykırımını yapması abesle iştigal...Biz bu desteği BDP’den çok bekliyorduk. Bunu Siirt belediyesinden de bekliyorduk. Bir AKP’li yaptığı zaman ben bunu olağan ve normal karşılıyorum ama BDP bunu yaptığı zaman hakikatten bunun hazmedilecek bir tarafı kalmıyor.
Taksiyarhis Kilisesi Açılırken
Ayvalık sessiz sedasız bir müzeye kavuştu. İlçe yönetimi
onu "Anıt Müze" diye tanıttığı için böyle diyorum: Taksiyarhis
kilisesi üzerine serili ölü toprağından kurtarıldı sonunda. Yaklaşık iki yıldır
devam eden restorasyon çalışmaları nihayet sevindirici bir sonuca ulaştı. Bu
yıl Nisan ayında yapılan kabulden sonra geçtiğimiz günlerde, 11 Temmuz'da
halkın ziyaretine de açıldı.
“mal sahibi, mülk sahibi... hani bunun ilk sahibi?”
“kırdıkaçdı oğlu karabit oğlu ve ohanis”, “taşci mardik
oğulları avadis ve serkis”, “parsih oğullarından mardiros”, “kelust oğlu serkis
tanil”, “ocaklı oğlu kirkor ve artin’den niyazi deveci unan oğlu yakop”, “çekem
mığdısı karabit”... size aşina, bildik, tanıdık geliyor mu bu isimler? sanmam
siz de benim gibi tanımazsınız bu kişileri, adlarını bile duymamışsınızdır. daha
yüzlercesi var! onların da adlarını saysam yine bildiğiniz birisi çıkmaz
içinden. gidip muhtarlığa sorsak kayıtlarını-kuyutlarını da bulamayız. bu
dünyada soylarını sürdüren birileri var mı onları da bilmek mümkün değil. ama
onlar bu topraklarda yaşadılar, mal mülk sahibi oldular ve sonra da yok
oldular. yalnız yok olmadılar, izleri de saklandı, yok edildi. ama güneşin
altında olan biten, yaşanan hiçbir şeyi sonsuza kadar gizlemek olanaklı değil. bir
yerden çıkıyor mutlaka. ama bu kendiliğinden olmuyor. birileri gerekli; arayan,
çaba gösteren, uğraşan. işte “sait çetinoğlu” onlardan birisi.
Ermeni Gazeteciye Laik ve Hristiyan baskı
Gazeteci Markar Esayan, Gezi Parkı süreci boyunca ve sonrasında yazdığı yazılar ve sosyal medyadaki tweetleriyle son derece aktif bir rol üstlendi. Süreci Türkiye'nin siyasi yapısı üzerinden değerlendiren Esayan, kalem oynatan aydınlar hakkında 'Aydınların çöküşünü izledik, bu süreç onların içindeki canavarı ortaya çıkardı' diyor... Bunları söylediğiniz için dışlanmıyor musunuz? Dışlanıyorum elbette. İstanbul'da, laik bir çevrede büyüdüm, Hristiyan'ım. Benden beklenen, diğerleri gibi dindarlara aynı yerden bakmam. İnsan olmanın temel gereği eşitliktir. Erdoğan'ın kim olduğu sosyolojik kodları beni ilgilendirmiyor. On yıl boyunca yaptıkları ortada ve çok önemli... Türkiye etnik sorunlarını çözmemiş bir ülke olduğu için etnik kimlikler adalete muhtaç. O kimliklerle öne çıkan insanların çok fazla çaba sarf etmeden aktör olmalarına neden oluyor. Bu tembelliğe yol açıyor. Türkiye'deki aydın tipinin çoğunun bu tip insanlardan oluştuğunu düşünüyorum. O yüzden ben baştan beri çok sert bir çizgi koydum. Hiçbir şeyi sadece Ermeni sorunundan ibaret de görmedim.
Çerçevenin dışına çıkmak
Sıtkı Şükürer ssukurer@gmail.com
İttihat Terakki ile birlikte Türkçülük ideolojisi ön
plana çıkarılmaya çalışıldı. Amaç hep aynıydı. Mümkün olduğunca elde kalan
topraklar korunmaya çalışılıyordu. Türkçülük toplumun “payı” olacak, aynı
zamanda “paydada” İslam yer alacaktı. Proje, zaten müsait olan siyasi
konjonktüre uygun olarak hayata geçirildi. Bir müddet sonra elde kalan
topraklar gayrimüslim nüfustan “arındırılmaya” başlandı. Cumhuriyet, bu fikri
takip etti. Neticede, o an için sanki başka türlüsünün olamayacağına dair bir
kararlılıkla, bu günlerde belki 20 milyon kişiye ulaşacak Ermeni, Rum, Yahudi
nüfus tasfiye edildi. Payda artık İslam’dı. Paya dair bazı sıkıntılar vardı.
Özellikle Kürt nüfusu Türkleştirmek zorluklar arz ediyordu. Bu insanlar
Çerkezler, Boşnaklar ve benzerleri gibi ülkenin yeni vatandaşları değildi. Kendi
topraklarında, kendi dilleri ve kültürleri ile yaşayan insanlardı.
Etnik Bölücülükten, Türk Milliyetçiliğini Sorumlu Tutmak
İrfan Sönmez / sonmez@sonsayfa.com
Milliyetçilikle ilgili en önemli kuramcılardan biri olan
E.J.Hobsbawm, Osmanlının Ulusçu akımlar yüzünden değil, merkezi otoritenin
zayıflaması yüzünden yıkıldığını, ulusçu akımların bunun sonucu olarak ortaya
çıktığını söyler. Yani, Osmanlı’nın yıkılışı Milliyetçi isyanların sonucu değil
aksine bu isyanlar merkezi yönetimin zayıflamasının bir neticesidir. Devletin
geri çekildiği her yerde başka otoriteler ortaya çıkar.Oluşan boşluğu başkaları
doldurur. Tıpkı mafya yapılanmaları gibi ulusalcı akımlarda bu tip boşluklardan
beslenirler. İmralı süreci de benzer bir noktaya doğru gidiyor. Süreçle
birlikte zayıflayacağı düşünülen etno milliyetçilik, daha da
güçlenmiştir.Devlet geri çekildikçe, oluşan boşlukları süratle doldurmuştur.
Daha önce nüfuz edemediği alanlara açılma, yeni mevziler kazanma imkanı bulmuştur.































